OTUZ BİR üzerine Terennüm

_ Nurettin Çalışkan



Otuz birinci sayıya gelmişiz, asal olarak. İzinsiz gösteri adına uygun bir sayı hazırlamak gerekti, sanki ayarlamış gibi de Şubat ayına düşmüş 31. sayımız. ODTÜ tarihçe de yazı bekler sonra... Uzunca bir 31 Şubat örgütü yazısı iyi giderdi belki ama, efsanesi kalmazdı o zaman...
31 sayısı on birinci asal sayıydı, sonra bazı ayların gün sayısıydı da. Peki başka?


Tavlada bir oyun

Tavla, iki farklı renkte on beşerli pullar, iki zar ve bir tabla ile oynanan bir oyundur. Daha çok emeklilerin ve erkeklerin kahvelerde oynadığı bir oyun olsa da, yakın zamanda cafelerde ve merkezi yerlerde kurulu kahvelerde kızlar da (henüz kız kıza değil belki ama) oynamaya başlamışlardır.

Tavla avare zamanın ve avare insanların oyunu olarak bilinse de oyun sırasında çıkarılan sesler ve edilen küfürler, insanın içindeki hırs ve stresi yok etme özelliğine de sahiptir. Rekabetin boyutunu ve oyundaki durumu, taşların tavlaya vurma şiddeti ile anlaşılabilir. Şiddetin ve sertliğin olduğu bir erkek oyunudur tavla. Gallilerin “küçük savaş”, İspanyolların ise “gerçeklerin masası” dediği tavlaya bizde “erkek tavlası” adı verilmiştir. Zeka gerektirmeyen, tümüyle şansa dayanana ise “kız tavlası” denmiştir kadın cinsini aşağılamak için.

Oyun sırasında el temasının bolca yaşanması ve çok kolay kompliman yapma konumu olmasından dolayı, erkekler rakip olarak bayanları alırlar karşılarına. Kim bilir belki de bu yüzden kız arkadaş edinme eylemi “kız tavlamak” olarak adlandırılır.

Tavlanın, sırt kısmında dama, Amerikan ve Çin daması, iç kısmında ise kız tavlası, hapis, gülbahar, hepyek gibi oyunlar oynanabilir. Otuz bir, tavlada 30 pul ve iki zar ile oynanan, rakiplerden birinin sayısının 31 olması ile biten bir oyun şeklidir.


Bir içki çeşidi:

Kıbrıs’ta çalışmaya başladığım ilk dönemdi. Televizyonsuz kalmaya ancak altı ay dayanabilmiş, sonunda da 37 ekran bir televizyon almıştım. Televizyonu henüz kurmuş, kanalları geziniyordum ki, ekranda devlet kanalı BRT’nin bir programı belirdi. Bir magazin programı vardı, Sezen Cumhur Önal sakalı yapmış bir sunucu, elinde mikrofonu sokaklarda dolaşıyordu ve insanlara “akşamları nasıl zaman geçirdiklerini” soruyordu. Bir ara saçlarına kır düşmüş ihtiyar bir amcaya uzattı mikrofonu aynı soruyu sorarak. Amca keyifli bir halde, kameraya bakarak “çekiyorum otuz biri, sonra vurup kafayı yatıyorum.” diyordu. Şaşırdım, Hügo programını hazırlayan ‘Tolga abi’ye Diyarbakırlı oto tamircisindeki çırak çocuğun söylediği söz aklıma geldi ama, o olay canlı yayında olmuştu ve hemen yayın kesilerek reklamlara girilmişti. Bu program ise canlı değildi ve bu konuşmadan sonra da programa devam edilmişti.

Ertesi gün bölümdeki arkadaşlarıma konuyu anlatıp, “eğlence anlayışınız çok farklıymış” yorumunda bulunduğumda, Kıbrıslı arkadaşlarımın kahkahalar arasında konuyu açıklıyorlardı, 31 bir içkiydi.
İlk olarak bu olayda duydum 31’in ismini. Daha sonra gittiğim bar ve meyhanelerde sorar oldum. Hemen hepsinde aynı tavır vardı, ya “bizde bulunmaz” deniliyordu, ya da gizlice veriliyordu isteyenlere. Kolay içimli, biraz tatlı bir konyaktı 31. Daha da önemlisi, Güney Kıbrıs’ta üretilen bir içkiydi, Kuzey kesimine kaçak yollardan geliyor ve kaçak olarak tüketiliyordu.

