VİETNAM'IN SİSLİ PİRİNÇ TARLALARI, KAMBOÇYA'NIN LOTUS ÇİÇEKLERİ VE MALEZYA

_ Beste Dolanay Sayı 227, Ekim 2010

Kuala Lumpur: Gözlerimi açtığımda, taksinin radyosundan yükselen Malezyaca garip bir müzik eşliğinde başkent Kuala Lumpur’un merkezine doğru gittikçe daralan caddelerinde, akşam üstü iş çıkışı trafiğinde soldan soldan, sert dur kalklarla ilerliyorduk. 10 saatlik uykusuz bir uçak yolculuğu ile o sabah gelip tüm şehri hızlıca turladığımız için yorgunluktan uyuyakaldığım takside keyifle etrafımı seyredip gülümsüyorum, uzun zamandır gelmek istediğim Uzakların Doğusu’ndayım sonunda… Ertesi sabah erkenden başlayacak, bu bölgedeki en az el değmiş ülkelerden olan Vietnam ve Kamboçya maceramız için heyecanlanırken, bir yandan da, her akşamüstü yağmur yağdığı için neredeyse %70’inin parlak yeşil, muhteşem tropik ormanlarla kaplı, nemli, çok sıcak, modern ve gelişmiş Malezya’nın, çok da ilginç ve otantik bir ülke olmadığını, yine de Kuala Lumpur’un rahat yaşanabilecek bir şehir olduğunu düşünüyorum…

Devamı...      

YERYÜZÜNÜN GÖLLERİ BÖYLE RENKLİ OLABİLİR Mİ?

_ Beste Dolanay Sayı 193, Şubat 2009

Her zaman, bir kitabın sonunu okurum öncelikle. Kitaba başlamadan önce sonunu öğrenmeyi çok severim. Böylece, sonuç için, sonuca ulaşmak için okumamış olurum kitabı. Böylece, ‘yolculuk varmaktan yeğ’ olur. Hayatımızı yaşarken de, sonucun değil de, oraya ‘ulaşma çabası’ sırasında yaşananların daha önemli olduğunu düşünürüm ve ancak böyle bir yaklaşımın anımızı doyasıya yaşamamıza yardımcı olduğuna inanırım. Hele bir de, kitabın sonu etkileyiciyse ve kalbimi kıpır kıpır ediyorsa o zaman zevkle başlarımhikayeyi okumaya. Yolculuğu doya doya yaşamaya…Bu gezi yazısını, sondan başlayacağım yazmaya. Belki, siz de sonundan etkilenip yazının geri kalanını okumak istersiniz… Dünyanın en yüksek şehirlerinden biri olan Potosi’de (4070m.), yerin neredeyse 10 kat altındayız. Bir patlama sesi duyuyoruz, ardından 12 tane daha, yer gümbür gümbür, bağrımızda hissediyoruz titreşimi… Rutubet kokan dehlizin duvarlarına yapışıyoruz. Korkudan ağzımızdaki koka yapraklarını iyice çiğnerken uzaktan gelen kayaların devrilme seslerini dinliyoruz koca kulaklarla…Kuvvetli bir toz ve hava dalgası geliyor ve elimizdeki nuhnebiden kalma gaz lambaları bir anda sönüveriyor. Burası bir maden ve dehlizler açmak için dinamitler patlıyor.

Devamı...      

MALAWİ'DE KAPILAR AÇIK...

_ Beste Dolanay Sayı 173, Nisan 2008

Kaldığınız hiçbir otelde odanızın kapısını hiç kapatmadan girip çıktığınız, hatta ardına kadar açıkken uyuduğunuz oldu mu? Malawi'yi neredeyse boydan boya kaplayan Malawi Gölü'nün ortasında, hem de öyle ıssız da olmayan bir adada biz bunu yaşadık. Para ile bu ülkede pek de fazla bir şey alamamalarından mı, başka türlüsünü görmemiş olmalarından mı yoksa doğallıktan ya da tertemiz bir saflıktan mıdır bilmem, burada hiç hırsızlık yok. Sadece köylerde yürürken 'pikutur, pikutur' diyerek para vermeniz karşılığında onların fotoğrafını çekmeniz için peşinizde koşuşan çok sevimli ama çok yoksul çocuklar var. Belki Madonna da Malawi'deki bu çocuklardan birini çok sevip, biraz da hallerine acıyıp evlat edinmeye karar vermiştir...Güney Afrika'da 2 sene yaşamış olmamıza rağmen Malawi'de geçirdiğimiz 8 gün 'Gerçek Afrika' deneyimini yarattı bizde. Malawi, Zambiya, Tanzanya ve Mozambik ile çevrili küçücük bir ülke. 14 milyonluk nüfusun 10-12 bini beyaz. Beyazlar daha çok tıp, eğitim, turizm ve inşaat sektörlerinde çalışıyorlar. Milli gelir kişi başına 596 Dolar. Ülkede işsizlik oranı %80. Halk, inanılmaz güzellikteki bir doğanın ortasında, biraz da perişanlık içinde yaşıyorlar, balık, mısır, çay gibi bir iki ürünün gerekli ihtiyaçlarla takası ile yürüyen, fakir ama huzurlu, sakin bir yaşam. Başka dünyaları bilmemenin verdiği dayanılmaz hafiflik!

Devamı...      

KLİMANJARO'NUN ZİRVESİNE DOĞRU 'POLE POLE...'

_ Beste Dolanay Sayı 181, Kasım 2008

Sabah, Tanzanya'nın üçüncü büyük şehri ve turizm merkezi olan Arusha'da, önümüzdeki bir haftalık Klimanjaro dağı tırmanışımız için tüm hazırlıkları yaptıktan sonra, Birleşmiş Milletler'in bu şehirdeki Doğu Afrika Ana Merkezi'nde gerçekleşen Rwanda ile ilgili halka açık mahkemelerini (United Nations Criminal Tribunal for Rwanda) seyretmeye gittik. Birkaç saat duruşmaları seyrettikten sonra, duyduklarımızdan çok etkilenip, Rwanda'da insanlığa karşı yapılan zulüm konusunda düşüncelere dalarak, Klimanjaro maceramız başlamadan bir gece önce dağın eteklerinde kalacağımız otele doğru yola çıktık. Ancak, otele 1 km. kala, tıka basa eşya ve yiyecek yüklü minibüsümüzün lastiği patladı! Uzunca bir süre muz ağaçları (ormanları demek daha doğru olur) arasında, çevrede sadece birkaç ev ve insan bulunan yolun kenarında bekledikten sonra neyse ki rehberimizin ayarladığı bir kamyonetle otele gitmeyi başardık... Burada herkes o kadar sakin ve biraz da tepkisiz ki, Aslan Kral çizgi filminde de bir şarkıda kullanılan 'Acuna Matata' (merak etme, endişelenme) mantığına 20 gün kaldığımız bu ülkede her yerde rastladık. Özellikle de, Klimanjaro'nun görkemiyle başa çıkıp, zirveye 5 yıldır yaklaşık 240 kere çıkmış ve bu zorluğu alt etmiş biri olan rehberimizde var bu sukünet.

Devamı...