SIRLI AYNADA KIBRIS HARİTASI: 'AYNA, AYNA SÖYLE BANA'

_ Neşe Yaşın Sayı 43, Haziran 2005

Kıbrıslılar neden adalarının haritasına bu kadar düşkündürler? Ne zaman Kıbrıs ile ilgili bir kitap yayınlansa harita kapaktadır. Konferansların, toplantıların kültürel etkinliklerin afişlerindedir. Şirketlerin logosudur. Kısacası her yerdedir. Haritasını bayrağının ortasına oturtan bir başka ülke görülmemiştir. Harita bir 'kitsch' haline gelmiştir. Kül tablalarının, kahve fincanlarının, turistler için her türlü hediyelik eşyanın üzerindedir. Kıbrıslıların çoğunluğu haritalarının oldukça estetik olduğunu düşünürler. Ama bu görüşü taşımayan ressamlar da var… Kıbrıslı ressam Aşık Mene şöyle diyor: "Oldukça anti-estetik; daha iyi yontulabilirdi. Boyun ve gövde kısmı proporsiyon hataları taşıyor. Ama gövde ve boyun arasında bağlantısal bir orantı yok. Batı kısmı komik özellikler taşıyor.

Devamı...      

TURKISH AND TURKISH CYPRIOT POETRY

_ Neşe Yaşın Sayı 107, Ekim 2006

The title ‘Turkish and Turkish Cypriot poetry’ indicates two distinct categories in this art form; they may not be very different from each other because both include the word Turkish. But the word that distinguishes one from the other is ‘Cypriot’. When I say ‘Cypriot poetry’ what is the first thing that comes to your mind? A bilingual, multilingual poetry or poetry written in Greek? I think this question is important because it reveals one of the basic barriers that Turkish-Cypriot poetry has to deal with in terms of self-definition. But before delving into the topic of national identity, I would like to pose another question: How and why do we categorise poetry?

Devamı...      

SEMBOLLERİN GÜVENCESİ ALTINDA

_ Neşe Yaşın Sayı 73, Şubat 2006

Sosyalleşme süreci aynı zamanda kendi kolektif kimlik grubumuzun sembol ve değerlerinin de bize aktarıldığı bir zamandır… Bu değerler ve semboller bize kutsallıkları içinde sunulur… Bu kutsallıkların ardında onları yücelten çeşitli hikayeler vardır. Bu kutsallıkları kabul etmemiz bizi onları paylaşan kolektif kimlik grubunun bir parçası yapar ancak… Bunları sorgulamamız ise ihanetle eş değerde tutulur. Bayrak, şehitler, şehitlerin kanlarıyla sulanan toprak, dökülen kan, saygı göstermemiz ve her zaman anımsamamız gereken değerlerdir… "Düşmanlarımızın" sembolleri ise bütün olumsuzlukları yüklenmiştir. Düalisttik düşünme tarzımız içinde onlar ve biz cephesinde, biz iyiliğin, güzelliğin, mertliğin, onlar ise kötülüğün, çirkinliğin, kalleşliğin simgesidirler.

Devamı...      

KADIN YÜZYILINA DOĞRU UZUN YÜRÜYÜŞ: PEKİN'DE YÜZ KADIN AÇTI, YÜZ FİKİR YARIŞTI

_ Neşe Yaşın Sayı 137, Nisan 2007

Devletler ve sınırlarla uğraşırken öylesine umutsuzluğa kapılmıştım ki, belki de Pekin'e gidemeyişimin hikayesini yazacaktım. Sonunda pasaportuma Çin vizesi vuruldu ve kendimi Varşova yolunda buldum… Varşova'dan bir tren kalkacaktı ve kalktı. İşte ben o trene binen iki yüz şanslı kadından biriydim!… Hikaye aslında böyle başlamıyor. Bütün hikayeler gibi bir öncesi ve öncesinin de öncesi var. ama sekiz gün sekiz gece dünyanın dörtte birini kateden Pekin Ekspresi'ndeki benzersiz deneyim işte o güneşli sabahta başlamıştı. Trenin fikir annesi Laureen Miller "bugün bir düş gerçek oldu" diyordu. Gazeteler, radyolar, televizyonlar o gün Varşova'dan bir tren kalktığını dünyaya duyurdular. İlk hedef Moskova'ydı. Bu uzun yolculuk "barış, eşitlik ve kalkınma" içindi. Dünya kadınlarının gündemi bu üç belgiyle özetlenmişti. Vagonlarda dünyanın dört bucağından kadınları gördüm. Her biri kendi hikayesini yüreğinde taşıyordu. Vesna, Sarayevo'dan gelmişti gözleri savaşı, aşağılanmayı, kederlerin en derinini görmüş bir kadının gözleriydi, yüreğinde acı veren kurşun delikleri… Onca kadının arasında en çok onu gördüm… Kalabalıkların arasında gözlerim ona takıldı. Şiddetli bir vicdan sızısı; bir kalp ağrısı gibi…

Devamı...      

