BİR EYLEM, BİR BİLDİRİ (1994)



"B
ir eylem niteliğini siyasal gruplar ya da kişiler tarafından yapılmasından değil, içeriğinden alır. Geçtiğimiz cuma günü gördüğümüz eylem ise, bir eylemi siyasal içeriğinin boşaltılmasına örnektir. Somut kazanımlar hedeflemekten uzak, yalnızca eylem olsun diye yapılan bu yürüyüşün pek çok öğrencinin gözünde ne için olduğu belirsizdi. Öğrencilerle bağ kurmaktan uzak bu tür eylemler olsa olsa depolitizasyona katkıda bulunuyor. Yaşanan olayda, baskıları protesto etme başlığı öne çıkarılmasına karşın; hedeflenen -kendilerinin de belirttiği gibi bir gövde gösterisiydi. Bu nedenle, gerçekleşen eylem yalnızca egemen politik olan bir şova dönüşmüştür.

Bir diğer şov da Rektörlük tarafından sergilenmiştir. “öğrencilerin burnunun bile kanamasını” istemedikleri bahanesi ile Rektörlük, dört gün yaşatılan nispeten özgür bir ortama gün daha tahammül edememiş ve son gün standları kapatmış, kalkanlarıyla, silahlarıyla adeta savşa gelmiş yüzlerce jandarmayı okula doldurmuştur. Rektörün, kitapların yerine M-16'1arın, Kaleşinkofların sergilemesini tercih etmesi unutulmayacaktır! Hiç kuşku yok ki, bu önlemin (!) sonucu “burun kanaması”ndan çok daha kötü olabilirdi.

Oynanan oyunlara, yapılan tutarsızlıklarla kampüse polisin girmesiyle yenileri eklenmiştir. Şenlik ve Miting olarak duyurusu yapılıp daha sonra yürüyüşe dönüştürülen eylem, ODTÜ tarihinde ikinci kez polisin kampüse gelmesiyle sonuçlanmıştır. Bu eylem dışında kalan arkadaşlar polisi protesto etmek istemişlerdir. Ne var ki bu, diğerleri tarafından kullanılmak istenmiştir. Oysa bu, eylemin bağımsızlığını savunmayanların yeri kendi yürüyüşleriydi.

Biz artık başkalarının çizdiği sınırlar içinde hareket etmek istemiyoruz. Bugüne kadar yapılagelen pek çok eylemde, eylemin yapılış tarzını onaylamadığımız için yer almayı reddettik. Bunu, ait olmadığımız bir tarafa düşmüşüz gibi kullanmak isteyenler oldu. Varolan pratikleri kullanma alışkanlığına karşı çıktığımız gibi herşeyi iki-kutuplu algılayan bu anlayışa da karşı çıkıyoruz. Birbirinin tekrarına dönen, giderek rutinleşen, anlamından uzaklaşan eylemlere girişmek kolaycılıktır. Bu kolaycılık gittikçe yalnızlaşmaya, yalıtılmaya hizmet eder. Kenardan izleyenlerin katılması amaçlanırken, katılanlar bile bir süire sonra kenardan izleyenlerin arasına karışmaktadır. Bu kan kaybının kronikleşmesinin kimin yararına olduğu düşünülmeli

Amaç nedir? Eylem yapmış olmak içjn eylem yapmak mı? Yoksa duyarsızlığın aşılmasına katkıda bulunmak mı? Her fırsatta benzer eylemler yaparak gittikçe daha çok öğrencinin eylemlere kayıtsızlaşması neye hizmet eder?

Seçeneksizlik nedeniyle var olana eklemlenen insanlara da aramızda yer var. Rektörlüğe, jandarmaya, polise vb. olan tepkileri ifade etmenin tek yolu, başkalarının önceden hazırladığı yürüyüşlere eklemlenmek değildir. Bize sunulan seçenekleri seçmek zorunda değiliz. Seçmemek de tavır koymaktır. Artık kendi yaratıcılığımızı kullanacağımız, kendimizi var edebileceğimiz alanları açabilmeliyiz. İnisiyatif sahibi insanlarla önümüzde yeni bir yol açmaya girişmeliyiz....

Güç olan, yeni bir şey yaratmaya çalışmaktır. Ortamı iki-kutuplu yapısı bu güçlülüğü arttırıyor.
Ancak , inanıyoruz ki, eskinin hazır olanın fazla düşünmemenin rehavetine kapılmayacak insanlara sesimiz ulaşacak. Bu, bugün her zamankinden daha çok yaşamsal öneme sahip. Taşlarını hep beraber taşıyıp döşeyeceğimiz bir yol oluşturmalı, ne kadar güç olursa olsun, bu artık zorunludur. Biliyoruz ki, böyle düşünen yalnızca biz değiliz."

BİR GRUP ODTÜ ÖĞRENCİSİ