SIFIR HAKKINDA BAZI ŞEYLER - I

_ Ali Pekşen Sayı 199, Kasım 2009

Sıfır rakamı en son keşfedilen matematiksel “değer” olarak, diğer rakamlardan oldukça farklıdır. İnsanoğlu günlük hayatında sıfırı kullanmadan, sıfır olmaksızın yüzlerce yıl yaşamıştır. Bir şeyin yokluğunu anlatmak için bir sayıya ihtiyacı yoktur aslında. Sıfırsız bir hayat mümkündür. Sıfırsız matematik de mümkündür. Örneğin eski Mısır sıfır rakamını kullanmadan da matematikte oldukça ilerlemişlerdi. Seife’nin işaret ettiği gibi, matematiği Mısırlılardan öğrenen ve onu felsefelerine katarak daha da ilerleten Yunanlılar da sıfırı keşfedenler olmadılar. Sıfır batıda değil doğuda keşfedildi. Bu üzerinde düşünülmesi gereken bir tespit. Kimileri sıfırın keşfinin insanoğlunun en büyük başarılarından biri olarak görür. Öyleyse sıfır rakamının ortaya çıkışını tetikleyen gereksinim nedir? Sıfır genellikle sayılara ilişkin sınıflandırmaların dışında kalır. Bir tür sınır bölgesi, eşik, başlangıç noktası, referans noktası kabul edilir. Hızlıca bir düşünecek olsak sıfır ile ilgili aklımıza şu çağrışımların gelmesi mümkün: zıtlar arası denge, evrenin başlangıcı, doğum, yolun başlangıcı, beyaz (örneğin bir bilgisayar yazılımı olan photoshop uygulamasında beyaz sıfır ile temsil edilir ve beyaz tüm renklerin birleşiminden oluşur), şimdiki zaman, yerçekiminin bitişi, büyük patlama, objektiflik (her hangi bir değeri ifade etmediğinden, ne negatif ne pozitif olduğundan), boşluk, yokluk, hiçlik, vb.

Devamı...      

ODTÜ TARİHÇE ÇALIŞMASINA YÖNELİK BİR ÇAĞRI

_ Ali Pekşen Sayı 41, Mayıs 2005

Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin 1980-2000 yılları arsındaki dönemini, kişisel yaşantılardan ve deneyimlerden yola çıkarak anlatmaya çalışan, bir tür öznel tarih yazma çabası olarak nitelenebilecek "ODTÜ TARİHÇE: 1980-2000" adlı kitap çalışması, ilgili kamuoyuna duyurulduğundan beri ne yazık ki beklenen aktif katılım gerçekleşmedi. Öte yandan ODTÜ tarihçesine ilişkin olarak, İzinsiz Gösteri Dergisi'nde Kasım 2004’ten beri yayımladığımız yazılar oldukça fazla okunmaktadır. Bunu ziyaretçi sayısından anlayabiliyoruz. Projenin yeteri kadar iyi tanıtılmaması, henüz aktif ve yaygın bir katılımın sağlanamama gerekçesi olsa bile, bire bir yazma çağrısı yaptığımız kimi arkadaşlarımızda ortaya çıkan isteksizlik, başka nedenlerin varlığına işaret ediyor.

Devamı...      

İKONOKLASM VE ‘KITCH ': İKON KIRICILIKTAN İKON ÜRETİCİLİĞİNE BİR TÜR SALINMA

_ Ali Pekşen Sayı 2, Mart 2004

Resim, fotoğraf, sinema, müzik klipleri, gazeteler, dergiler, fotoromanlar, afişler, rontgen filmleri, gizli kameralar, utrason, emar, televizyon, bilgisayar, internet, webtv, web sitesi, CD rom, VCD, DVD ... Artık görsel kültürün her şeye hakim olduğu, yaygınlaştığı, her şeyin görselleştiği, günümüze ilişkin genel kabul gören bir açıklama gibi duruyor. Hatta bu görselleşme öyle noktalara ulaştı ki, kültürlerin karşı karşıya kaldığı ve postmodernizme neden olan bir krizden (Mirzoeff, 1988: 4) bile bahsediliyor. Ancak bu görselleşmeye bakışta bazı farklılıklar ortaya çıkıyor. İkonoklasm ve ‘kitch’ kavramları ise tam da bu tartışmanın ortasında duruyor. Yani, kültürlerin hiç olmadığı kadar görselleşmesine, görselliğin egemenliğine nasıl bakacağız?

