OSMAN MURAT ÜLKE'NİN IPPNW ÖDÜL TÖRENİNDE YAPTIĞI KONUŞMA




Nükleer Savaşı Önlemek için Uluslararası Hekimler Birliği'nin (IPPNW) Almanya seksiyonu, “Clara Immerwahr” ödülünü vicdani retçi Osman Murat Ülke'ye verdi. 10 Mart'ta, İzmir’de gerçekleşen ödül töreninde, Osman Murat Ülke'nin yapmış olduğu konuşmayı sunuyoruz.


Merhaba,

Evet, IPPNW tarafından bu ödüle layık görüldüm. Bu benim için büyük bir onur. Sadece kendim olmaya çalışırken ve bu kendilik halinin de gereği olan toplumsal ve politik etkinlik inşa etme çabası içindeyken onurlandırılmak haliyle hiç aklımdan geçmedi. Ama yıllar içinde, farklı farklı düzlemlerde, dayanışma içinde, aslında bunu hep yaşadım ve her insan dayanışırken öncelikle kendisine iyilik etse de, ben çok iyilik ve yakınlık gördüm. Bunun için yakın ve uzak çevremde birçok insana borçluyum, ya da daha doğru bir ifadeyle, minnettarım. Birçoğunuz bu akşam buradasınız. Gündelik yaşam içinde bunu başarmak her zaman pek kolay olmuyor ve şimdi bundan kolayca sıyrılma niyetinde de değilim, ama yine de buradan hepinize teşekkür etmek, iyi ki varsınız, demek istiyorum.

Ancak ne var ki, bu akşam yaklaşırken, yıllara yayılan bir sürecin ardından keyifli olamıyorum henüz. Bunun bir boyutu kendi yasal durumumdaki süregiden çıkmaz ise de, asıl mesele vicdani ret talebinin halihazırda bir toplumsal talebe dönüşmemiş olması, örgütsel mücadelenin bir süreğenlik içinde, taş üstüne taş koyarcasına yükselememiş olması. Belki şu an gündelik sıkıntıların çok sırası değil, ama gerçekliğimiz de maalesef bu.

Vicdani reddin her daim hatırlatmak istediğim bir boyutu var. Evet, o, bireyin devlet karşısında bütünlüğünü ve iradesini ifade eder, ama aslında -hele Türkiye’de- ifade ettiği anlam bununla sınırlı değil. Devlet, sorgulanamaz hikmetini daha gürültülü bir biçimde inşa ettikçe ve topluma dayatılan bu hayali bizlik tasavvuruna yönelik her türlü itiraz kriminalize edildikçe, vicdani ret aynı zamanda bu paradigmanın dışına çıkma, devletcil bir gözle bakmama çağrısıdır da. Dolayısıyla vicdani ret birçok değişmez görünen kalıbı aynı anda tartışmaya açıyor; örneğin bir toplumsal cinsiyet kalıbı olarak erkeklik, tarihsel mitlere dayalı ayrımcılık, yakın tarihle hesaplaşamama vb. birçok kritik tıkanma noktası.

Toplum olarak sürekli yeni kayıplarla ve buna bağlı çaresizlik duygularıyla kör topal yuvarlansak da, kendini, içe kapanık ve biz bize benzerizci cephede değil de, daha evrensel ve bütün insanlık ailesinin kaygısını taşıyan bir bakış açısında kuranların, bundan böyle daha az yalnız ve daha az yorgun, bunun yerine daha güçlü duyumsayabildiği ve harekete geçebildiği yarınlara...

Son olarak bir kez daha IPPNW’ye ve bugün burada bulunan delegasyona bize bugün burada toplanma olanağını ve onurunu verdikleri için teşekkür etmek isterim...

 

 

 

 



>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
İzinsiz Gösteri'de yayımlanan yazılar ve görselller izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz