KRALLARIN ÜLKESİ: TÜRKİYE- 1

_ Lodos Egelioğlu

Dünyada en çok kral ülkemizde yaşamaktadır. Ya da, daha anlaşılır bir şekilde ifade edersek Milletvekilleri, valiler, kaymakamlar, polis müdürleri, albaylar ve onların türevleri, akla hemen gelenler (ünvanlarını sıralamadıklarımdan özür dilerim). Bir de bunlara, son dönem laik-demokratik düzenin yılmaz bekçileri olarak kendilerini ortaya atan rektörleri ekleyelim. Vergilerimizle krallar gibi yaşattığımız krallarımızın, biliyorsunuz, makam otolarından tutun da lojmanlarına, yazlıkları-kışlıklarına kadar her şeyleri var. Bir de iş yapma kolaylıkları. Adam telefonu açıyor, ünvanını söylüyor, burası Türkiye ya, bütün kapılar açılıyor. Devletin ciddi bir ayrımcılık yaptığı açık; bu konu, özellikle vatani görev adı altında Türkiye’nin genç erkeklerini parasız işgücü olarak kullanan üniformalılar başta olmak üzere, başka bir yazıda irdelenmeli. Bu yazının konusu ise akademik krallar.

Devamı...      

LİNGAM: ŞİVA'NIN CİNSEL ORGANI

_ Nurdan Çakır

Seyyar satıcıların tezgahlarında, iş yerlerinin en resmi olanlarının bile bir köşesinde ve bir çok alışveriş merkezinin standında gördüğüm heykelcikler dikkatimi çekiyor. Olips taşından yapılmış çoğunluğu siyah, son derece estetik görüntüde heykeller bunlar. Boyutları 2-3 santimden başlayan ve devasa ölçülere ulaşan aynı tip heykellerin esrarını çözmemle kahkahalarımı patlatıvermem bir oluyor! Öyle bir yerde tutuyor ki gülme krizim, kalabalığın içinde kim vurduya gideceğimi düşünerek biraz rahatlıyorum. Rchikesh'te, Ram Jhula köprüsüne çok yakın bir aşramın Ganj kıyısındaki Ganga Arti törenindeyiz. Bütün kutsal yerlerde olduğu gibi, terliklerimizi çıkarıp tapınağın merdivenlerindeki halılarla kaplanmış merdivenlere oturuyoruz. Henüz arti töreni başlamadı, dev hoparlörlerden "Omm shanti shanti" ezgileri sürekli olarak tekrarlanmakta... Selamlaşıyoruz törene katılanlarla,

Devamı...      

MATEMATİK VE MATEMATİKÇİLER

_ Nurettin Çalışkan

Newscientist dergisinin 1390. sayısında "Matematikçiler neden egzantriktir" başlıklı bir yazı yayınlandı. Yazının ilk başlarında matematikçilerin görünümleriyle ilgili olarak, "Amerika'da yapılan bir araştırma"dan söz ediliyor ve 56 matematikçinin özellikleri şöyle sıralanıyordu. 52'si erkek, 32'si gözlüklü, 5'i kel, 4'ü sakallı, 2'si normalden uzun, 2'si normalden kısa. Bu 56 kişilik gurup temel alınıp matematikçilerin bir portresi çizilmeye çalışıldığında, matematikçilerin orta boylu, gözlüklü, sakalsız erkekler olduğu ortaya çıkar. Bu görüntü, düşünülenden farklı şekilde oluşsa da, matematikçilerin dışarıdan gözlemlenen bazı özelliklerinin doğru olduğu görülebilir.

Devamı...      

BÜYÜK UYGARLIK PROJESİ ile MOLLALAR ARASINDA SIKIŞMIŞ BİR ULUSA AĞIT

_ Deniz Karabacak

İran, resmi tarih tezinin çöktüğü, sözlü tarihin ise içinde barındırdıklarıyla kurgusu mümkün olmayan bir senaryoya dönüştüğü olağandışı bir yer… Dünyaya halı, minyatür ve şiir sanatının en müstesna eserlerini hediye eden bu ülkenin geçmişi bir korku öyküsü, geleceği ise kaos. İran’a ne bekleyerek gittiğinizin çok önemi yok, ne tür önyargılarınız olduğunun da! Bu daha çok bir Batılılık-Doğululuk çelişkisi… Sığ oryantalistler gibi bakmak en işimize gelenidir çoğu zaman, çoğu zaman da oryantalizmin ne olduğunu bile bilmeden yaparız bunu. Kendimizi ne kadar Batılı hissettiğimiz değil, Batının kurumsallaşmış ideolojilerine ne kadar maruz kaldığımızla ilgili söylediklerim. Bu yazıyı yazmak zor: ideolojik hassasiyetinden değil, kurgunun (İran tarih kurgusunun) fazla sürreel olması nedeniyle. Burası bir savaş alanı şimdi; yazı, oluşundan gurur duymuyor, yan yana gelen harfler birbirlerine pek de sıcak bakmıyorlar. Bir paragraf, öncekini yalanlarken, bu satırların yazarı, olmayan hâkimiyeti üzerine daha baştan okuyucuyu uyarma gayretinde.

