KRALLARIN ÜLKESİ: TÜRKİYE- 1

_ Lodos Egelioğlu Sayı 11, Haziran 2004

Dünyada en çok kral ülkemizde yaşamaktadır. Ya da, daha anlaşılır bir şekilde ifade edersek Milletvekilleri, valiler, kaymakamlar, polis müdürleri, albaylar ve onların türevleri, akla hemen gelenler (ünvanlarını sıralamadıklarımdan özür dilerim). Bir de bunlara, son dönem laik-demokratik düzenin yılmaz bekçileri olarak kendilerini ortaya atan rektörleri ekleyelim. Vergilerimizle krallar gibi yaşattığımız krallarımızın, biliyorsunuz, makam otolarından tutun da lojmanlarına, yazlıkları-kışlıklarına kadar her şeyleri var. Bir de iş yapma kolaylıkları. Adam telefonu açıyor, ünvanını söylüyor, burası Türkiye ya, bütün kapılar açılıyor. Devletin ciddi bir ayrımcılık yaptığı açık; bu konu, özellikle vatani görev adı altında Türkiye’nin genç erkeklerini parasız işgücü olarak kullanan üniformalılar başta olmak üzere, başka bir yazıda irdelenmeli. Bu yazının konusu ise akademik krallar.

Devamı...      

HARDWARE-SOFTWARE YA DA ELLER ELE VERİR

_ Lodos Egelioğlu Sayı 37, Nisan 2005

Bundan birkaç yıl önce, yanılmıyorsam Fransa’da ilk el nakli gerçekleştirildi. Elini kaza sonucu kaybetmiş olan bir kişiye ameliyatla başka bir el takıldı. Ancak, bu kişi bir süre sonra kendisine takılan eli istemediğini, eski, elsiz haline geri dönmek istediğini doktorlarına iletti. Başkasının böbreğiyle, gözüyle, kalbiyle yaşanabiliyor ancak eliyle yaşanamıyor olsa gerek. Bu olaydan sonra bende ‘el’ takıntısı başladı. Belki de yukarıda saydığım nedenlerle, ellerin insanı kolaylıkla ‘ele verdiğini’ fark ettim. Bir kişinin sosyal konumunu, yaptığı işi, gündelik hayatında ne denli dikkatli olup olmadığını, aceleciliğini, beslenme tarzını, ruhsal durumunu o kişinin ellerine bakarak açıklamak olası. Eski Japonya’da erkekler tırnaklarını el işi yapmadıklarının bir kanıtı olarak uzatırlarmış örneğin. Türkiye toplumunun fiziksel özelliklerinin değiştiği bir gerçek.

Devamı...      

GAZETELERDEKİ İMZASIZ YAZILAR YA DA PORNO MUHABBETLERİ

_ Lodos Egelioğlu Sayı 3, Mart 2004

15 Şubat tarihli Hürriyet Gazetesi’nin Pazar ekinin 3. Sayfasında portre başlıklı tam sayfa yazıda/haberde John Holmes adlı bir kişiden söz ediliyordu. Bu kişinin en büyük özelliği, gerek başlıkta gerekse yazının her satırında vurgulandığı üzere cinsel organının uzunluğu, (yazıda penis demek nedense tercih sebebi olmuş). Hürriyet sayfanın başına bir cetvel ekleyerek büyük bir hizmette de bulunmuş, sağolsunlar. Ayrıca erkek organının normal uzunluğundan da söz edilmiş. Türkiyeli uzmanlardan bu konuda görüş alınmaması ise şaşırtıcı olmuş ama neyse. Holmes’in yaşam öyküsü verildikten sonra onun porno filmlere getirdiği yenilikler anlatılmış. Bu tam sayfa yazının imzası yok. Yazı ve resimler belli ki başka bir kaynaktan alınmış; kaynağın yeri belli değil.

Devamı...      

