İNTERNET ve HACKTİVİZM

YENİ TOPLUMSAL MUHALEFET BİÇİMLERİ

_ Ali Pekşen

 

“İlk başta İnternet kıyamet sonrası komut şebekesiydi. Ve bakın şimdi ne oldu. Kimse gerçekte böyle olmasını planlamamıştı. Interneti kullanıcısı böyle yaptı çünkü kendi değerlerini desteklemek,  teknolojiyi kendi amaçları için yönlendirmek için bu ağı kullanma cesareti vardı. Kendi bağımsızlığına hizmet etsin diye.”( Sterling, B., Aktaran Winson, 1998: 331)

 

 

 

1. Giriş

Bu çalışmamızda, yeni medya ortamı olarak İnternet’in toplumsal ve politik mücadele alanlarında genel iktidar yapılarına karşı muhalif gruplarına, geleneksel medyadan farklı ne tür olanaklar sağladığı, İnternet’in iletişim ortamlarını değiştirmesi/geliştirmesinin bu politik mücadelelerin alanı olan kamusal alanı nasıl etkilediği, varolan toplumsal ve siyasal yapılara ve örgütlenme biçimlerine ne tür alternatifler getirdiği tartışılacaktır. Bu mecranın sunduğu olanaklar ve neden olduğu değişler kadar sahip olduğu sınırları da göz önünde bulundurmak gerekir.

İnternet tek başına demokrasiyi geliştirecek bir mecra değildir, ama demokratik ideallerin yayılmasında bugün önemli bir araç olduğu açıktır (Timisi, 2000). Günümüzün toplumsal, ekonomik ve siyasal hayatı üzerine en önemli analizlerden bir kabul edilen Enformasyon Çağı adlı üçlemesinin yazarı Castells, enformasyonun iktidarın temel kaynakları haline geldiğini, özgül bir toplumsal örgütlenme biçiminin niteliklerine işaret ettiğini (Castells 2005:25); küreselleşme karşıtı hareketlerde görüldüğü gibi toplumsal hareketlerin İnternet ağlarıyla tüm dünyaya yayıldığını  belirtir (Castells ve Ince, 2006: 67). Günümüzde birbiriyle çatışan güçler, mücadelelerini güçlendirmek amacıyla yeni teknolojik iletişim araçlarından, dünya çapındaki etkileşimli telekominikasyon ağlarından hiç görülmemiş ölçüde yararlanmaktadırlar (Castells 2006:59).

Örneğin Meksika’da mücadele veren köylü ve gerillanın düşüncelerini ve mücadeleleri hakkında haberleri yaymak için bilgisayar veritabanlarını, korsan radyoları ve başka medya biçimlerini kullanıyorlardı (Kellner 2004:725). Zapatistalar da siyasi mücadelelerinde İnternet’i çok etkli bir şekilde kullanmıştır.  Öte yandan dünyada işiçi sınıfı ve muhalif grupların mücadelerinde kamusal sorunların yerel yönetimlere iletilmesinde bu yeni iletişim teknolojilerinin kullanılmasına da pek çok örnek verilebilir. Örneğin 1997’de İngiltere’deki dok işçileri grevini ve Kore’deki grevleri gerçekleştirenler, uluslararası dayanışma sağlamak için web sitelerini kullanmışlarıdır. Bu tür mücadelelerin demokrasiyi geliştirici ve ilerletici etkileri olduğu açıktır.

Postmodern teorisyen Keith Bassett’e göre de yeni medya ve bilgisayar teknolojilerinin hızla gelişmesi kamusal alanın doğasını dönüştürme ve yaygınlaşan yeni seslere yeni iletişim kanalları açma potansiyeline sahiptir (akt. Creenber and Martin: 2009:6) Taylor, İnternet ve yeni enformasyon ağları, ‘siyasal ve kültürel komuta merkelerine’ direnebilecek yeni bir militanlığın gelişimine olanak tanıdığını iddia eder (2005: 637).

Şimdiye dek yeni medya ortamının olanaklarıyla gerçekleşen muhalif hareketler arasında Wikileak’ın en etkilisidir.  Geleceğe yönelik küresel ölçekte muhalif haktivist hareketlerin politik etki potansileni göstermesi bakımından üzerinde durulması gereken bir fenomendir. Wikileaks, değişen teknolojik olanakların nasıl toplumsal ve politik mücadele alanlarına eklemlendiğini göstermekte ve yeni enformasyon teknolojileri  kullanarak yürütülen politik mücadelelerin radikal bir örneğini sunmaktadır bize.  Küresel iktidar mücadelesinde kapitalism karşısında yeni ve güçlü mücadele kanallarının ve yötemlerinin yaratıldığına tanıklık etmekteyiz. Bu durum küresel kapitalizmin hegemonik gücünü sarsıcı bir potansiyele sahiptir.