SCHOOL IS A TEXTBOOK: SYMBOLISM AND RITUALS IN TURKISH CYPRIOT SCHOOLS

_ Neşe Yaşın Sayı 53, Eylül 2005

Symbols and rituals play a very important role in socializing the student to the national identity and building the enemy image. They are strong ideological apparatuses in reproducing the system and making continuity. According to Comaroff and Comaroff “ rituals become cultural means to preserve tradition and to reproduce “continuity” in theoretically constructed bounded communities.” I will talk about several Turkish Cypriot school rituals as a means to reproduce the paradigm of conflict and justify the status quo.

Devamı...      

THE ONLY STORY I AM SURE THAT IS REAL:Power of the personal narratives in Conflict Resolution

_ Neşe Yaşın Sayı 103, Eylül 2006

Once upon a time there was a very smart, intelligent and handsome woolf. He was hungry for a long time and he wanted to eat. While he was wandering in the forest he saw a piece of food approaching him. This was a little girl dressed in a red cape wearing a red hat . She was holding a basket. He immediately made his plan.: to approach the little girl and start talking to her. The girl told him that she was going to see her sick grandmother living at the other end of the forest.

Devamı...      

BİR BARIŞ PROJESİ OLARAK ŞİİR ÇEVİRİSİ

_ Neşe Yaşın Sayı 19, Kasım 2004

Şiirin, bir toplumun ruh haline, bilinçaltına, hayatı kavrayışına dair bize söylediğini başka bir şeyin söyleyebileceğini pek düşünemiyorum. Çatışma içindeki etnik grupların şairleri kendi toplumsal deneyimlerinden süzülüp gelen şiirleriyle, bizleri toplumlarının tarihsel ve güncel deneyimlerine, acılarına, travmalarına, kafamızı karıştıran düğümlerine yakınlaştırırlar. Özellikle çatışmalı toplumlardaki birbiriyle çelişen tarih anlatıları ve ötekinin kimliğine ve deneyimlerine ilişkin çarpıtılmış imgeler, ötekinin şiiriyle karşılaşınca başka bir gerçekliğe taşınıyor. Taraf olanların kendi taraflarını haklı çıkarmak için abartmaya, yalana başvurdukları, seçici belleği devreye koydukları bilinen bir şey.

Devamı...      

ŞİİRİN ÖDÜLÜ: 14. Hüseyin Çelebi Şiir Ödülü tören konuşması

_ Neşe Yaşın Sayı 113, Aralık 2006

Bazı, şiir doğduktan sonra senden bağımsızlaşan bir bebeğe benziyor… Büyüyor, başkalarıyla iletişime geçiyor, kendi yaşamını sürdürüyor. Senin denetimin dışında hiç bilmediğin başkalarına ulaşıyor. Onun nerelere yolculuk yaptığını, kimlerin odasına, kimlerin kalbine girdiğini, gittiği o yerlerde nasıl ateşler yaktığını, nasıl fırtınalar kopardığını çoğu kez bilemiyorsun. Dünyaya getirdiğin bu bebek, bazen gözyaşlarıyla ıslanan o içli satırlar; zalim, kalem kıran yargıçların eline de geçebiliyor.

Devamı...      

CREATING NEW MODELS: HOW TO DEAL WITH THE CULTURE OF CONFLICT

_ Neşe Yaşın Sayı 83, Nisan 2006

Few years ago I was asked to speak in a panel on the subject of Pre-conflict situation and conflict prevention. Looking at the title and trying to built up my speech I started questioning what was really meant by a pre- conflict situation and if the issue is to prevent conflicts or to find them peaceful solutions. From what I understand, by pre-conflict we may mean the absence of war and absence of physical violence. I would like to look at a more general definition of conflict.

Devamı...      