Politik duruşu da simgeliyordu 31. Arada ki sınırı istemeyen, ortak Kıbrıs hayalindeki sol düşüncelilerin bolca tükettiği bir içki idi.

Olur da bulursanız eğer, çekin otuzbiri sonra vurun kafayı yatın... en azından sonrasında rahat yatıyorsunuz.

Hatay’ın plaka numarası:

Coğrafi konumu itibariyle önemli bir ticaret ve transit merkezi olan Hatay, geçmişte ve günümüzde, bir çok dinden ve inançtan insanın bir arada yaşadığı bir kültür merkezi konumundadır. Günümüz Hatay’ında da cami, kilise, havra bir arada varlıklarını ve görevlerini yerine getirmektedir.

İlk camiye gitme eylemini Hatay’ın ilçesi İskenderun’da yaşamıştım. Bütün mahalle veletleri bir Cuma toparlanıp mahallemizin camisine gitmiştik namaz kılmak adına. Onca “serseri” arasında camide namaz kılma olanağının olamayacağının farkındaydım, bir çoğumuzun derdinin de namaz kılmak olmadığının da. Camiye giren en son olmak için geride kaldım, bunu garantilediğimi hissettiğimde ayakkabımı çıkarıp en arkada yerimi aldım. Önümde ve yanımdakilere bakarak hareketleri tekrar ediyor, sözler yerine de yalnızca mırıldanıyordum. Arada arkamı da kontrol ediyordum tabi. Dizlerim yere yapışmış, ellerim önümde yeri öper duruma gelmiştim ki, düşündüğüm şey başıma geldi. Öne doğru hareketlendiğimde arka kesimimde oluşan boşluğa mahalle veletlerinden biri gelmiş ve benim öne eğilişim sırasında kıçıma tekmeyi yapıştırmıştı. Bulunduğum konum gereği vücudum öne doğru hareketlenmiş, başım önümde bulunanın kıçına çarpmıştı. Aynı konumu benim önümdeki sonra onun önündeki derken bütün sıra yaşamış ve bütün sıra 2-80 yere uzanmıştık. Üzerimdeki şaşkınlığı atıp kapıya yönelmiş ve ayakkabılarımı giymeden camiden sıvışmıştım ama, arkamdaki kalabalıktan kurtulmak için sokak aralarında koşuşturmam gerekmişti.

İlk kez Ermeni kilisesine de İskenderun’da girdim. Çok sonraları Fritz Lang’ın Metropolis filmindeki anlaşılmaz, içinde kaybolabileceğiniz hissi veren dinsel mekanı orada görmüştüm sanki orada.

Ezan, çan, hazzan ... gürültünün çok olduğu bir yer Hatay.

Galyum adlı elementin atom numarası:

3A grubuna mensup toprak metali galyum’un atom numarasıdır. Simgesi (GA), atom ağırlığı 69.723, erime noktası 29.9 derece, kaynama noktası 2403 derece, yoğunluğu 5.907 gr/cm³ ve elektriksel iletkenliği .058 mikro ohm/cm³ olan galyum elementi oda sıcaklığında katı-sıvı arası metaldir.

Galyum 1875'te Fransız Paul Emile Le Coq de Boisbaudran tarafından bulunmuş.

Diğer kimyasal elementlerin isimleri bulanların isimlerini taşırken, galyum elementi bu özelliğe sahip görünmemektedir. Le Coq, günümüzde Fransa’ya verilen Latince isim olan "galia"ya atfen, elemente galyum ismini vermiştir. Ancak "gallus" da, bilim adamı Le Coq'un soyadının Latincesi ile aynı anlamdadır (horoz); yani Le Coq, zekice bir kelime oyunu ile, yine bulmuş olduğu elementi kendine mal etmeyi becermiştir.

