BELGESEL, GERÇEKLER, ENGELLER

_ Ethem Özgüven Sayı 29, Ocak 2005

Belgesel... Arkaik ve çağdışı bir kelime gibi geliyor kulağa... Ama bunun hemen ardından akla, bu kavramın etrafında örülen yüzlerce üretilmiş görüntüyü yayınlayan “uzman” televizyon kanalları gelince “hiç de arkaik değil” itirazları yükselebilir. Oysa sorun tam da burada başlıyor. Aslında belgesel sinema, sinema kuramcılarının adını koyduğundan beri sürekli yanlış anlaşılmaya, yanlış kullanılmaya elverişli, incitilebilir bir açıklıkta olagelmiş. Bu bir kelimeye sığdıralamayacak olgu, yüzyılı aşkın bir hareketli görüntü tarihinin ardından belgeseller, araştırmacılar tarafından hayli farklı şekillerde sınıflandırılıyorlar: Etnolojik araştırma, yolculuk, doğa belgeselleri, haber-gerçek belgeseller, doküdramalar ya da bavul belgeselleri v.s. Bu ayrımların bir televizyon kurumunda rafların tasnifinin kolaylaştırması ya da bir araştırmacının incelemelerini daha düzenli yapabilmesi dışında bir faydası olmadığı için ayrıntılara girmek gerekli durmuyor.

Devamı...      

TÜRK TOPLUMU VE TELEVİZYON

_ Ethem Özgüven Sayı 17, Ağustos 2004

Yapılan tartışmalar, kampanyalar ve otobanlar trafik kazalarını azaltma yönünde bir etki yapıyor gibi görünmüyor. Türkiye’deki kazaların azaldığına dair bir araştırma sonucu duymadım ve okumadım. Ama belki de yabancı yönetmen getirilerek yapılan kampanyaların başarısızlığı, dikkatsiz ve alkollü araba kullanımı, yolların bozuk-işaretlerin yetersiz oluşunun ötesinde , bu sorun daha derin, daha anlamlı, daha felsefi; tüm bunlardan dolayı daha zor çözümlenebilir bir sorun olabilir: Eşekten otomobile geçen bir toplum olmamız saptaması bu sorunun gerçeğine yaklaştırabilir bizi. Ya da, eşek ve arabayla benzer bir ilişki içinde olmamız, her ikisinin gelişiminde hiçbir toplumsal ve bireysel katkımız olmaması. Belki de o yüzden eşeklerle arabalar benzer şekillerde süsleniyor bu ülkede.

Devamı...      

AN ESSAY WITHOUT TITLE ON HISTORY, DOCUMENTARY, COMMERCIALS

_ Ethem Özgüven Sayı 71, Ocak 2006

Documentary sounds like an archaic and outdated word to me. It has always been a misunderstood, misused word and a concept; For example today people say "I watch discovery or national geographic night and day" as they just want to exhibit their own intellectual status, sensitive personalities by proving they keep watching documentaries. However those things on those channels stand to be the most distant productions to general concept of documentary. Documentaries are categorized in many different forms by the researchers.

Devamı...      

ŞİİR ÖLÜNCE

_ Ethem Özgüven Sayı 73, Şubat 2006

Giderek daha az kullanıyoruz bazı kavramları, kelimeleri. Aklımıza daha az geliyorlar ve yaşamın içindeki işlevlerini, doldurdukları yeri “şerefli bir geri çekiliş” olarak adlandırırsak nesnelliğimizi yitireceğimizden korkmamız gereken bir şekilde terkediyorlar. Hızla. Sorun dille ilgili bir sorun bir yönüyle, dolayısıyla yaşamla. Şairlerin belki de farkedemedikleri şey dilin gittikçe azaldığı, hastalandığı. Bu nedenle de şiir imkansız artık.

Devamı...      

TARİHE, BELGESELE, REKLAMA DAİR BAŞLIKSIZ BİR YAZI

_ Ethem Özgüven Sayı 13, Temmuz 2004

TARİHE, BELGESELE, REKLAMA DAİR BAŞLIKSIZ BİR YAZI Etem Özgüven Belgesel arkaik ve çağdışı bir kelime gibi geliyor kulağa. Sürekli olarak çok farklı şekillerde yanlış anlaşılmış ve yanlış kullanılan bir kelime, kavram; Örneğin günümüzde insanlar "Ben sabahtan akşama kadar diskaviri ya da neyşinıl ceyografik seyrediyorum" derken entellektüel düzeylerini, duyarlı kişiliklerini belgesel izlediklerini kanıtlayarak sergilemek istiyorlar. Halbuki o kanallardaki şeyler doğru kullanılan anlamıyla belgesele en uzak yapımlar. Belgeseller; araştırmacılar tarafından hayli farklı şekillerde sınıflandırılıyorlar. Etnolojik, araştırma, yolculuk, doğa belgeselleri; haber gerçek belgeseller, doküdramalar ya da bavul belgeselleri vs. Bu ayırımların bir televizyon kurumunda rafların tasnifini kolaylaştırması ya da bir araştırmacının incelemelerini daha düzenli yapabilmesi dışında "belgesel" öğrencilerine bir faydası olacağını düşünmediğim için bu sınıflamalara girmiyorum.

Devamı...