YORUMUN 25. YILI

_ İzinsiz Gösteri

Grup Yorum, onca baskıya rağmen ilk günkü heyecanıyla müziğini ve eylemliliğini devam ettiriyor. Türkiye’de ve dahi dünyada televizyona bile çıkamayan bir grubun 55 bin biletli izleyici toplayabilmesinin nedeni de bu enerji olsa gerek.

25. yıl konserini merakla bekledik ve konser günü İnönü Stadyumuna gittik. Son yıllarda müziğini yakından takip edemesek de grubun sanatsal gelişimini konserin gösteri boyutuyla birlikte değerlendirdik. Bu esnada da Türkiye’nin başka bir yüzünü gözlemledik.

Konserde çok sayıda yıldızlı bereleriyle görevli vardı. Girişlerde ve çıkışlarda kibarca yardımcı oldular. Kendi güvenliğimizi kendimiz sağlarız gibi bir anlayış çok değerliydi. Stadyum konserinin dejavantajı izleyicilerle sanatçıların kopukluğudur. Ne yazı ki bu konserde de öyle oldu, ama başka da bir çare yoktu belki.

Sevdiğimiz şarkılar çalındı konserde, özellikle “Cemo”ya 60 kişilik orkestra çok yakıştı. Konuk sanatçılarla birlikte söylenen “Defol Amerika” bir şarkı değil bir slogandı daha çok. Hiçbir şey anlamadık. Venezuelalı sanatçı ve onunla birlikte söylenen iki şarklı “Hasta Siempre Commandante” harikaydı.

Yorum, adını tek tek bilmediğimiz sanatçıların bir kolektifi. Yaşlarına bakılırsa da 30 yaşlarında görünen sanatçıların 25.yıl kutlamalarının tek açıklaması bu kolektif ruh olarak anlaşılabilir. Yorumun bir kadın bir de erkek vokalisti çok başarılıydı.

Yorum’un duruşu politikadan ayrılamayacağı için onun sahne performansı da bu ifadeden ayrılamaz. Bu bağlamda, sahnede ne halay ne semah ne de horon vardı. Türkiye solu için bu üç dans formunun bir şey söylediği hatta çok şey söylediği açıktır. Nitekim Stadyumda büyüklü küçüklü halay grupları döndü durdu… Ancak sahnede “Efeler” vardı. Dünyanın en estetik danslarından biri olan Zeybek oynadılar. Bu dansı ve “Efeliği” yine elbette bir hayat duruşundan ayıramayız. Bu dansı “Bu Vatan Bizim” sloganıyla özdeş tuttuğumuzda Sol değerler içinde yerelliğin/vatanseverliğin baskın bir eğilimi ön plana çıkıyor. Öte yandan konserde  “Cane” dışında Kürtçe şarkı söylenmemesi de ilginçti.

İzleyicilerden gençler sahnede orta yaşlılar da kotluklardaydı. 55 bin kişilik bir kitleyi topyekün değerlendiremeyiz. Türbanlısından mini eteklisine kadar diye saçma sapan bir ifade kullanılıyor ya, işte onun gibi geniş bir yelpazede izleyici kitlesi vardı, konuk sanatçıların çeşitliliği kadar. Barkavizyonda görülen kişiler ve görüntüler de ilgi çekiciydi. En çok alkışı Ahmet Kaya’nın alması manidardı ve kitlenin grup davranışıyla anlaşılır paralellikler taşıyordu. Günümüzde artık anılmayan “Sol arabesk” tanımlaması akla yeniden geliyordu.

Konserde ara verilmesi hataydı. Sendika Başkanının konuşmasını bu kadar uzun tutması da! Oysaki Tayadlı aileler çok kısa konuştular ve vakur ifadeleriyle konserde vardılar.

Yorum’un 25 yılda, başlardaki kadar şarklar üretememiş olmasına tanık olduk. Haklarını yemeyelim nitekim aynı dönemlerden, hatta eskilerden Yeni Türkü de, Ezginin Günlüğü de, Bulutsuzluk Özlemi de yeni ve güzel şarkılarla kitleleri etkisi altına alamıyor. Bu arada konuk sanatçılardan Nejat Yavaşoğulları “Büyü” şarkısını söyledi ama sesine hiç uymadı.

Son söz olarak Türkiye’nin ve Dünyanın Grup Yorum’lara ihtiyacı var, eylemlere, politik ve entelektüel canlılığa da. Yorum’u kutluyoruz.