Galyum metali, alüminyum gibi yumuşak, gümüşsü ve beyazdır. Dünyada nadir bulunan elementlerdendir. Bu metalin erime noktası o kadar düşüktür ki biraz sıcak olan bir avucun içinde tutulduğunda bile erir. Narindir ve az bulunur, yakışır 31 sayısı ona.....
.
Mastürbasyon:

Otuzbir bir sayı olmanın ötesinde biz özelliği vardır, tek başına kullanıldığında “mastürbasyon; el ya da başka bir nesne aracılığıyla, kendi kendine doyuma ulaşma”, ardına çekmek fiili eklendiğinde de “mastürbasyon yapmak” anlamına gelir. Bu eylemi bu şekilde tanımlamak, eylemin kendisini yanlış anlamaya da neden olur. İlk akla gelen şey, sayarak bir “şey”lere ulaşılacağını düşünmek olur.

Altıkırkbeş Yayınları'nda çıkan, Mehmet Arif Derbent “Yalnız balayı” adındaki kitabında kendini “Otuzbirciler Kralı Pendikli Kepçekulak” olarak tanımlıyor ve “Otuzbirciler Kralı Pendikli Kepçekulak” gözüyle cinsel açlığı ve çevresindeki oluşumları anlatıyor.

‘‘Her şey Pendik'te bundan önce oturduğumuz evde başladı. Rumlardan kalma iki katlı evimizin arka üst katında, terasta yemek yiyorduk. Film başlamak üzereydi. Babam rakı, annem tekel birası, ben ve kız kardeşim su içiyorduk. O arada babam, bana öldürücü baraj sorusunu sordu, sanırım 11-12 yaşlarındaydım. ‘Evlat, söyle bakalım kamışına su yürüdü mü?’ Kamış neydi? İçinde niye su vardı? Su yürür müydü? Bir hafta sonra tüm bu soruların yanıtını biliyordum! Kamış, erkeklik organıydı, içindeki su var olma nedenimizdi, su yürür, hatta fışkırabilirdi, benim için yepyeni bir dönem başlamıştı bile...

Kamışa suyun yürüdüğünü çeşitli inilti ve hırıltılarla fark ettim. Otuz birin nasıl yapıldığını öğrenmiştim, sonuca ulaşana dek aynı hareket otuz bir kez tekrarlanmalıydı, 30 ya da 32 değil! Yoksa bunun adı 30 ya da 32 çekmek olurdu. Ama bir türlü olmuyordu, tam otuz birde olmuyordu işte! Bir gün tam otuz birde başardım, sevinçten babama sarılmayı bile düşündüm, sonra hemen vazgeçtim. Zaten hem bu işlemi yapmak, hem de sayı saymaya çalışmak canımı sıkmaya başlamıştı, önemli olan nasıl değil, ne olduğuydu. Olan şuydu; orgazm olurken fani dünyayla ilişkim kesiliyordu, sanki başka bir boyuta geçiyordum. Bu çok zevkliydi, bana kalsa adı en az 631 olmalıydı! Yaşamım değişiyordu. Kendi kendime yetebiliyordum. Bazen müzik mi, otuz bir mi diye düşündüğüm oluyordu. İkisini bir arada yaptığım ilk günden sonra bir daha böyle bir şey düşünmedim...
’’

Otuzbiri, Otuzbirciler Kralı Pendikli Kepçekulak’ın anlatımı ile “kamışa su yürümesi” için gerekli olan el sayısı olarak düşünmenin yanında, rakam olarak yazdığınızda (31) üçü el, biri de cinsel organ olarak düşünülmesinden doğan başka bir tanımlama daha çıkmaktadır. Mastürbasyon için otuz bir sayısının kullanılmasının nedeni ise ebcet hesabına dayanmaktadır. Harfleri rakam gibi sayıp bir kelime veya ibareden tarih veya başka sayı çıkarılabilecek şekilde düzenlemeye ebcet hesabı denir. El kelimesinin ebcet hesabına göre sayısal değeri (elif=1, lam=30 ) 31'e denk geldiği için elle çekmek, tatmin olmak anlamına 31 çekmek deyimi kullanılır olmuştur.

