SİYASİ KRİZ, EKONOMİK KRİZ, OĞLAN OLURSA CHRIS, KIZ OLURSA CHRISTINE

_ Bora Ercan

Köşe başında basit bir trafik kazası olsa insanlar hemen toplaşır. Birden nasıl olur da o kadar insan birikir. Anlaşılmaz. O anda herkesin işi gücü hasar tespitidir. Herkes de uzmandır. Artık bu gibi durumlarda polis de gelmeyecekmiş. Yani gerçekten bu insanlarımıza ihtiyacımız olacak, ama tabii ki durum göründüğü denli naif değil. Geçtiğimiz günlerde İstanbul Zeytinburnu'nda çıkan yangını izleyenler de yaşamlarını yitirdiler.

Başka bir açıdan da, gündüz vakti,  örneğin Trabzon gibi yerlerde yaşanan linç olaylarında, binlerce insanın gözü dönmüş bir şekilde bir araya geldikleri sorulabilir. İşsiz erkek kalabalıkların faşizminden başka bir şey değildir bu nicelik ve kolay anlaşılabilecek bir kavramsallaştırma yaparsak "içe dönük sosyal patlamadır" ki bu da bizzat devlet tarafından yönlendirilir. Aksi takdirde bu enerji hep potansiyel tehlikedir. Zaman zaman havası alınmalıdır.

Ölüm, herkes için bir başkasının ölümüdür. Başka ölümlere duyarsızlaşan insanlar, dolayısıyla da  kendi yaşamlarına duyarsızlaşırlar.  Kin, nefret, öfke ve kanla nereye varılabilir, nasıl yaşanabilir? İşin aslı, yaşam tarzımız da ölüm tarzımızı belirler. Ne demişler: "Su testisi su yolunda kırılır". Nejat Yavaşoğulları'nın 20 önceki ilk albümlerinden birinde "Kimse Barıştan Söz Etmiyor," adında bir şarkı vardı. Ne yazık ki durum şimdi daha da kötü: Kimse barıştan söz etmediği gibi barıştan söz edilmediğinden söz eden de pek yok ortalıklarda.

Yıllardır bu ülkede hep duyarım: "Piyasa kötü, çekler geri dönüyor." Ben bu piyasanın iyi olduğunu nedense hiç görmedim ama sokaklarımıza sığmayacak kadar büyük otomobilleri, devasa binaları, lüks yatları her gün görüyorum. Buna paralel, her yerde özel güvenlik görevlilerini, Amerikan tarzı Highway'lerde kullanılacak tarzda polis otolarını, çöpten geçimini sağlayan binlerce insanı görüyor ve kendimi en temel insani gereksinimden, güven duygusundan yoksun hissediyorum.

1995'te kriz olduğunda herkes döviz bürolarının önünde toplanmış, döviz loto oynarcasına bekleşiyor, kendi aralarında konuşuyorlardı. O zaman tv kanalları bunca yaygınlaşmamıştı. 2001'de çoğunluk evlerine çekildi. Halkın ekonomi bilgisi de kulaktan dolma olsa da artmıştı. Borsa, döviz, faiz, kazananlar, kaybedenler. Meğerse ne çok kumarbaz varmış benim dini bütün memleketimde, ne çok faizci, "off shore"cu varmış.

Şimdi ekonomik analistler konuyu belirledi. Bu kez yaklaşan, gelişmiş ülke kriziymiş. Amerika'da "mortgage"lardan kaynaklanan bir sorun varmış. Biz masumuz bu kez suçlu başkaları. Ha zaten bizim yeterince siyasi ve sosyal krizimiz var. Bir de üstüne dünya piyasaları çalkantısı.  O zaman her güne bir kriz, her güne bir adrenalin, oğlumuz olsun Chris, kızımız Christine.

 

 

Bora Ercan boraercan@yahoo.com
Odysseus Adaları'nın yazarı.