ÜÇ ZAMANIN MÜZESİ: YAHŞİ BARAZ İLE ROPÖRTAJ

_ Sanem Eyigün Sayı 83, Nisan 2006

"Oysa Türkiye’de kişisel çatışmalar, bireysel öne çıkış tartışmaları ilerlemeyi engelliyor. Bu şartlarda, toplumun olgunluğa erişmesi, doğru değer yargılarına varabilmesi için belki de en az üç kuşak beklemek gerekecek... Şayet bu başarılamazsa, kısır döngü içinde iç çatışmalarla uğraşılırsa Türkiye’de bugünden de olumsuz hadiseler yaşanacaktır. Çünkü zaten Türk Resmi 20.yy’ın sonunda en idealist sanatçılarını yitirmiştir. Bugün varlık gösteren sanatçıların bir kısmı medyatik saçmalıklarla öne geçmeye çalışsa da tarih onları eleyecektir. (...) Yetmiş milyonluk büyük bir ülkede sanat eserinin üretimi birkaç sehir içinde cereyan ediyor, sanat hiçbir zaman bu şekilde gelişmemiştir. Sadece İstanbul ve Ankara’da -o da belirli bölgelerde- açılan sergiler birşey ifade etmiyor. Bırakın Anadolu’yu Beyoğlu’nda bile sergi açılsa en fazla 2000-3000 kişiye ulaşır ki bu da yetersizdir. "

Devamı...      

HIRVAT VİDEO ART RETROSPEKTİFİ

_ Sanem Eyigün Sayı 67, Aralık 2005

Zagreb'te devlet kurumlarının ve tarihi mimarinin konumlanmış olduğu 'yukarı kent'te bir müze: Çağdaş Sanatlar Müzesi ve bu müzenin kendi mekansal problemini aşıp, kiraladığı büyük Zagreb Fuarı'nın 19. Pavyon'u. Bu pavyon 20 Eylül / 16 Ekim 2005 tarihleri arasinda Hırvat Video Art Retrospektifi'ne ev sahipliği yaptı. Çağdaş Sanatlar Müzesi, kısıtlı bir bütçenin ve küçük bir müze mekanının ardına gizlenmeksizin bu olağanüstü sergi projesinin altına imzasını attı. Video Art Retrospektifi, Hırvatistan'da Video Art'ın, Türk sanatseverleri hayrete düşürecek, köklü bir geçmişe sahip olduğunu gözler önüne serdi.

Devamı...      

ÇIPLAK KRALLAR DİYARI

_ Sanem Eyigün Sayı 83, Nisan 2006

Geçtiğimiz günlerde, gündemi -haklı olarak- meşgul eden Fikir ve Sanat Eserleri Yasası, son dönem sanat sohbetlerinin de tek konusu haline gelmişti. Yine -benim de içinde bulunduğum- bir sohbet ortamında -akademik camiada yer alan bir dostumdan- öğrendiğim talihsiz olaylar, beni “eser sahteciliği” ile ilgilenmeye yönlendirdi. Duydum ki, meğer bazı “telif hakları savunucuları” eser sahteciliği alanında faaliyette bulunuyor/sahte eser bulunduruyor. Bu yaman çelişki, şu soruyu da beraberinde getiriyor: Ne hakla telif haklarından bahsedebiliyorsunuz? Yoksa bu telif hakları sahtecileri de mi kapsıyor, size göre? Böyle, “insanları aydınlığa kavuşturan büyük kurtarıcı” edasıyla dolaşmak güzeldir, tabii bu bir gerçeklikse… Aksi takdirde bu sadece, kralın paha biçilmez/görünmez kıyafetiyle halkı selamlayışı gibi “komik” oluyor

Devamı...