Mastürbasyon kelimesi Latince ''masturbare (elle bozmak)'' fiilinden türemiştir. Tavşana niyet çektirmek, maymunu tokatlamak, el arabası, çavuşu tokatlamak, babafingoyu sıkmak, kendi eline vermek, kamışa su getirmek deyimleri de aynı eylem için kullanılsa da otuzbir çekmek, mastürbasyon için kullanılan en genel deyimdir. Fransızlar "sol el" derlermiş bu eyleme, Japonlar (daha mı geç boşalıyorlar bilinmez ama) bin defa sürtmek anlamına gelen senzuri derlermiş bu kavrama eş olarak. Amerikalılar mastürbasyon yerine “spanking the monkey” (maymunu tokatlamak) şeklinde bir deyim kullanıyorlarmış, İtalyanlar “farsi una sega” (testere yapmak) biçiminde ifade ediyorlarmış, Arapçısı “el-ade el-sirriyye” ve eskiler “istimna yapmak” demişler ona.
Burak Özdemir, 26 Ekim 2003 Pazar günkü Akşam gazetesinde bir habere imza atıyordu. Haberde bilinen 17 ismin dışında Türkiye’den birinin Guinness rekorlar kitabına girdiğini yazıyordu. Levent Türker, 24 saatte 36 kere masturbasyon yaparak, masturbasyon rekortmeni olmuştu. Türker’in aynı anda üç film seyredebileceğiniz bir TV sistemi ve 400 porno filmlik bir arşivinin de olduğu yazıda, Levent’in rekor sonrasında, acılar içinde kıvranarak: “Masturbasyon benim için bir yaşam biçimi!” dediğini öne sürüyordu.


Otuz bir Mart Vak’a sı:
Meşrutiyetin muhâfazası için Selanik'ten İstanbul'a getirilen Avcı taburlarının 13 Nisan 1909'da çıkardığı isyandır. Rûmî takvimle 31 Mart 1325'te çıktığı için Otuzbir Mart Hadisesi denilmektedir. İsyânın sonucunda Sultan Abdülhamit Han tahttan indirilmiş ve meşrutiyet örfîleşmiştir.



Otuzbir Martı önemli kılan tek şey o tarihte bir “Vak’a” olmasıdır.

Hollanda’nın uluslar arası telefon kod numarası:

“Bir miktar uyuşturucu taşımanın” serbest olduğu, cinsiyeti aynı olan insanların da birbiriyle evlenebildiği ve evlat edinebildiği, “coffee shop”ları, mantarları, uzun boylu sarışın insanları ile ünlü ülke.
Yurdumda yaşanan olayların ve politik yapıların görsel, işitsel ve yazınsal belgelerinin üniversitelerinin kütüphanelerinde arşivlendiğini öğrendiğimde gitmek istediğim, gidemediğim içinde üzüldüğüm coğrafya.


Otuz bir Şubat Örgütü:

Valla ne dense boş, http://www.hassas.org/madde22/ilkeler.html okunmalı ve hatta üye olunmalı örgüte. Eylemlerimi... dinlemek ve yaşamak gerek.

* * *

Anayasa`nın 31. Maddesi :

Kişiler ve siyasi partiler, kamu tüzel kişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme ve yayım araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanmanın şartları ve usulleri kanunla düzenlenir.
Kanun, millî güvenlik, kamu düzeni, genel ahlâk ve sağlığın korunması sebepleri dışında, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşmasını engelleyici kayıtlar koyamaz.

* * *
31- Lokman Suresi (Kuranın 31. suresinin 31. ayeti)

31. Ayet: Size varlığının delillerini göstermesi için, Allah'ın lütfuyla gemilerin denizde yüzdüğünü görmedin mi? Şüphesiz bunda, çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.