İncelememiz iki temel eksen üzerinde yürüyecektir.Bunlardan ilki İnternet, onun gelişimi ve sunduğu teknik olanaklar. İkincisi ise, bu ağ yapıları ve sunduğu olanakları kullanarak alternatif toplumsal mücadele biçimleri geliştirmeye çabalayan, hacker etiği ile siyasal aktivizm’in birliketliği olarak tanımlanabilecek Haktivizm.

2. İnternet
The Netscape Corporation’ın ilk ticari web browser olan Netscape’i kişisel kullanıcıların hizmetine sunması, İnternet’i daha çok bilgisayar uzmanları ve  akademik araştırmacıların kullandığı bir ağ olmaktan çıkarıp, onu popüler ve kişisel bir haberleşme, araştırma ve ticaret aracına dönüştürmüştür (Tribe and Jana’ya , 2006: 6).  Bildiğimiz gibi  İnternet’in ilk kullanıcıları bilgisayar uzmanları, mühendisler, bilim adamları ve kütüphanecilerdi. O günlerde evde ya da ofislerde kullanılan kişisel bilgisayarlar yoktu ve dolayısıyla İnternet’i kullananlar, ister bilgisayar uzmanları olsun, ister mühendis, bilim adamı ya da kütüphaneci, oldukça karmaşık bilgisayar sistemlerini kullanmayı öğrenmesi gerekiyordu ( Howe, 2009). Hatta İnternet’in bu dar çevrenin dışına çıkmaya başladığı 90’lı yılların başılarında yapılan bir araştırmanın sonuçları, başlangıçtaki kullanıcı profilinin ne kadar sınırlı bir gruba dayandığını gösteriyor. Georgia Teknoloji Enstitüsü’ne göre, 1994 yılında İnternet kullanıcılarının %90’ı erkek, %80’i beyaz, %70’i Kuzey Amerikalı, %50’si haftada 40 saatini bilgisayar başında geçiriyor ve %30’u üniversite mezunu (Winston ve Walton 1996: 79) İnternet‘e çeşitli şekillerde, başlangıcından 1994 yılı sonuna kadar 110 ülke, 10,000 bilgisayar ağı, 3,000,000 dan fazla bilgisayar ve 25 milyonu aşkın kullanıcı bağlanmıştır. Bu sayı, Web sayfası kavramının kullanıma girdiği 1995 yılı içinde büyük bir patlama göstermiş ve 60 milyon’a ulaşmıştır. 2009 verilerine göre ise dünyadaki toplam İnternet kullanıcı sayısı 1.7 milyarı aşmış durumda, yani dünya nüfusunun %25.6’sı artık İnternet kullancısıdır.[1] Oysa 2000 yılında bu sayı 360 milyon civarındaydı.[2] %380.3 büyüme söz konusudur. Bu gün Çin nüfusunu %26.9’u (360 milyon) AB nüfusunun % 63.8’i (312 milyon) ABD nüfusunun %74.1’i (227milyon), İnternet kullanıcısı. Türkiye’de bu oran %34.5 (26.5 milyon) ve kullanıcı sayısı açısından dünya sıralamasında 16. sırada. Aslında rakamlara baktığımızda ilginç bir manzara ortaya çıkıyor: İnternet kullanıcıların %51’i Çin, AB ve ABD’de yaşıyor.

 

2.1. İnternet’in Epistemolojisi

İnternet, Webster’s sözlüğü tarafından dünya genelinde bilgisayar ağları ve kurumsal bilgisayar sitemlerini birbirine bağlayan elektronik iletişim ağı olarak tanımlanır. TDK ise İnternet kelimesine Türkçe karşılık olarak Genel Ağ’ı önerir. Genel Ağ’ ise, bilgisyarların birbirine bağlanması sonucu ortaya çıkan, herhangi bir sınırlaması ve yöneticisi olmayan uluslararası bilgi iletişim ağı olarak tanımlar.[3] Öte yandan Oktay Sinanoğlu bir alternatif olarak Örütbağ adını önermiştir (Sinanoğlu, 2000).

1985 yılında kullanılmaya başlanan İngilizce İnternet sözcüğü, "kendi aralarında bağlantılı ağlar" anlamına gelen “Interconnected Networks” teriminin kısaltmasıdır. Inter- öneki İngilizce'de arasında ve karşılıklı anlamlarına gelir. Net sözcüğü ise ağ anlamına gelir.[4] Zaman zaman İnternet sözcüğü yerine kullanılan "WWW" kısaltması ise World Wide Web (Dünya Çapında Ağ) sözcüklerinin akronimidir ve İnternet ile eş anlamlı değildir.