Devamı...      

İNTERNET ve HACKTİVİZM

YENİ TOPLUMSAL MUHALEFET BİÇİMLERİ

_ Ali Pekşen Sayı 239, Temmuz 2011

Bu çalışmamızda, yeni medya ortamı olarak İnternet’in toplumsal ve politik mücadele alanlarında genel iktidar yapılarına karşı muhalif gruplarına, geleneksel medyadan farklı ne tür olanaklar sağladığı, İnternet’in iletişim ortamlarını değiştirmesi/geliştirmesinin bu politik mücadelelerin alanı olan kamusal alanı nasıl etkilediği, varolan toplumsal ve siyasal yapılara ve örgütlenme biçimlerine ne tür alternatifler getirdiği tartışılacaktır. Bu mecranın sunduğu olanaklar ve neden olduğu değişler kadar sahip olduğu sınırları da göz önünde bulundurmak gerekir.

Devamı...      

BİR POPÜLER KÜLTÜR OLARAK TÜRKİYE’DEKİ ARABESK KÜLTÜRÜ ANLAMA ÇABASI:

_ Ali Pekşen Sayı 7, Mayıs 2004

Bu yazı, Meral Özbek’in doktora çalışması olarak yazdığı ve kitaplaştırdığı, Popüler Kültür ve Orhan Gencebay Arabeski adlı çalışmasını incelemeye ve eleştirmeye yönelik olarak kaleme alınmıştır. Her ne kadar Özbek bu çalışmasında ‘Orhan Gencebay arabesk müziğinin nasıl ortaya çıktığını, içeriği ve değişmesi konusunda bir çerçeve çizilmeye; arabeskin Türkiye’nin özellikle 1950 sonrası hızlanan ‘modernleşme’ sürecine nasıl bir anlam haritasıyla yanıt verdiğini, hem müzikal hem şarkı sözleri yapısı ve hem de toplumsal anlamı açısından bakılarak incelenmeye çalışıldığını söylese de, kitabın ilk bölümünün modernleşme, popüler kültür ve hegemonya konusunda, ister arabesk bağlamında düşünelim isterse ondan bağımsız düşünelim, özellikle Türkçe literatür için oldukça önemli bir kavramsal tartışmayı içerdiğini belirtmek gerekiyor.

Devamı...      

TÜRK LİRASI BANKONOTLARININ GÖRSELLİĞİ ÜZERİNE

_ Ali Pekşen Sayı 5, Nisan 2004

Bu çalışma, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin 1927 yılında çıkardığı ilk banknottan (Bir Türk Lirası), 2001 yılında çıkardığı son banknota (Yirmi Milyon Türk Lirası) kadar tüm banknotlarda kullandığı görsel malzemeleri ve tasarımları, tür, renk, içerik açısından karşılaşatırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Kullanılan görsel malzemelerin seçimiyle, dönemin iktidarları, onların politikaları ve ideolojileriyle bir paralellik olup olmadığı; hem tasarım açısından hem de bu tasarımda kullanılan görsel malzemeler açısından bir geleneğin oluşup oluşmadığı, cevap bulmaya çalıştığımız temel sorular olmuştur.

Devamı...      

"-- İyi yolculuklar, yine görüşeceğiz"

_ Ali Pekşen Sayı 263, Haziran 2014

(...) Ölü yakıcı konuşuyor. “Bazen ölümün bir kapı olduğunu düşünürüm. Ölüm her şeyin sonu demek değildir. Bu zamandan ayrılıp, bir sonraki aşamaya geçmektir. Tam anlamıyla bir kapı. Bu kapının bekçisi olan ben buradan pek çok insanı uğurladım. Onlara her seferinde: "-- İyi yolculuklar, yine görüşeceğiz" derim.”

Devamı...      