* * *

FiKiR VE SANAT ESERLERİ KANUNU

Kanun Numarası : 5846
Kabul Tarihi : 5/12/1951

Madde 31 - Resmen yayımlanan veya ilan olunan kanun, tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge ve kazai kararların çoğaltılması, yayılması, işlenmesi veya her hangi bir suretle bunlardan faydalanma serbesttir
* * *

DEVLET MEMURLARI KANUNU (1)

Kanun Numarası : 657
Kabul Tarihi : 14/7/1965
Yayımlandığı R.Gazete: Tarih : 23/7/1965 Sayı: 12056

Madde 31 - (Değişik: 12/5/1982 - 2670/11 md.)
Devlet memurlarının kamu hizmetleri ile ilgili gizli bilgileri görevlerinden ayrılmış bile olsalar, yetkili bakanın yazılı izni olmadıkça açıklamaları yasaktır.

* * *

TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞLERİ KANUNU

Kanun Numarası : 2911
Kabul Tarihi : 6/10/1983

Kanuna aykırı propaganda vasıtaları ve suç işlemeye teşvik

Madde 31 - Düzenleme kurulu başkanı ve en az altı üyesinin ad ve soyadları ile imzalarını taşımayan 26 ncı maddede yazılı propaganda vasıtalarını hazırlayanlar, yazdıranlar, bastıranlar, propaganda maksadıyla kullananlar veya sair surette 26 ncı maddedeki yasak ve şartlara uymayanlar altı aydan bir yıla kadar
hapis ve beşbin liradan otuzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.
Bu propaganda vasıtalarında halkı suç işlemeye teşvik ve tahrik eder mahiyette yazı veya resim veya işaret bulunursa veya bu maksatla başka araçlar kullanılmış olursa, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde failleri bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin liradan ellibin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.

Teşvik ve tahrik neticesi olarak suç işlenir veya suçun icrasına teşebbüs edilirse, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde teşvik veya tahrikte bulunanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmibin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.

* * *

ISLAHI HAYVANAT KANUNU (1)

Kanun Numarası :904
Kabul Tarihi :7/6/1926

Madde 31 - (Değişik: 30/1/1957 - 6893/1 md.)
a) Erkek damızlıklarını muayene heyetinin muayenesine getirmiyenler 100 liradan 200 liraya kadar,
b) İğdiç edilmesine, enenmesine veya tefrikına karar verilen hayvanlarını iğdiç ettirmiyenler, enetmiyenler veya iğdiç edilmelerine veya enenmelerine mani olanlar veya ayırmıyanlar veya sıfatta kullananlar 100 liradan 200 liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. İğdiç edilecek veya enenecek hayvanlar muhakeme neticesi beklenmeksizin behemahal iğdiç edilir veya enenir.

* * *

ASKERLİK KANUNU (1)

Kanun Numarası : 1111
Kabul Tarihi : 21/6/1927

Madde 31 - (Değişik: 27/7/1970 - 1315/1 md.)
Şubeleri dışındaki il ve ilçelerle, dış ülkelerde son yoklamasını yaptıranların her ne sebeple olursa olsun tayin edilen günde son yoklamaya gelmiyenlerin kur'a numaraları nüfusa kayıtlı bulundukları yer askerlik meclislerince çekilir. Askerliğe elverişli olanların kur'a çekimine esas olacak sıra numaraları asker alma teşkilatınca yönetmelik esaslarına göre verilir.

* * *

CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (1)

Kanun Numarası :1412
Kabul Tarihi :4/4/1929

Madde 31 - Davaya duruşma esnasındaki kararlar, iki taraf dinlendikten ve duruşma haricindeki kararlar Cumhuriyet Müddeiumumisinin yazılı veya şifahi mütalaası alındıktan sonra verilir.

* * *

DERNEKLER KANUNU

Kanun Numarası : 2908
Kabul Tarihi : 6/10/1983

Madde 31 - Dernekler, tüzüklerinde belirtilmiş olmak kaydıyla gerekli gürülen yerlerde şube açabilirler. Kamuya yararlı dernekler hariç diğer dernekler,il, merkez ilçe, ilçe ve köylerde birden fazla şube açamazlar.

