SEVİM BURAK / ‘HER / ŞEYE / RAĞMEN’İN / YAZARI - 1

_ Bahar Akpınar Sayı 227, Ekim 2010

Sevim Burak, Türk edebiyat dünyası ve sahne yaşantısı içinde ilk bakışta göze çarpan isimlerden biri değildir. Benzer biçimde akla ilk gelen oyun yazarlarımızdan da değildir. O, edebiyat dünyamızın muhteşem kalabalığı arasında bir köşede okurunu bekler. Kalabalığın içindedir ancak kalabalığa dahil değildir. Okuruyla bir kere buluştu mu, onu kolay kolay bırakmaz. Okur, yazarıyla birlikte, yazarının hayatından şekil alan öyküleri, öykülerinden şekil alan oyunlarını okurken, Sevim Burak okurunun içinden yeniden doğar. Okuru üzerinden her satırını yeniden yaşar ve bu yaşanmışlığı yeniden yazar. Ancak yeniden ölmez. Okurun zihninde büyük bir kelime adasının hakimi olarak yaşamaya devam eder.

Devamı...      

SEVİM BURAK / ‘HER / ŞEYE / RAĞMEN’İN / YAZARI - 2

_ Bahar Akpınar Sayı 233, Ocak 2011

Sevim Burak bu varoluş yolculuğuna Yanık Saraylar adlı yapıtında yer alan “Ah Yar Rab Yehova” adlı öyküsünden yola çıkarak yazdığı Sahibinin Sesi oyununda da devam eder. “Ah Ya Rab Yehova” ile Sahibinin Sesi arasında önemli biyografik figür olarak yazarın Yahudi olan ancak sonradan Müslüman olan annesini görürüz. Öyküden oyuna taşınana güçlü biyografik imgeler Sahibinin Sesi’nin Sevim Burak’a ait pek çok ayrıntıyı içermesi bakımından önemlidir. Everest My Lord’da bir gölge olarak karşımıza çıkan Burak, bu son oyununun sahibidir ya da oyunu onun sesini taşımaktadır. Sevim Burak’ın bu oyunu hakkında söyledikleri Freud’un yazarı yazmaya iten etkinin çocukluk deneyimlerinde saklı olduğu savını desteler niteliktedir:

Devamı...