BİR EĞİTİM POLİTİKASININ DAHA İFLASI

_ Lodos Egelioğlu Sayı 2, Mart 2004

Gazetelerin köşesine sıkışıp kalkmış bir haber; hani Türk bilim adamının dünyadaki başarısı, muhteşem Türk doktoru gibi manşetten verilen haberler kadar dikkat çekmeyen bir haber, bugününden umut kesmiş geleceğini başka coğrafyalarda aramaya çalışan bir ülkenin insanlarının gözünden büyük ölçüde kaçmış bir haber: işte o haber, geleceğimiz hakkında gerçekten umutsuz olmak yeterli bir nedendi. Ama belki de ‘acı patlıcan’ misali değil mi ki ülkemiz insanları zaten yıllardır uygulana gelen yanlış ekonomi ve eğitim politikaları yüzünden bir karabasan yaşıyordu, bir türlü uyanamıyor, sıçrayıp kurtulamıyordu ya şu allahın belası karabasandan, üç eksik beş fazla ne fark ederdi.

Devamı...      

REKTÖRLERİN GÖZYAŞLARI

_ Lodos Egelioğlu Sayı 5, Nisan 2004

Eylül ayı boyunca, önce ilk ve orta öğretim kurumları her zaman olduğu ve gelecekte de olacağı gibi büyük sorunlarla, telaş ve tartışmalar içinde açılır. Sonra ise sıra ülkemizin yanılmıyorsam sayısı 76 olan üniversitesitelerinin birer birer açılmasına gelir. Bu açılışlar bile başlı başına birer inceleme konusur. Bunca zamandır hiçbir konuda öngörüde bulunmayan devlet üniversitelerinin rektörleri, başta parasızlık olmak üzere birçok konuda yakınırlar, hatta doğalgaz, elektrik, su borçları olduğundan da kış günlerinde öğrencilerin ve öğretim üyelerinin doğalgazsız ve elektriksiz büyük sıkıntılar çekerek, ‘bilim’ yapamayacakları konusunda yakınırlar. Bir de, bunun üzerine, devletin özel üniversiteleri devlet üniversitelerinden daha fazla destekleyerek yarattığı haksızlığa, bunca zamandır ülkede yaşanan onca haksızlığa karşı seslerini çıkarmamalarına rağmen tepki gösterirler.

Devamı...      

İMAJ DEĞİŞİR Mİ KOLAYINA?

_ Lodos Egelioğlu Sayı 19, Kasım 2004

Televizyonda 30 Ağustos kutlamalarıyla ilgili ordunun ünlü isimlerle televizyonu kullanarak daha organize bir kampanyayla karşımıza çıkacağı gerçekliğiyle yüz yüzeyiz. Bu yazı yayımdayken büyük bir olasılıkla izlemiş olacağız bu ünlü kişilerin militarist övgülerini. Asker de her dakika toplum içinde olmasa bile her haber bülteninde komutanlarıyla televizyon ekranında. Ayrıca asker derslerde, ders kitaplarından önce bebeklikte bile zihinlere kazınıyor.. Çetin Altan akla geliyor değil mi hemen: “Türk’e Türk propagandası”. O zaman, yakında, örneğin halk tarafından rüşvetçilikle şüpheli olan gümrük memurları da Türk gümrüklerinin bilmem kaçıncı yıldönümü vesilesiyle bir kampanya başlatarak bakın ben babayım oğlum özel okula gidiyor

Devamı...      

KRALLARIN ÜLKESİ TÜRKİYE - 2 (ÜNİFORMA FETİŞİZMİ)

_ Lodos Egelioğlu Sayı 13, Temmuz 2004

Sıcak yaz günlerinde takım elbiselerini çıkarmayan insanlar kimler olabilir sizce? Bence onlar başta milletvekilleri, bürokratlar olmak üzere devlet erkanı; haziranın son haftasında İstanbul sokaklarında her metrekareye sık olarak görülen sivil polisler ve iş görüşmesine giden işsiz toprakdaşlarımızdır. Bellerindeki silahlar, ceketlerinin içcebindeki telsizler görülmesin diye işlerinin gereği takım elbise giyme durumu biraz anlaşılabilir belki ama devletimiz bu konuda biraz cimri bari yaz günü onlara yazlık takım elbise verse, çünkü onlar siyahlar içinde kısa saçlarıyla sivil olmaktan çok bir tür normal polis gibiler.

Devamı...