Bu amaçla, dernek yönetim kurulunca yetki verilen en az üç kişi tarafından şubenin açılacağı yerin en büyük mülki amirliğine yazılı müracaat yapılır. Bu yazıda, kurucuların adı ve soyadı, baba adı, doğum yeri ve tarihi, meslek veya sanatı, ikametgahı ve tabiiyeti ile şube merkez adresinin bildirilmesi ve yazıya dernek tüzüğünden iki örnek ile yetki belgelerinin eklenmesi zorunludur.
Şube kurucularının, şubenin açılacağı yerde en az altı aydan beri ikamet etmeleri zorunludur.

* * *


HARÇLAR KANUNU


Kanun Numarası : 492
Kabul Tarihi : 2/7/1964
Yayımlandığı R. Gazete : Tarih: 17/7/1964 Sayı: 11756

Madde 31 - Peşin alınan Karar ve İlam Harcı işin hitamında ödenmesi gerekenden fazla olduğu anlaşılırsa fazlalık istek üzerine geri verilir.

* * *

OLAĞANÜSTÜ HAL KANUNU

Kanun Numarası : 2935
Kabul Tarihi : 25/10/1983

Madde 31 - Bu Kanuna göre alınan kararlardan yayınlanması zorunlu olanların veya yetkili mercilerce yayınlanması istenenlerin, Türkiye radyo ve televizyonu ile Resmi Gazete ve mahalli idarelere ait basın ve yayın araçlarıyla ilanı ve halka duyurulması ücretsiz olarak yapılır. Yetkili mercilerin yayın istekleri
öncelikle ve geciktirilmeden yerine getirilir.

* * *


TAPU KANUNU (1)

Kanun Numarası : 2644
Kabul Tarihi : 22/12/1934

Madde 31 - (Değişik: 25/1/1950-5520/1 md.)
Gayrimenkul malların yüz ölçüsü tapu sicilinde yazılı miktardan fazla çıkıpta bu fazlalığın bitişik araziye el uzatmaktan ileri gelmediğine ve sınırca da bir değişiklik olmadığına mahkemece karar verilirse sicille karar veçhile kaydolunur.
Mahkeme gayri menkulün başında incelemeler yapar ve bitişik gayrimenkul maliklerini dinler. Mahkeme kararına, tapu fen memurlarına ve bunlar yoksa yetkili fen memurlarına veya mühendislere yaptırılacak o yere ait harita da eklenir. İtiraz halinde genel hükümler çerçevesinde dava açılır.

* * *


TELGRAF VE TELEFON KANUNU (1)

Kanun Numarası : 406
Kabul Tarihi : 4/2/1924

Madde 31 - Matbuat telgrafnameleri Türkçe intişar eden gazeteler ve resaili mevkute ve ajansların idareleri ve muhabirleri tarafından munhasıran bu gazete ve resaili mevkute ve ajanslarda neşredilmek üzere havadis ve istihbaratı siyasiye ve iktisadiyeye dair olmak ve gazete ve resaili mevkute ve ajansların idareleri namına yazılmak lazımdır.

Mütaaddit adresli usulünden maada işaratı mahsusayı ve şahsi ve ücretli iş'arat ve ilanatı ihtiva edemiyecek olan işbu telgrafnamelerin kabulü ve keşide şerait ve saati telgraf idaresince tayin olunur.

* * *


TÜRK CEZA KANUNU (1)

Kanun Numarası : 765
Kabul Tarihi : 1/3/1926

Madde 31 - Beş seneden fazla ağır hapse mahkumiyet müebbeden ve üç seneden beş seneye kadar ağır hapse mahkumiyet hükmolunan cezaya müsavi bir müddetle, hidematı ammeden memnuiyeti müstelzimdir

* * *

TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNU

Kanun Numarası : 403
Kabul Tarihi : 11/2/1964

Madde 31 - Vatandaşlıktan çıkma eşin vatandaşlığına tesir etmez.

* * *


UMUMİ HIFZISSIHHA KANUNU

Kanun Numarası : 1593
Kabul Tarihi : 24/4/1930

Madde 31 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Bir Türk limanından diğer Türk limanına veya ecnebi limanlarından bir Türk limanına gelen her gemi hareket ettiği limandan bir sıhhat patentası almakla mükelleftir.




Nurettin Çalışkan ncaliskan@dogus.edu.tr