ŞİİRLE İŞTİGAL EDEN HERKESE İRTİCALEN SUALLER

_ Osman Olmuş Sayı 3, Mart 2004

1. Son dönemde, özellikle 90’lı yıllarda Türk şiirinde kulvarlar oluşmadı. Bunun başlıca sebeplerinden biri, herkesin kendi çıkmaz sokağına çekilip kendi araf kapısını arayışı mıdır? Ya da bilâ no; herkes kendi araf kapısını birer çıkış olarak mı, yoksa tam tersi kaçış olarak mı görmektedir? 2. Bu söylemde kendi kulvarlarını oluşturamayan bir şiirin bulvarlara taşmasını beklemek haksızlık mıdır? Ayrıca bir şiirin illâki bulvarlara taşması, sloganlaşması, kitleselleşmesi, hatta hem kaset olup, hem cd olup, hem de mp3 olup, üstüne üstlük klipleşmesi(bir hızır eksik bu düzlemde zaten(!)), o şiire ne getirir, ne götürür? Kaldı ki, bunun iki örneği, 70’lerin “handikap” şiirinde ve son dönemin şiir “mediha”sında görüldü. Siz ne dersiniz

Devamı...      

ŞİİRE BAŞLARKEN TOK KARNA YUTULMAYACAK HAPLAR SERİSİ (3. DRAJE)

_ Osman Olmuş Sayı 223, Şubat 2010

Şiire Başlarken Tok Karna Yutulmayacak Haplar Serisi (3. Draje) Şiire Başlarken Tok Karna Yutulmayacak Haplar Serisi (3. Draje) Şiire Başlarken Tok Karna Yutulmayacak Haplar Serisi (3. Draje) Şiire Başlarken Tok Karna Yutulmayacak Haplar Serisi (3. Draje) Şiire Başlarken Tok Karna Yutulmayacak Haplar Serisi (3. Draje) Şiire Başlarken Tok Karna Yutulmayacak Haplar Serisi (3. Draje) Şiire Başlarken Tok Karna Yutulmayacak Haplar Serisi (3. Draje) Şiire Başlarken Tok Karna Yutulmayacak Haplar Serisi (3. Draje) Şiire Başlarken Tok Karna Yutulmayacak Haplar Serisi (3. Draje) Şiire Başlarken Tok Karna Yutulmayacak Haplar Serisi (3. Draje) Şiire Başlarken Tok Karna Yutulmayacak Haplar Serisi (3. Draje) Şiire Başlarken Tok Karna Yutulmayacak Haplar Serisi (3. Draje) Şiire Başlarken Tok Karna Yutulmayacak Haplar Serisi (3. Draje)

Devamı...      

ŞİİRE BAŞLARKEN TOK KARNA YUTULMAYACAK HAPLAR SERİSİ (1. DRAJE)

_ Osman Olmuş Sayı 71, Ocak 2006

Şiir, disiplinsizliktir: Tüm disiplinlerin üstüne çıkmak, önüme geçmek ya da tüm disiplinlerin altına inmek, arkasında kalmak, hatta “kamikaze” edasıyla tüm disiplinlerin ortasına dalmaktır. Daldığınızda ise ardarda yüzlerce vurgun yiyeceğinizi bilerek çıkmak, bilâkis hiç çıkamamaktır. Tüm mânâsızlığıyla, sürekli bir “derinlik sarhoşluğu” hâlidir: “Mütemâdiyen fanus” içindesinizdir. Tam anlamıyla şiir, zıvanadan çıktığınız yerin nirengi noktasıdır. Asla nokta koyulamayan ama “noktadır benleri” olan! Baştan sona şiir; fütursuzluktur, tarifsizliktir, aidiyetsizliktir, kaidesizliktir, kim bilir belki de mahşersiz araftır.

Devamı...      

ŞİİRE BAŞLARKEN TOK KARNA YUTULMAYACAK HAPLAR SERİSİ (2. DRAJE)

_ Osman Olmuş Sayı 73, Şubat 2006

Şiir; her keresinde farklı bir anlamı imleyen, hem-hâl olduğu dillerin alfabeleriyle vücut bulup hiçbir vücuda sığdırılamayan en karmaşık kerrat cetvellerinin hem her biri, hem de bütünüdür. Şiir, ezberi bozmanın elifidir. Silsilesizliktir! Bu çerçevede, çerçeveyi yararak şiir; tüm alfabelerin oluşturduğu aritmetik, geometrik ve harmonik ne kadar anlam dizini varsa hepsini alenen kırar, darmadağın eder ve kendi silueti içinde yeni ve bambaşka anlamlar inşa eder. Ancak asla müteahhit değildir, olsa olsa kerâmeti kendinden menkul bir çekül ustasıdır: Muhlis ve hırçın!

Devamı...