OKUL BİR DERS KİTABIDIR: KIBRIS TÜRK OKULLARINDA TÖRENLER ve SEMBOLİZM

_ Neşe Yaşın Sayı 61, Kasım 2005

Semboller ve ritüeller çocukları ulusal kimlikleriyle tanıştırmada ve zihinlerinde düşman imajını çizmede önemli rol oynarlar. Onlar yeni sistemler oluşturma ve devamlılığı sağlamada oldukça güçlü ideolojik aygıtlardır. Comaroff ve Comaroff a göre “Ritüeller, gelenekleri korumak ve “sürekliliği” yeniden üretmek için teorik olarak yapılanmış ve kenetlenmiş toplumlarda kültürel araçlar haline gelirler”. Kıbrıs Türk okullarındaki ritüellerden yola çıkarak, bunların çatışma paradigmasını oluşturmak ve statükoyu yeniden üretmek için nasıl kullanıldıklarından söz etmek ve Kıbrıs'taki vahşet fotoğrafları hakkında bazı semiyotik okumalar yaparak ; bu fotoğrafların çatışma paradigmasını sürdürmedeki rolleri hakkında bazı düşünceler öne sürmek istiyorum. Ulusal şiirin oluşturduğu sembolizm toplumda bir duyarlılık oluşturmada oldukça önemli bir araç olmanın yanısıra ulusal seremonilerin de en önemli unsurunu oluşturur.

Devamı...      

ACININ BELLEĞİ: ELİF ŞAFAK’IN BABA VE PİÇ ROMANINDAN HAREKETLE RESMİ TARİH ANLATILARINA BAKIŞ

_ Neşe Yaşın Sayı 149, Temmuz 2007

Elif Şafak’ın Baba ve Piç romanı yukardaki epigraf ile başlıyor ve ardından şöyle bir not geliyor: Bir Türk masalına mukaddime ve bir Ermeni masalına...Fazla konuşmak günahmış sözünden ve Elif Şafak’ın Ermeni sorunu hakkında romandaki tipleri konuşturduğu iki kafe, Kafe Kundera ve sanal kafe Constantinopolis’ten haraketle edebiyat ve toplumsal bellek, resmi ve gayri-resmi tarih anlatıları üzerine temellendireceğim yazımı. Toplumsal bellek, hem edebiyata kaynak oluşturan birşey hem de edebiyatın kendisi toplumsal belleğin oluşumuna katkı koyuyor. Her ulus, ulus devletin oluşma sürecinde bir tarih anlatısına ihtiyaç duyuyor. Bu tarih anlatılarını incelediğimizde genelde bizim iyiler ve haklılar, ötekilerin ise kötüler ve zalimler olduğu üzerine temellendiklerini görürüz. Kendi tarih anlatımızı oluştururken seçici bir bellekle işimize yarayan unsurları ayıklıyor ve ancak kurduğumuz bağlam ve kapsamı destekleyecek ayrıntılara yöneliyoruz. Her hatırlamanın bir unutmayı da içerdiğini söyleyebiliriz. Resmi tarih anlatıları nelerin unutulması, neleri hatırlanması gerektiğini belirlerler. Unutmamız gerekenler genelde bizim tarafımızdan ötekilere yapılan kötülük, tarihimizin karanlık noktalarıdır. Hatırladıklarımız ise ötekilerin bize yapmış olduğu kötülüklerdir.

Devamı...      

YOKSULLARIN HÜZÜNLÜ ŞAİRİ ATTİLA JOZSEF

_ Neşe Yaşın Sayı 79, Mart 2006

A ttila Jozsef yüzüncü ölüm yıldönümünde ülkesi dışında dünyada da yeniden hatırlanırken; yazın dünyasındaki önemi müzikte Bela Bartok ile karşılaştırılıyor. Onun Magyar folk şarkılarından kalkarak Modern Avrupa edebiyatı ile bağlar kuran , realizmden modern soyut düşünceye uzanan şiirleri doğum yıldönümü vesilesiyle şimdi çeşitli dünya dillerinde yeniden anılıyor. Attila Jozsef’in yaşam öyküsü incelenirken şüphesiz ki onun trajik intiharı öne çıkıyor. Sayısı hayli kabarık olan intihar etmiş şairler listesinin ön sıralarında yerini alıyor Jozsef.

Devamı...      

DOĞRULUĞUNDAN EMİN OLDUĞUM TEK HİKAYE: ÇATIŞMALARIN ÖNLENMESİNDE KİŞİSEL ANLATILARIN GÜCÜ

_ Neşe Yaşın Sayı 113, Aralık 2006

Bir zamanlar oldukça zeki, akıllı ve yakışıklı bir kurt varmış. Bu kurt o kadar uzun süre aç kalmış ki açlıktan ölmek üzereymiş. Ormanda yürürken birden bir yemek parçasının ona doğru yaklaştığını görmüş. Fakat ne var ki bu, kırmızı bir pelerin giyen kırmızı başlıklı bir kızdan başkası değilmiş. Kız elinde bir sepet taşıyormuş. Kurt hemen planını yapmış: ''Kıza yaklaş ve onunla konuş.'' Kız ona ormanda yaşayan hasta büyükannesini görmeye gittiğini söylemiş.

Devamı...