BULUT BİLİŞİM VE BULUT İLETİŞİM

_ Ali Pekşen Sayı 241, Eylül 2011

“Bulut bilişim (cloud computing)’” ve “bulut iletişim (cloud communication)” dünya literatüründe son bir kaç yıldır yoğun bir şekilde tartışılmasına rağmen Türkiye'de üzerine pek az yazılmamış bir konudur. 1990'ların başında kişisel bilgisayar ve internetin kullanılmaya başlanması ile Yeni Medya olarak adlandırılan ortam hem hayatın tüm alanlarını hızla değiştirdi hem de kullanıcılarına kendine has yeni imkanlar sundu. 2000’li yılların sonunda doğru Yeni Medya’nın başka bir aşamasına geçildi ve ‘bulut bilişim, ‘bulut iletişim’ gibi yeni kavramlar çerçevesinde tartışmalar gündeme geldi. Bu kavramların ima ettiği ortamlar ve onların özellikleri, bilgisayar devriminin etkilerine benzer değişimlere neden olma potansiyeli taşımaktadır.

Devamı...      

BİR KİTAP: RESMETMENİN TOPLUMSAL TARİHİ

_ Ali Pekşen Sayı 223, Şubat 2010

Fotoğraf ve Sinemanın Toplumsal Tarihi adlı kitapta, insanlık tarihinin belli dönemlerdeki düşünsel yapısının şekillenmesiyle birlikte, teknolojik gelişmelerle ortaya çıkan farklı resmetme teknikleri olarak fotoğraf ve sinemanın toplumsal tarihi anlatılmaktadır. Levend Kılıç eserinde , bu tarihsel analizi yaparken üç ayrı ve fakat içi içe geçen, birbirini etkileyen üç eksen üzerinde hareket etmektedir. Başta düşünsel tarih olmak üzere, teknoloji tarihi ve bunların toplumsal ve kültürel hayata yansımaları, yani sanatın ortamına dahil olmaları. Fotoğraf ve Sinemanın Toplumsal Tarihi, fotoğraf ve sinemanın tarihine tek boyutlu bir bakışla değil çok boyutlu bir bakışla yaklaşmaya, “kuru” bir tarih anlatımı yerine, farklı boyutların nasıl iç içe geçtiğini gösterek ele aldığı konuyu daha derinlikli bir içeriğe kavuşturmaya çalışmaktadır. Levend Kılıç bu kitabında, yüzey üzerinde optik yoluyla resmetme anlayaşının fotoğraf olarak ortaya çıkışı ve hareketli görüntü olarak gelişimini anlatırken, 1800'lü ve 1900'lü yılların düşünsel yapısını da ortaya koymuştur.

Devamı...      

İSTANBUL’UN KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ

_ Ali Pekşen Sayı 83, Nisan 2006

Ulusal gazetelerden birisinin emlak ekinde İstanbul’un büyük değişime hazır olduğunu iştah kabartıcı birşeklide müjdeleyen bir haber yayımlandı. Haberde 5-10 yıl içerisinde 1 milyondan fazla konutun kentsel dönüşüm çerçevesinde yıkılıp yerine yenisinin yapılacağı, böylece İstanbul’un gecekondulardan kurtulacağı ve depreme dayanıklı konutlara kavuşacağı vurgulanıyordu. Asıl önemlisi bu konut yapımının yanısıra hayata geçirilmeyi bekleyen “plaza”, “residence”, marina, alışveriş merkezleri, otel ve liman yatırımları gündeme getiriliyor: Karaköy Galataport projesi, Haydarpaşa Liman ve Garı dönüşüm projesi, Zeytinburnu serbest bölgesi, 650 metre yüksekliği ile dünyanın en yüksek biansı oalcak Bosphorous Tower projesi, Sarıyer ile Beykoz arasına 3. köprü projesi, Pendik’e 7 yıldızlı otel projesi bunlardan sadece bazıları (Dubai Towers’ı da biz ekleyelim).

Devamı...      

