BÜYÜK UYGARLIK PROJESİ ile MOLLALAR ARASINDA SIKIŞMIŞ BİR ULUSA AĞIT

_ Deniz Karabacak Sayı 11, Haziran 2004

İran, resmi tarih tezinin çöktüğü, sözlü tarihin ise içinde barındırdıklarıyla kurgusu mümkün olmayan bir senaryoya dönüştüğü olağandışı bir yer… Dünyaya halı, minyatür ve şiir sanatının en müstesna eserlerini hediye eden bu ülkenin geçmişi bir korku öyküsü, geleceği ise kaos. İran’a ne bekleyerek gittiğinizin çok önemi yok, ne tür önyargılarınız olduğunun da! Bu daha çok bir Batılılık-Doğululuk çelişkisi… Sığ oryantalistler gibi bakmak en işimize gelenidir çoğu zaman, çoğu zaman da oryantalizmin ne olduğunu bile bilmeden yaparız bunu. Kendimizi ne kadar Batılı hissettiğimiz değil, Batının kurumsallaşmış ideolojilerine ne kadar maruz kaldığımızla ilgili söylediklerim. Bu yazıyı yazmak zor: ideolojik hassasiyetinden değil, kurgunun (İran tarih kurgusunun) fazla sürreel olması nedeniyle. Burası bir savaş alanı şimdi; yazı, oluşundan gurur duymuyor, yan yana gelen harfler birbirlerine pek de sıcak bakmıyorlar. Bir paragraf, öncekini yalanlarken, bu satırların yazarı, olmayan hâkimiyeti üzerine daha baştan okuyucuyu uyarma gayretinde.

Devamı...      

NAR

_ Deniz Karabacak Sayı 7, Mayıs 2004

Zerdüşt dinine gore nar meyvesi, “urvaram” ya da “ağaç” olarak kabul edilir. Meyvenin farsça karşılığı, sanskritçedeki Dalim’den gelmektedir. Tüm yıl boyu yeşil kalan nar bitkisi, ruhun ölmezliğini sembolize eder. Aynı zamanda bir tek Narın içindeki binlerce parça, refah ve zenginliğin işareti olarak kabul edilir. Bu nedenle, çocukların taktis törenlerinde nar taneleri, pirinç ve kuru üzüm taneleri ile karıştırılarak etrafa serpilir. Nar’ın zerdüştler için ifade ettikleri:

Devamı...      

KAYBOLUNACAK KENT: YEZD

_ Deniz Karabacak Sayı 13, Temmuz 2004

İranlıların “Çölün incisi” dedikleri Yezd şehri, son yıllarda Unesco’nun “Dünyanın en eski 2. yerleşim yeri” saptaması ile gündeme gelerek koruma altına alındı. Bu durum, yaşadıkları şehrin tarihi, sert iklimi ve çok kültürlü yapısı ile son derece barışık yaşayan Yezdlilerin hayatında fazla değişiklik yapmamış görünüyor. Marco Polo 13.yüzyılda, Yezd’i ziyaretinin ardından burası için “eyaletin en asil ve güzel şehri” diye yazmış. Bu tanım, dürüstlüğü ve çalışkanlıkları ile tanınan Yezdlilerin sürekli gülen yüzlerinde aynı asalet ve güzellikte hiç azalmadan kalmış. Yezd’in mimarisi, çölün sıcak, kurak havasına ve yüzlerce yıl devam eden istilalara dayanarak günümüze kalmış hiç kuşkusuz en geleneksel ve özgün mimari. Kil ve kufi taşından yapılmış evlerin çatıları, kendileri gibi aynı organik, oval hatta çoğunlukla kubbe şekilleriyle ve rüzgar yakalayıcı (wind catcher) da denilen kuleleri (badgir) ile dikkat çekiyor.

Devamı...