 

İnternet dünya üzerindeki milyonlarca kullanıcıya hizmet etmek için standart protolünü (TCP/IP ) kullanan karşılıklı birbirine bağlanmış global bir bilgisayar network sistemi olarak tanımlanabilir. Elektronik ya da optik teknolojiler yardımıyla milyonlarca özel ya da kamusal, akademik, iş dünyasının ve hükümetin oluşturduğu ağların ağıdır.

 

2.2. Bilgisayarlar Arası İlk Ağ

Winson’a göre ağ  fikri telekominikasyon kadar eskidir. En basit tanımıyla İnternet uzak bilgisayarların birbirine bağlanmasıdır (1998: 321).  Winson İnternet’in bilimsel yeterlilik zemini, bilgisayarların varlığını ve bu bilgisayarların kendi aralarında iletişimin temeli olarak kod derleyici makine – dil-  kullanımını içerdiğini ileri sürer. Telekominikasyon ağının varlığı da, ki bunun tarihi 19. yüzyıla kadar geri gider, açıkçası can alıcıdır. Çünkü bunlar İnternet’in ağ olarak tasarımında  teorik araçlar olarak kullanılmışlardır. 1940’ların sonunda gelişen  Bilgi Teorisi ve Sibernetik bunun örnekleridir (1998: 322).  

İnternet’e yol açan prototip uygulamalar bir bilgisayarın telefon bağlantısıyla uzaktan çalıştırma uygulamalarını da içerebilir. Bu ilk defa George Stibbitz tarafından IBM Model 1 ile 1940’da gerçekleştirildi (Winson, 1998: 322).    Klavye ve telefon hattı yardımıyla gerçekleşen uzaktan kontrollü bu operasyon, ilk bilgisarlar arasında gerçekleşen ağ uygulamalarından yıllar önce karşımıza çıkan bir prototipdir.

Licklider, küresel olarak birbirlerine bağlanmış bilgisayaraların oluşturduğu ağ içinde isteyen herkesin herhangi bir yerden hızlıca veri ve programlara erişebilmesini tahayyül etmişti (Leiner, 2009: 23). Temel olarak bu kavram günüzdeki İnternet’e çok benzemekteydi. Ancak bu çalışmaların asgari amaçlar ve ihtiyaçlar doğrultusunda yürütüldüğünü, ulusal güvenlik projelerinin bir parçası olduğunu hatırlatmakta fayda var.  Örneğin İnternet’e olanak sağlayan ARPA (The Advanced Research Projects Agency) projesi, SSCB tarafından geliştirilen dünyanın ilk yapay uydusu Sputnik’e karşı bir ilk tepki olarak, 1957 yılında yaratıldı.

Ancak asgari amaçların dışında daha toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda yürütülen bazı çalışmalardan da bahsetmek mümkün. Örneğin İngiliz Dolanalt Watt, daha çok bir bilgisayar bilimci olarak bazı araştırmaları ve denemeleri yürütüyordu. (Winson, 1998: 322).


2.3 WEB: World Wibe Web

Bu gün kullandığımız İnternet’i gerçek anlamda küreselleştiren, geniş kitlelerin kullanımına açılmasında en büyük rolü oynayan, World Wide Web’i geliştiren İngiliz fizikçi Tim Berners-Lee’dir. Cenevre’deki Avrupa Parçacık Fiziği Laboratuvarı’nda (CERN) çalışan Berners-Lee’nin amacı aslında, bugün kullandığımız anlamda bir web standardı yaratmak değildi. Onun yapmak istediği şey çalıştığı laboratuvardaki önemli bilgilerin kaydedildiği elektronik dökümanlara kolayca ulaşabilmek ve sürekli çoğalan bu doküman yığınına bir düzen getirmekti. Takma adı “Father of the Web” (Şebekenin Fikir Babası) olan Berners-Lee’nin bir amacı da aynı doküman üzerinde bir çok kişinin aynı anda çalışmasını sağlamaktı. Berners-Lee’ye göre ağ içindeki dosyalardaki hatalar çoklu kullanıcılı ortamda daha kolay fark edilebilir hale gelecek ve kolayca düzeltilebilecekdi. Ayrıca kullanıcılar birbirleri ile sürekli iletişimde bulunacaklardı.