Devamı...      

YAŞASIN İRRASYONALİZM-BÖLÜM II

_ Bora Ercan

Yıllar önce Ankara’nın orta yerine, tam da okulların açıldığı dönemde, Başbakan Tansu Çiller imzalı bir pankart asılmıştı. Pankartın üzerinde ‘eğitim en önemli sorunumuzdur’ yazıyordu. Bu ülkenin en iyi bilinen, her an da yaşayan bir sorunun, sorun olduğunu yineleyen bir Başbakan’dan böyle bir söz duymamız karşısında, o başbakan Çiller olduğu için pek de şaşırmayız elbette. Son yıllarda, her ne kadar toplumun değer yargıları değişmiş, bazı aileler bilgi eğitiminden umut keserek çocuklarını manken, şarkıcı, futbolcu yapmaya çalışsalar; onları pop star, futbol star, gelin-damat star gibi yarışmalara soksalar da Türkiye’de hala daha yemeden yediren, içmeden içiren aileler çocuklarının doğru düzgün eğitimleri için her şeyi vermeye hazır.

Devamı...      

BRUGGE'DE BİR HAFTA SONU

_ Lale Ak

Hangi zamanlarda insan bir yerlere gidip gezmek için fırsat yaratır? Uyum katsayısı ne zaman ve nasıl motive eder insanı? Neden doğaçlama yapılan son dakika planların, karşılaşmaların, tanışmaların hepsi çok güzeldir? Doğallığında geliiştiği, tüm gerilimlerden uzak kalarak, paylaşımın en olumlu ve uyumlu tarafını ortaya çıkardığı için... Bu büyük görünen sözler, geçtiğimiz küçük hafta sonunda Brugge'de yaşananlardan dolayı... 5 kızdık: Altın Kızlar. Türev'in deyimi ile çabuk üreyen bir parti: AKP. Hemen değiştirdik adımızı. Golden Girls Party: GGP.

Devamı...      

TAŞ USTASI

_

Her gün çalışıyor, dağların üzerindeki koca koca taşları yontuyordu yoksul taş ustası, ama bu onu tatmin etmiyordu. Günlerden bir gün oradan geçen zengin bir adam gördü ve ‘keşke zengin olsam’ diye düşündü. Büyülü ruh bunu duydu ve isteği yerine getirdi. O artık zengin bir insandı! Zengin bir adam olan taş ustası kendini sınırsız güçlü hissediyor, çalışanlarına emir üstüne emir yağdırıyordu. Ancak bir gün güneş yüzüne öyle parladı ki ‘güneş benden daha güçlü, güneş olsam ya’ diye içinden geçirdi. Büyülü ruh bu isteği yerine getirdi,

Devamı...      

ORTALIK YILDIZDAN GEÇİLMEZKEN KONUYU ANLAYIP YORUMLAYABİLMEMİZ İÇİN BİR KİTAP: TARKAN/YILDIZ OLGUSU

_ Devrim Güven

Türkiye’de, hangi konu olursa üzerine yeterince düşünülmez, tartışılmaz, yazılmaz çizilmez. Birçok konunun değil yazılıp tartışılması, konuşulması bile ya adı konulmuş devlet kanunlarıyla ya da adı konmamış toplum kanunlarıyla yasaktır. Ülkemiz bu haliyle büyük kentlerimizin bazı yerleri dışında, birçok insanın inanmak istemeyeceği bir şekilde biraz daha modern bir Afganistan durumundadır. Okullarında yakın tarih yerine çok eski tarihlerin okutulduğu ülkemizde hiçbir şeyin üzerinden anlayarak, düşünerek geçemiyoruz. Buna en iyi örnek ise 1990’larda toplumsal yaşamın her alanında bir kısırlık görülürken, pop müzikteki (bunun sonucunda da pop yaşamdaki-hatta pop şiirdeki) bir patlamanın yaşanmış olması.

Devamı...