ANGKOR’DA ESTETİK VE GİZEM

_ Bora Ercan




Asya’da yolculuk yaparken bir ülkeden diğerine kara yoluyla geçmek her zaman için hava yolu ya da deniz yoluna göre daha farklı duygulanımlar bırakır bende. Düşünün;  bir ülkeden çıkıyorsunuz, ara bölgeyi yürüyerek geçip başka bir ülkeye giriş yaparken sınırda iki taraflı geçiş yapan birbirinden farklı insanları, küçüklü büyüklü yük taşıyanları, seyyar satıcıları izliyor, belki saatinizi yeniden ayarlıyor, belki de giysilerinizi değiştiriyorsunuz.

Sınırın Tayland tarafında bir yazı ya da anıt yok ancak Kamboçya tarafında efsanevi Angkor tapınakları modelinde yapılmış, üzerine ‘Kamboçya Krallığı’ yazan görkemli bir tâk karşılıyor sizi. Ara bölgede dışarıdan çok lüks görünen bir otel var. Belki de birden fazladır bu otellerin sayısı ya da eminim ki yakın gelecekte artacaktır çünkü bir çeşit kanunsuz bölgede gerek Tayland’ın gerekse Kamboçya’nın çoğu kara para tüccarlarına hizmet eden kumarhaneler için kurulmuş bu oteller. Sonradan Tayland körfezinde yer alan Kamboçya’ya bağlı adaların birçoğunun birer kaçakçılık merkezi olduğunu öğreniyorum. Yolu bile olmayan yoksul bir ülkenin sokaklarında son model arazi arabalarının var olması da Kamboçya hakkında zihnimde oluşan resmi bütünlüyor.

Ülkelerin adları hakkında yıllar yılı okuduklarımızdan, izlediklerimizden, anlatılanlardan o ülkeye dair ister istemez çeşitli çağrışımlar belirir bizde. Bir yandan elimdeki rehber kitaptan ilk kez ziyaret ediyor olduğum Kamboçya hakkında bilgiler alıyor bir yandan da Çin Hindistanı ya da Hindiçini olarak bilinen bölgenin tam kalbinde olmanın heyecanını aynı adlı bir sinema filminden parçalar anımsayarak yaşıyorum. Asya’nın iki büyük kültürünün kesişme noktası, aynı zamanda da ne yazık ki kanlı tarihe sahip bölgesi burası.

Kamboçya’nın kuzey doğusunda yer alan Siem Reep adlı kent Tayland sınırından 150 km. uzaklıkta. Yol koşullarından dolayı altı saat sürüyor yolculuğumuz. Siem Reep Siyam’dan alınmış anlamına geliyormuş. Nitekim 1431 yılında Tayland bu bölgeyi ele geçirmiş, bunun sonucunda da birazdan ayrıntısıyla anlatacağımız Angkor kenti tamamıyla terk edilmiş.

Bilirsiniz Siyam Tayland’ın eski adıdır. Bazı Taylandlı entelektüeller Siyam adında ısrar ederek kendilerine konulmuş bu İngilizce adı reddederler. Bununla birlikte evrensel kural burada da değişmiyor; Tayland ile Kamboçya, Malezya, Laos gibi komşu ülkeler arasında sınırların belirlenmesinde olsun, geçmişin sahiplenilmesinde olsun anlaşmazlıklar sürüp gidiyor.

Ucuz ama temiz bir pansiyonda gözlerimi kadınların sesleriyle açıyorum. Pencereden baktığımda inşaatta çalışan kadınları dinlenirken görüyorum. Angkor’a bir an önce ulaşma düşüncesiyle bisiklet kiralayarak kendimi Siem Reep sokaklarında binlerce bisikletli ve motosikletlinin arasına bırakıyorum. Toz, toprak, karışıklık her şey bana biraz Hindistan’ı biraz Pakistan’ı çağrıştırıyor. 1970’lerde ülke yönetimini elinde bulunduran Kızıl Kimerlerin lideri Pol Pot merkez bankasını bombalarla yok etmiş. Kamboçya’da kendi para birimlerinden öte her yerde Amerikan Doları kullanılması bunun bir sonucu mudur, bilemiyorum. Nitekim Kamboçya parası Riel’in o günkü kurunun ne olduğu da hep belirsiz. Diyesim, Kamboçya’da hiç yerel para birimi kullanmadan dolaşabilir ya da yaşayabilirsiniz; kısacası öyle yapmalısınız.

Kentin merkezinin hemen dışında yer alan sık ağaçlıklı idilvari yerleşimlerin içinden kıvrıla kıvrıla geçen yollarda kimi zaman kaybolarak Angkor’a varıyorum. Angkor, irili ufaklı 100’den fazla, taştan yapılmış tapınaktan oluşan bir yerleşke. Döneminin diğer binaları ahşaptan yapıldığı için günümüze ulaşamamış. Yerleşke, İS. 800 yıllarında Kimer ya da Kambuja İmparatorluğu’nun kralı I. Jayavarman’ın iktidara geçerek ülkesinin sınırlarını genişlettiği, başka bir deyişle imparatorluğun yükselme  evresinde başkent olarak kurulmuş. Bu süreç, 1200 yıllarında Kimer İmparatorluğu’nun zayıflaması ve sonucunda, az önce de söz ettiğimiz gibi Batı’da güçlenen Tay İmparatorluğu’nun bölgeyi ele geçirmesiyle sona ermiş. 1432 yılında tamamen terk edilen ve zamanla muson ormanlarının içinde kaybolan Angkor kenti, gezgin Budist rahiplerin rastlantı sonucu gördükleri yapıları, heykelleri halka anlatmalarıyla tanrıların yaptığı tapınaklardan oluşan bir yer olarak efsaneleşmiş. 1800’lü yılların ikinci yarısında Fransız sömürgecilerden kimileri bu efsaneleri dinlemiş ve Kamboçyalıların kayıp şehri Angkor’u aramaya koyulmuş. Fransız misyoner Henri Mouhot 1860 yılında Angkor’u yeniden bularak dünyanın ilgisini bu bölgeye çekmiş.