NEVADA ÇÖLÜ’NDE TAŞTAN BİR KENT HEYKELİ

_ Ali Pekşen Sayı 29, Ocak 2005

Amerikalı Michael Heizer 1971 yılında Nevada çölünde başladığı bir 'land art' çalışmasını bu gün de yapmayı sürdürüyor.En büyük modern heykellerden bir olarak kabul edilen Heizer’in bu çalışmasının adı: Kompleks Kent (Complex City). Kent her biri yüzlerce tonu aşan, yükseklikleri 20 metreyi bulan dikdörtgen ya da üçgen yüzeyli devasa taş bloklarından oluşmaktadır. Bunlar heykel olarak adlandırılsa da Heizer bu kavrama karşı çıkmakta ve çalışmasını 'unsclupture' (heykel olmayan) olarak adlandırmaktadır

Devamı...      

CADI VE CADILIK ÜZERİNE

_ Ali Pekşen Sayı 137, Nisan 2007

Cadılık üzerine düşünmeye başlamak, bizi çok yönlü bir araştırmaya yönlendirir ister istemez. Bir yandan tarih ve özellikle inanç tarihi ve siyasal tarih alanına, bir yandan da antropoloji ve cinsiyet çalışmalarına değin pek çok bağlamda düşünmeyi ve tartışmayı gerektirir. Hatta günümüzle bağlantı kurmaya çalıştığımızda popüler kültür bile işin içine girer. Ancak biz meseleye cadılık anlayışları üzerine giden bir incelemeyle yaklaşmayı deneyeceğiz. Yapmaya çalışacağımız şey, ortaçağ boyunca kilisenin hışmına uğrayan, engisizyon kararlarıyla ve şiddet kullanılarak yok edilmeye çalışılan cadıların kim olduklarını tartışmak ve cadının nasıl tanımlandığı ve cadılığın ne olduğu sorularına cevap aramak olacak.Cadılık üzerine düşünmeye başlamak, bizi çok yönlü bir araştırmaya yönlendirir ister istemez. Bir yandan tarih ve özellikle inanç tarihi ve siyasal tarih alanına, bir yandan da antropoloji ve cinsiyet çalışmalarına değin pek çok bağlamda düşünmeyi ve tartışmayı gerektirir. Hatta günümüzle bağlantı kurmaya çalıştığımızda popüler kültür bile işin içine girer.

Devamı...      

İNTERNET

_ Ali Pekşen Sayı 53, Eylül 2005

Bilgisayar teknolojisinin hızla gelişmesi ve kullanımının yaygınlaşması, sayısal aktarım, kayıt, yeniden üretim ve sunma tekniklerinin ortaya çıkmasıyla internet, sadece bir iletişim aracı olarak değil ve fakat ‘yeni’ denebilecek sanatsal medya, siyasal, kültürel ve ekonomik mücadele alanı olarak tüm dünyada inanılmaz bir hızla günlük hayatın bir parçası olmuştur.

Devamı...      

FOTOĞRAFLARLA PARİS'TE BİR ÖĞRENCİ EYLEMİ VE SORBONNE

_ Ali Pekşen Sayı 89, Mayıs 2006

Pariste'ki öğrenci eylemelerini kıyısından yakaladık. Ortalık durulmuştu. Polis öğrencileri Sorbonne'dan çıkartmıştı. Barikatlarla dört bir yandan kapatılan Sorbonne'a giriş çıkışa izin verilimiyordu. Günlerden 8 Nisan 2006. Barikat ve polis fotoğrafı çekerken önce bir tedirginlik yaşıyoruz, sonra hiç bir tepki gelmeyince, aklımızın bir köşesinde "şimdi Türkiye'de olsak başımıza gelebilecekler" , işimize bakıyoruz. Orta yaşlı bir Fransız bize destek veriyor: "Çekin fotoğrafını, işte ülkemin hali". Sonra Pompidou'nun yakınında bir sokakta bir eyleme rastlıyoruz. Küçük bir grup. Ellerinde pankartlar, kendi oluşturdukları güvenlik şeridini bozmadan, sakince, sloganlar atarak geçip gittiler.

Devamı...      

BERLİN YAHUDİ MÜZESİ VE DOGVILLE FİLMİ

Boşluk Kavramı Üzerinden İki Eserin Karşılaştırılması

_ Ali Pekşen Sayı 223, Şubat 2010

Bu çalışma, bir mimari eser olarak Berin Yahudi Müzesi ile bir sinema eseri olarak Dogville’i, boşluk kavramı açısından karşılaştırmayı, bu kavramın mimarlığın ve sinama sanatının olanaklarıyla nasıl bir anlatım ve ifade aracına dönüştüğünü tartışmayı ve varsa benzerlikleri ya da farklılıkları ortaya koymayı amaçlamıştır. Konu aldığımız eserlerden ilki Yahidilerin 2000 yıllık tarihine tanıklık etmeye çalışan, kimi kaynaklarda dünyanın en önemli yüz binası arasında gösterilen Daniel Libeskind imzalı Berlin Yahudi Müzesi. Diğer eser ise, Las Von Trier’in Amerika üçlemesinin ilk filmi olan, deneysel bir tarzda, tamamını bir sound stage’de çektiği, hikasesi 1930’ların bir Amerikan kasabasında geçen 2003 yapımı Dogville filmi.

Devamı...      

SIFIRLARDAN KURTULAN BANKNOTLAR VE GERİ GELEN KURUŞLAR

_ Ali Pekşen Sayı 19, Kasım 2004

2005 yılında Türk Lirası'ndan altı sıfır atıp Yeni Türk Lirası’na geçme operasyonu çerçevesinde basılan yeni banknotlar ve bozuk paralar AKP iktidarı tarafından kamuoyuna tanıtıldı. Bilindiği gibi ilk aşamada 1.000.000 TL. 1 YTL.’ye eşitlenecek; en küçük para birimi 1 Yeni Kuruş, en büyük para ise 100 Yeni Türk Lirası olacak. Bu geçiş sürecinde karışıklıkları en aza indirmek amacıyla kullanmakta olduğumuz banknotların tasarımları değişmiyor, yanlızca sıfırlar atılarak yeni versiyonları basılıyor. Ancak kullanımda olmayan iki yeni değerde banknot (50 YTL. Ve 100 YTL.) ve yeni kuruşlar için yeni tasarımlar yapılmış durumda. 1927’den günümüze, değişik renkdeki baskıları da sayarsak 73 farklı banknot tedavüle sokulmuştur. 2005'te bu sayı, 79’a çıkmış olacak. Yine bu banknotlar ve kuruşlarla birlikte çoğu yedinci emisyon döneminde (1979 - ) tedavülden kalkan değerleri yeniden kullanmaya başlayacağız.

Devamı...      

A CIYT SCULPTURE IN NEVADA DESERT

_ Ali Pekşen Sayı 79, Mart 2006

American Michael Heizer, goes on the work ''land art'', he initiated in 1971on the desert Nevada, still today. The name of his work, which is regarded as one of the biggest modern statues, is: Complex City . This city is composed of triangular and rectangular surfaced huge stone blocks with 20 meters height each having weight exceeding a 100 tons. Though they are named as sclupture, Heizer opposes this concept and names his work as ''unsclupture'' . Those gigantic buildings, Heizer goes on building at a place 40 miles away from the closest residing area, are composed of complexes. The artist has already finished 3 of them up to now; but still going on building 4 of them. And he says that the task will be finished when the 5th one will be finished.

Devamı...      

ODTÜ TARİHÇE ÇALIŞMASINA YÖNELİK BİR ÇAĞRI

_ Ali Pekşen Sayı 71, Ocak 2006

Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin’s 1980-2000 yılları arsındaki dönemini, kişisel yaşantılardan ve deneyimlerden yola çıkarak anlatmaya çalışan, bir tür öznel tarih yazma çabası olarak nitelenebilecek ODTÜ TARİHÇE: 1980-2000 adlı kitap çalışması, ilgili kamuoyuna duyurulduğundan beri ne yazık ki beklenen aktif katılım gerçekleşmedi. Öte yandan ODTÜ tarihçesine ilişkin olarak, İzinsiz Gösteri Dergisi'nde Kasım 2004’ten beri yayımladığımız yazılar oldukça fazla okunmaktadır. Bunu ziyaretçi sayısından anlayabiliyoruz. Projenin yeteri kadar iyi tanıtılmaması, henüz aktif ve yaygın bir katılımın sağlanamama gerekçesi olsa bile, bire bir yazma çağrısı yaptığımız kimi arkadaşlarımızda ortaya çıkan isteksizlik, başka nedenlerin varlığına işaret ediyor.

Devamı...