2014 Mart Seçimleri Toplumun Etik Çürümeyi Seçimidir

_ Bora Ercan

Bu yazı yazıldığında seçimin belirsiz sonuçları belirsizliğini hala daha koruyordu. Bu gidişle daha da koruyacak ve hiçbir zaman halkın iradesini yansıtmayacak 30 Mart 2014 seçimleri.

Bu seçimler, toplumun bir kesiminin yolsuzluğa sırtını dönmesinin iktidara verdiği güven ortamında gerçekleştirildi. Bunca kanıta rağmen yolsuzluğa inanmayan iktidar kitlesi seçim hilelerine de inanmayacaktı.

Defalarca vurguladığımız konuya dönüp dolaşıp geliyoruz: Seküler etik yoksunluğu. Yani ahlakı sadece dinsel referanslar ve toplumun moral değerleriyle algılamak. Evrensel değerlere sırtını dönmek. Bu bağlamda İslamcı çevrenin bir kısmının, örneğin Deniz Baykal'ın kasetleri karşısındaki yorumu ilginçtir: Özel hayata girilmemeli denmektense 4 kadınla evlenmek yasaklanırsa olacağı budur dendi! Örnekler çoğaltılabilir. Kısacası, seçim hilesi de bir şekilde caiz!

Ülkemiz tarihinde yaşadığı en şaibeli seçimi yaşadı. Bu şaibelerin normalleşmesinin tehlikesi ortadadır. Bir kez daha yineleyelim: Ahlaki değerleri evrensel değerlerden yoksun olan kitleler kendi temel değeri olan muhafazakar ve ataerkil değerlerle iktidarın söylemini sorgusuz sualsiz kabul etmekte ve bir tür saltanat rejimini meşrulaştırmaktadır.

Saltanat rejiminin demokrasiden daha kötü bir rejim olduğunun iddiasında değilim. İddiam bunun başka bir rejim adıyla yapılması!

Son seçimin, birçok yerde, nesnel olabilen zihinlerde ve temiz vicdanlarda aklanma şansı artık söz konusu değildir. Her seçimin bir galibi bir yenileni vardır. Oysa bu seçimin kaybedeni var. Kazananı değil! Türkiye kaybetmiştir. Bundan sonra hangi seçim olursa olsun şaibesiz olmayacaktır. Bu zamana kadar her seçimde elbette hile vardı ancak bu kadar küstahça ve cüretkarca olmamıştı. Kaygım budur. Bu öfke, bu çatışma dili, bu kamplaşmanın sonu iyi değildir.

Toplumumuzu etik değerlerinden dolayı sorguladım, öte yandan bu toplumun bireylerinin büyük çoğunluğu, her ne kadar birbiriyle didişse de bir iç ve dış savaşı desteklememesi ve yaşamaması elimizdeki en önemli ve değerli veridir. Bir Yugoslavya, bir Lübnan olmadık hiç. Toplum savaş istemiyor. Bunun kıymetini bilebilmemiz için burnumuzun dibinde yaşananlara bir bakmamız yeterlidir.

Artık düşük yoğunluklu savaşa geri dönülmesini de kimse istemiyor. Irak batağına girilmedi, Suriye batağına da girilmesini istemiyor toplum. Korkum, bu soğuk iç savaş ortamının devam etmesi halinde ve kıvılcımlamasıyla gaz bombalarının, tomaların, göz çıkaran kurşunların gündelik yaşamın bir normali haline gelmesidir. Mahalle ayrışmalarıyla gücü elinde tutanın yaptırım uygulaması, özellikle basına bile yansımayan küçük yerlerde uzun yıllardır yaşanan sorunların ve işyerlerindeki ayrımcılığın daha sık ve sert gerçekleşmesi, en son Sivas'ta ve Gazi de yaşanan kıyımlar gibi kıyımların devletin güçleriyle ortaklaşa yaşanması.

Son söz olarak, bu seçim ülke için bir dönüm noktasıdır. Gelecek seçiminiz sizin!

Bora Ercan boraercan@yahoo.com
Odysseus Adaları'nın yazarı.