JO-ANN KELLY HATIRASI: MEMPHİS LİL'İ HİÇ GÖRMEDİM!...

_ Emirhan Oğuz Sayı 131, Mart 2007

973'un sıcak ağustosunun ilk haftasında, büyük blues şarkıcısı Memphis Minnie (Minnie Douglas) uzun süren hastalığı sonrası Memphis Tennessee'de bir huzurevinde yaşama veda eder.Birçoklarına göre gelmiş geçmiş en büyük kadın blues gitarist-sarkıcısı olan Minnie'nin tedavi masrafları başka örneklerde olduğu üzere yine dostlarının yardımlarıyla karşılanmıştır. Bu amaçla düzenlenen kampanyalarda başı çekenler arasında Jo-Ann Kelly de vardır. Jo-Ann böylece en büyük esin kaynağına olan gönül borcunu da ödeme çabasındadır. Minnie'nin ömrünün son demlerine doğru ilerlediği 1960 sonlarında Jo-Ann kendi adını taşıyan ilk albümünü henüz yayımlamıştır. Epic'in tanıtım metni "Blues'un Rengi Var mı?" başlığı altında özetle söyle demektedir:"Birçok blues 'uzmanı'; country-blues sarkıcılarının siyah olmaları, Mississippi'de doğmuş ve halihazırda hiç değilse 50 yaşını sürüyor olmaları gereği üzerine ahkam kesmişlerdir. Bu kişilerin Jo-Ann Kelly'yi dinlememiş oldukları kesindir. Jo-Ann genç, beyaz ve İngiliz. Blues'u da Big Bill Bronzy'nin ‘Öyle ya da böyle, blues söyleyebilen birkaç beyaz hep vardır’ derken kastettiği şekilde söylüyor.

Devamı...      

ÖLÜM GELMİŞ CİHANE: İKİ ADET SKIP ÖLÜMÜ, 1969…

_ Emirhan Oğuz Sayı 127, Şubat 2007

Yükselen eşitlikçi siyah hareketin bütün kültürel alanlarda köktenci bireşimler üretmek üzere köklere döndüğü bu yıllar beyaz adamın da yavaş yavaş "dans etmeyi becermeye" başladığı yıllardır. Sorgulama, başkaldırı, baskı, direnme ve ölüm yılları. Köklerden blues çıkagelir. Eski esaret yıllarının siyah evliyaları tek tek keşfedilmeye başlanır. Bunlar arasında karmaşık gitar tekniği ve hemen fark edilir ses tonuyla ihtiyar Skip James'in ayrı bir yeri vardır.

Devamı...      

ADIOS NEGRA QUERDA, TODAVIA CANTAMOS !...

_ Emirhan Oğuz Sayı 229, Aralık 2010

Eylül gecesinin serinliği bekleyişimizi belirsiz bir heyecanla ürpertiyor. Uzaklara, karanlığa doğru bakıyoruz. Karşıda, lacivert suların güney sırtlarında dik bir eğimle yükselen adada belli belirsiz kıpırdaşan ışıkların uğultusunu duyuyor gibiyiz. Bu rüzgar tabii. Çok hafif bir esintinin önünde, zodyak botun ralantide mırıldanan motorunun sesi duyduğumuz. Bir süre sonra ses tamamen diniyor. Artık küreklere geçildiğini anlıyoruz. Son devriye ilerdeki çifte burunların önünden geçip gideli epey bir zaman olmuş. Olağandışı bir aksilik olmazsa bot onbeş dakika içinde kıyıya, içinde küçük sürü halindeki sarpaların, ince gümüş sürülerinin, istisnai birkaç karagözün yana döne dolandığı uzun yosunların üzerine inecek…

Devamı...      

RAHİBENİN ŞARKISI BİTİNCE!...

_ Emirhan Oğuz Sayı 137, Nisan 2007

Amerikan sivil haklar hareketi aktivistlerinden Medgar Wiley Evers’in bir kitle gösterisi dönüşü evinin yakınlarında öldürüldüğü yıl ABD’de kayda değer gelişmeler yaşanır. Yerel oligarşinin önemli simalarından ve ırkçı etkinliklerin örgütleyicisi katil Byron de la Beckwith, cinayet silahının bulunması ve diğer açık kanıtlara karşın, tamamı beyazlardan oluşan jüri tarafından suçsuz bulunup salıverilmiştir. Evers cinayeti radikal Siyah hareketin hız kazanmasına yol açarken, başka olaylarla birlikte yüzyılın son kırk yılının çehresini değiştirecek gelişmelerin de tetikleyicilerinden biri olacaktır. Ağustos sonunda, ünlü Washington’a Yürüyüş gerçekleştirilir ve Martin Luther King gördüğü düşü dünyaya ilan eder... İnsanların her zaman olduğu gibi düşleri vardır; düş kurmaya devam etmekte, düşleri için mücadele etmekte, düşleri için bazı şeylerden caymakta, başka şeylere sarılmaktadırlar. İki siyah öğrenci bir ilk olarak Alabama Üniversitesi’ne kayıtlarını yaptırmayı başarırlar; Harvard Business School ilk kız öğrencileri kabul eder. Budist rahip Thich Quang Duc Saigon’da kendini ateşe verir. Amerika’nın Vietnam batağı yavaş yavaş ağırlaşmakta, sonraki cehennem on yılının işaretleri belirmeye başlamaktadır.

Devamı...