Pekiyi Angkor’u büyülü, gizemli kılan ne? Araştırmacıların bir bölümü Angkor’un verimli toprakları ve stratejik konumu nedeniyle yerleşim bölgesi olarak seçildiğini; bir bölümü ise eski çağların kutsal coğrafi tanımlarına bağlı olarak, gerek tapınakların gerekse bütün kentin göksel özelliklerin yersel karşılığı olduğunu ifade ederler. Örneğin bir iddia Angkor’un ana tapınaklarının düzeneğinin, İÖ.10500 yılındaki ilkyaz gündönümünde (21 Mart) Ejderha takımyıldızındaki yıldızların yeryüzüne yansıması şeklinde olduğudur. Yine aynı şekilde, aynı zamanlamada Angkor’un Güney’inde kalan tapınaklardan bazılarının Kuzey Taç takımyıldızındaki yıldızlarının konumlanışının aynısı olduğu söylenir. Bu çeşit iddialar Hindu ve Budist kozmolojilerinin sayı mistisizmine de dayandırılarak sürer. Phnom Bakeng tapınağının çevresinde 108 tane kule vardır. 108 her iki dinde de kutsal sayılar olan 72 ile 36’nın toplamıdır. Bu tapınak Giza piramidinin 72 derece doğusunda yer alan meridyendedir.

Yağışlı mevsim olmasına rağmen zaman zaman bulutların ardından beliren muson güneşi tamamı 3 günde ancak gezilebilen Angkor’da bedenimin sınırlarını zorlamaya yetiyor. Yemek olarak bol su ve muzdan başka pek de bir seçeneğim yok. Taş tapınakların içinin serinliği, sarı giysiler giydirilmiş Buda heykelleri, sütunların üzerindeki binlerce mitolojik esintili kabartma bana açlığımı unutturuyor. Dışarıdan Budist ve Hindu mimarisi karışımı tarzda, taş yığını gibi görünen tapınakların ince işçilikleri az önce sözünü ettiğim söylensel tezlerin ötesinde beni büyülemeye yetiyor.

Tapınaklardan en önemlisi kentle aynı adla olan Angkor Wat. Kimer tapınak mimarisinin en üst noktası kabul edilen Angkor Wat  erken 12.yy’da II. Suryavaram tarafından Hint tanrısı Vişnu’nun onuruna inşa ettirilmiş. 180 metre genişliğinde bir hendekle çevrili olan tapınak 1500 metre boyunda 1300 metre enindedir. Bu tapınak Hint kültürünün söylen dağı Meru’yu semboller. Kozmik verimliliği simgeleyen yılanlar giriş kapısındadır.

Bir yandan okuyor, bir yandan yazıyor, bir yandan da fotoğraf çekiyordum. Saatler geçmesine rağmen heyecanımı kaybetmemiştim. Gittiğim yerlerde böylesi sit alanlarını ikinci plana atmışımdır. O bölgenin insanları, yaşantısı hep ilk planda olagelmiştir; ama bu kez farklı gelişti süreç. Akşamüstüyle birlikte farklı yollardan Siem Reep’e dönüyorum.

Burada da oldukça lüks ve pahalı görünen otellerin varlığı beni şaşırtıyor. Bir kez daha yanıtını bildiğim soruyu soruyorum kendime ‘turizm halkın yoksulluğuna çare olabilir mi?’

Kamboçya’da ikinci durak başkent Phnom Penn’e nehir yolculuğu ile gideceğim. Su düzeyi yağışlı mevsim olduğu için yeterliymiş. Elimdeki kitapta ise yolculuğu teknenin kapalı yerinde değil de üst kısmında yapmam gerektiğini, aksi takdirde tekne devrildiğinde dışarı çıkabilmek gibi bir şansımın olmadığını yazıyor. Sadece bu nedenle değil suyun, toprağın ve Asya’nın kokusunu içime daha çok çekebilmek, gökyüzünün alacağı binlerce şekli görebilmek, arada bir yağan yağmurlarla ıslanmak için tercihim yolculuğumu dışarıda yapmak.

Asya’da yolculuğuma devam ederken ben de kalan, Kamboçya’nın her yerinde; insanların yüzlerinde, binalarında, kimi zaman uzayıp sonsuza gidiyor gibi görünen düzlüklerinde, sazlıklarında, göğünde, ırmağında bir acının olduğu.

Bununla birlikte, dünyanın en genç nüfusuna sahip ülkesi de burası, bu nedenle olsa gerek çocukların yüzlerindeki belirsizlik.

 



>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
İzinsiz Gösteri'de yayımlanan yazılar ve görselller izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz




Bora Ercan boraercan@yahoo.com
Odysseus Adaları'nın yazarı.