İZİNSİZ GÖSTERİ’NİN 7.YILI ve MAKYAJ KİMLİKLER

_ İzinsiz Gösteri

Ne kadar özel bir ülkede yaşadığımızı söylemeye gerek yok. Her gün azıyla çoğuyla yaşadıklarımız ve yaşayacağımız bir çok olay bunun kanıtı. Saatli Maarif Takvimi’nde günün adrenalini diye bir bölüm açmayı öneriyoruz.

Her şeyin parayla ölçüldüğü kapitalist düzenin anti-sosyalist mücadeleyle harmanlanarak uygulamaya konduğu ülkemizde artık bizi hiçbir şey şaşırtmamalı. Gel gör ki, biz şaşırmasak da bu yapılanları kabul edeceğimiz ve susacağımız anlamına gelmiyor. İşte bunun için bir başka dilden bağırıyoruz: Beynimizin en derin, kalbimizin en kırmızı yerinden.

İzinsiz Gösteri, konuştuğu bu dille, hedeflediği kaynak yayın olma çabasını bir ölçüde yerine getiriyor. Bazı konularda bu ülkede, bu dilde yazılmış bazı makaleleri, denemeleri eğer çalıntılandırılmamışlarsa sadece dergimizde bulabilirsiniz. Oysaki biz “copy left” ya da ”creative common” gibi mantıklarla varız. Nezaket gereği alınan yazıyı bize bildirseniz ne mutlu oluruz bilseniz.

Bu sayının kavramsallaştırmasını ortaya koyalım: “makyaj kimlikler”. Google’da bu konu hakkında daha önce yazılmış bir ifade yok. Ameriika’yı yeniden keşfediyor olabiliriz ama yine de bu tamlanmayı biraz daha irdelemeliyiz. Aslında temel konu kimliktir. İnsan her şeysiz kalsın ama kimliksiz kalmasın. Ülkemizde, Osmanlı’dan bu yana bunun sorun olduğu söylemek zor değil. Cumhuriyet’in kurulmasıyla bu sorun daha da içinden çıkılmaz bir hal almıştır.

Makyaj’ın ne olduğu biliyoruz, öyleyse makyaj kimliğin ne olduğu doğrultusunda bir fikir yürütmek çok da zor olmaz. Bir insanın, bir kurumun bir duruşu vardır, hayatı nedenselleştirmesi söz konusudur. Bir insanın, bir gazetenin, bir örgütün hayat karşısındaki duruşu para karşısındaki duruşundan daha kuvvetliyse o insan o kadar özgürdür. Makyaj Kimlikler; zorlamadır, yapıştırmadır, kitsch’dir. Sırıtır. Kendini kolayca ele verir.

Dönem, kavramların da alt üst edildiği bir dönemdir. Adına baktığımızda (Devrimci Sosyalist İşçi Partisi) heyecanlanmamız gerekirken bir partinin ne devrimcilikle ne sosyalizmle ne de işçilerle bir ilgisi olduğu görüyoruz. Söz devrimden açılmışken malum yine adı sağlam bir gazete olan Radikal’in “devrim” yaptığını düşünebiliriz. Şekil şemal değiştirmekle devrim olmuyor, Olsaydı TC’nin 87. yılına damgasını türban vurmazdı! Hakkını yemeyelim, içerik de değişti Radikal’de. Mesela “sokak gazeteciliği” kavramını çocukça ortaya koymaktalar. Gazeteciliği sokaktan alıp plazalara taşıyıp gazetecileri köşelerinde memur kılanlar kendileriydi, şimdi büyük bir iş yapıyormuş gibi sokağa çıkıyorlar. Gülsek mi ağlasak mı? Bugünün Radikal sokak gazetecileri, polis bizim kafamızda cop parçalarken neredeydi!

Yüzlerini yıkasalar hemen çıkıyor bu makyaj ve özlerine dönüyorlar. Kim kimdir gerçekten, kim necidir. Hiç lafı eğip bükmeyelim. Hangi Taraf’dasınız. Vicdandan söz etmeyin. İnanılırlığınız yok. Gazetenin yayın yönetmeni Eyüp Can neden sola yakın yazılar yazma çabasında. Aynı kişi zaman gazetesinin başına geçse aynı yazıları yazacak mı?

Paradan başladık yazımıza ve onunla bitirelim: Makyaj Kimliklerin altında yatan en temel itki paradır. Günümüz her şeyin alınıp satıldığı bir dönem olduğu için kimlikler de alınıp satılır. Ancak her kuşun eti yenmez!