YİNON MUALLEM İLE SÖYLEŞİ

_ İzinsiz Gösteri

İzinsiz Gösteri: Yinon, öncelikle yeni albümün için seni tebrik ederim, bu albümü yaparken sana neyin ilham verdiğini bize anlatabilir misin?

Yinon Muallem:  Şevkim yeni bir albüm yapmak ve bunu dünyaya yaymaktan geliyor. Parçalar zaten bir araya getirilmek için kağıt üzerinde duruyordu. Albümde geçen sene yaptığım farklı bir müzik türü var. Geçen sene albümü yapmak istediğimde kafamın biraz karışık olduğunu ve yeteri kadar motivasyonum olmadığını hatırlıyorum. Bu iş için oldukça para, enerji ve zamana ihtiyacım olduğunu biliyordum ve zihinsel olarak da sürece başlamak için kendimi hazır hissetmiyordum. Kendimi toparlayıp işe koyulmam birkaç ayımı aldı. En sonunda bu albümü yapmam için gerekli motivasyonumun sadece bunu yapmak istememden geldiğini fark ettim. Belki de ilhamın derin, içsel bir ihtiyaçtan geldiğini söyleyebiliriz.

İG: Son beş yıldır İstanbul'da yaşıyorsun, müzik tarzını ve kendini tanımlayacak olursan ne söyleyebilirsin? Tabii Orta Doğu'nun etnik müziği, dünya müziği gibi müzik tarzlarından
bahsediyorum.

YM: Müziğimi tanımlamak benim için oldukça zor. Hint, Türk, Arap, Yahudi, caz hatta klasik müzikten bile etkilendiğimi söyleyebilirim; fakat en sonunda ruhumun derinliklerinden gelen orijinal müziğimi buldum. Belki de bunun için en iyi tanım "birçok müzik türünden etkilenmiş bir etnik müzik kompozisyonu," olabilir. Belli bir türle kendimi kısıtlamak yerine bağlarını benim oluşturduğum birçok müzik türünden farklı renkler bulabilirsiniz benim müziğimde

İG: Bir perküsyon sanatçısı olarak, dünyanın her tarafından müzisyenlerle çalışıyor ve hayal gücümüzün sınırlarını müziğinle zorluyorsun. Dürüst olmak gerekirse, bestelerin beni harp, davul, kemençe, tar gibi müzik aletleri kadar etkiliyor. Bu geniş imgelemin altında yatan şeyi öğrenebilir miyim?

YM: Her zaman aramayı, keşfetmeyi ve sınırlarımı zorlamayı sevmişimdirJ tabi bazen bu kolay ve zevkli olmayabiliyor ama keşfim sürecinde yeni insanlarla karşılaşmayı ve ilginç fikirler bulmayı seviyorum. Farklı kültürleri tanımayı, oradaki insanlarla iletişim kurmayı ve onlarla müzik yapmayı seviyorum. İşte bu yüzden müzik sınırları olmayan bir medya. Melodi ve notalar havada ve her yerde. Sınırları yaratansa insanlar (ego, kültür farklılığı ve iletişimsizlik...vb.).  Her neyse, Türkiye'ye gelmeme sağlayan şey de müziğimin sınırlarını ve kendi sınırlarımı keşfetmem için duyduğum tutku. Bu, Türkiye değil de başka bir ülke de olabilirdi. Farklı      kültürlerden  sanatçılarla çalışmak bana oldukça zevk veriyor. Zaten orkestramda da İran, Hindistan, İsrail, Fransa ve daha birçok ülkeden müzisyen bulabilirsiniz. Önemli olan şey onlarla ruhsal bir bağ hissediyor olmam. Diğer bir deyişle, bu bir ruh başka bir ruha değerken oluyor.

Ruhsal bağ güçlü olunca bu, müziği başka bir boyuta taşıyor. Bu, sadece birlikte çalan bir grup iyi müzisyen değildir. Bu insanları orkestra yapan şey ruhsal bir bağ kurup birlikte bir şeyler üretebilmek için heyecan hissetmeleridir.

İG: Ve son olarak gelecek hakkındaki projelerin nelerdir?

YM: 7 Mayıs'ta Cemal Reşit Rey'de büyük bir konser vereceğim. Orkestra İsrailli, Fransız ve Türk müzisyenlerden oluşacak. Amaç dinleyiciyi KLEZMER, LADINO VE YYIDIS gibi değişik tarzdaki diğer ensrümental Yahudi müziğiyle tanıştırmak.

Birkaç ay içinde arpist Şirin Pancaroğlu'yla yapmış olduğum yeni albümüm çıkacak. Projenin adı Tel ve Ten. Albümü akustik açıdan bir kilisede kaydetmeyi planlıyoruz. Ayrıca 17 Mayıs'ta Altunizade Kültür Merkezi'nde bir konserimiz olacak. 5 Nisan'da ise Ankara'da ve çok yakında da ODTÜ'de bir konserim olacak.

İG: Teşekkürler Yinon
YM: Ben teşekkür ederim