SAHİBİNİ BULAMAYAN EMANET

_ Bora Ercan




1980’lerin sonuydu. 2.Yurt 509 No’lu odada, böcek popülasyonunun dengelenmesi için onca yıldır yapılmamış olan ‘dip temel’ temizliği yapmaya karar veriyoruz. Yıllardır yerinden oynamayan çalışma masalarının ve dolapların aralarının ne durumda olduğunu tahmin edersiniz, ancak o an orada bizi başka bir sürpriz, biri elbise dolaplarının altına, diğeri de çalışma masalarının arasına özenle yerleştirilmiş iki kitap bekliyordu. Bu kitaplardan birini ben, diğerini de odadan başka bir arkadaşım aldı. Bendeki kitap ise onca baskınlardan, aramalardan, yollardan sonra kitaplığımda güven içinde gerçek sahibini arıyor.

Bu olay düşünüldüğü kadar basit değil elbette, en azından benim için. Çünkü o kitaplar Ray Bradbury’nin bir tür politik bilim kurgu olan eserinden aynı adla Trauffaut sinemaya uyarladığı Fahrenheit 451* filmindeki kitap yakıcılarının Türkiyeli temsilcilerinden kaçırılmıştı. Hem değil mi ki neyin güvenliğini sağladıkları bir türlü anlaşılamayan, kendilerine güvenlik güçleri denen ve bir şekilde üniforma ve silahla donatılmış bu insanların bir kısmı yurtları sabaha karşı basarken diğerleri de yurdun çevresini kuşatıp pencerelerdn atılacak kitapları beklerdi.

İşte o kitap bir çoğunuzun bahçesine gömülmüş, kömürlüğüne saklanmış kitapların ruhunu taşıyordu. Devletin içi cız etmeden, bir çok insanınsa elleri titreye titreye yaktığı kitaplarla, filmlerle; bizim için ekmekten daha önemli olan, ancak silahtan daha tehlikeli bir şeymiş gibi televizyonlarda o dönem sık sık gösterilen (neyse ki artık pek gösterilmeyen-çünkü amaca ulaşıldı, gösterilmesine gerek kalmadı) kitaplarla, yazı makineleriyle Türkiye’de basılan kitap sayısının niçin İngiltere’nin 10’da biri olduğunun ve bütün bunların doğal sonucu olarak da içinde yaşanılan bu sosyal ve ekonomik krizlerin varlık nedenlerinin anlaşılması hiç de zor değil.

O kitabı bulduğum yıllarda ODTÜ bahar şenliğinde apolitikleştirmeye tepki olarak aramızda biriktirdiğimiz paralarla eski kitapçılarda çok ucuza topladığımız kitapları yine çok ucuza ‘satma’eylemi gerçekleştirmiştik. Elbette rektörlük merak ediyordu ne sattığımızı, bunun için makamlarına davet edildim, benden kitap listesi vermem istendi. Yaz oğlum Bora dedim kendime, kafayı yesinler: 1. Marki de Sade, Erdemle Kırbaçlanan Kadın, 2. İslamda Hanımın Vazifeleri, 3. Bu Vatana Kastedenler, Ali Elverdi Paşa Anlatıyor, 4. Nazım Hikmet, Şiirler, 5. Nazif Tepedelenlioğlu, Nazım Hikmet Vatan Haini mi Vatan Şairi mi?..........................

Yine o yıllarda birkaç arkadaşımla birlikte ‘Başaramayacaklar çünkü biz varız’ diye afişleme yapmıştık. Evet başaramadılar, dünyanın dört bir yanına savrulsak da, içeride ya da dışarıda bedenen yok edilmeye çalışılsak da BAŞARAMADILAR. Onca yıldır sloganlarımızı bile silemediler duvarlardan, meydanlarda yankılanan sesimiz onları nasıl da rahatsız ediyor. BAŞARAMAYACAKLAR.

*Bir kitabın yanma derecesi.

Not: Bu yazı bir kaç değişiklikle ‘Sahibini Arayan Emanet’ başlığıyla İstanbul ODTÜ Mezunları Derneğinin yayın Organı Baraka’nın Haziran 2001 tarihli sayısında yayımlandı. Aradan geçen süreye rağmen emanetin sahibi bulunamadı. Her ne kadar bu konuda daha çok yazmak, konuyu deşmek istiyorsam da pek yapamıyorum, bu kitap vesilesiyle başka şeylerden söz ediyorum yukarıda olduğu gibi. Bakalım kitabın yolculuğu nereye varacak?


Bora Ercan boraercan@yahoo.com
Odysseus Adaları'nın yazarı.