1989’da Tim Berners-Lee World Wide Web‘in temel unsurları olan adres sistemi (Uniform Resource Locator - URL), ağ protokolü (HTTP), hiper-metin işaretleme dilini (Hyper-Text Markup Language - HTML) ve ilk web tarayıcısını ve ilk web server olan CERN[5] HTTPd’yi geliştirdi (Greene, 2004: 19). İlk web sitesi CERN’de açıldı. İlk defa 17 Mayıs 1991de çalıştırılan bu web o dönemde İnternet teknolojisinde bir devrimdi. Adresi “Info.cern.ch” idi. İlk web sayfası adresi: http://info.cern.ch/hypertext/WWW/TheProject.html  idi. Ziyaretçileri hipermetin, kendi web sitelerini yaratmaya yönelik teknik bilgiler alıyorlardı. [6]

Web’in en önemli işlevi, İnternet’e bir standart getirmiş olması ve daha önce geliştirilen protokoller olan İnternet dosya transfer protokolü FTP, metin tabanlı belge arama ve görüntüleme yazılımı Gopher ve elektronik postayı desteklemesiydi.

1993-94 seneleri arasında her İnternet tarayıcısı kendi HTML kodlarını kullanıyordu. Bu da İnternet’te sayfa yayınlamak isteyenlerin her tarayıcı için ayrı web sayfaları hazırlamasını zorunlu kılıyordu. 1994 yılında Tim Berners-Lee tarafından kurulan World Wide Web Konsorsiyumu’nun ortaya koyduğu standartlarla ve önerilerle bu sorun aşıldı. Bu standart sayesinde temel HTML kodlarıyla hazırlanan tüm web sayfaları her platformda sorunsuz olarak görüntülenebilir hale geldi.  Mosaic (1993) ve Netscape Navigater (1994) ilk multimedia ya da grafik tarayıcıdır. Bu tarayıcılar imajların görünmesini, video izlenmesini ve ses dosyalarının duyulmasını sağladı (Greene, 2004: 19). Daha sonra karşımıza çıkacak olan tarayıcılar Mozilla uygulamaları, Microsoft Internet Explorer ve açık kaynak Firefox uygulamalarıdır.

 

2.4 İnternet, Ağ Toplumu ve Yeni Toplumsal Muhalefet Biçimleri

Castells Enformasyon Toplumu adlı üçlemesinde günümüz toplumlarını enformasyonel toplumlar olarak tanımlar.  Bu toplumlarda enformasyon üretimi, işlenmesi ve aktarılması, yeni teknolojik koşullardan dolayı iktidarın temel kaynakları haline geldiğini, özgül bir toplumsal örgütlenme biçimine işaret ettiğini gündeme getirmiştik. Castells teknolojinin kültürel, ekonomik ve siyasal unsurların karmaşık bir etkileşlimi aracılığıyla dönüşen çok boyutlu bir matrix içinde anlaşılabileceğini iddia eder ve yeni tekno-ekonomik paradikmanın beş temel özelliğini gündeme getirir. Bu özllikler enformasyonun her türlü işlem için hammadde haline geldiği, enformasyon teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştığı, bu teknolojileri kullanan her tür sistemin ağ mantığı ile işlediği, ağ tasarımının gereği olarak esnekliğin arttığı ve son olarak teknolojilerin yöndeşdiğidir (2005b:152)

 

Ağ mantığının yayılması tüm toplumsal süreçlerin, üretim, iktidar  ve kültür süreçlerinin işleyişini ve sonuçlarını değiştirmektedir. Nitekim, İnternet’in küresel bir şebeke olarak yaygınlaşmasıyla, küreselleşme karşıtı hareketlerde görüldüğü gibi toplumsal hareketlerin İnternet ağlarıyla tüm dünyaya yayılmıştır (Castells ve Ince, 2006: 76). Bunları yönetici hakim ağlara karşı direnen karşı-ağlar olarak tanımlamak yanlış olmaz.

 

İnternet yeni toplumsal hareketler için çok önemli bir potansiyel taşımaktadır. Birbirleriyle çatışan güçler, etkili teknolojik iletişim araçlarından, evrensel etkileşimli telekomünikasyon ağlarından hiç görülmediği ölçüde yararlanmaktadır (Castells, 2006:59) Hemen aklımıza Zapatistaların ve uluslararası çevreci hareklerin İnterneti bir mücadele aracı ve ortamı olarak kullanmaları gelmektedir. Castells’e göre Zapatistaların başarılarının gerisinde büyük ölçüde iletişim stratejileri vardır; hatta bu deneyim ilk enformasyonel gerilla hareketi olarak tanımlanabilir. Bu stratejinin esasını, Zapatistalar’ın hem mesajlarını Chiapas’tan dünyaya taşımakta, hem Meksika hükümetinin baskıcı amaçlarını çevreleyen, dünya çapında bir dayanışma grupları ağı oluşturmakta telekominikasyonu, videoları, bilgisayara dayalı iletişimi kullanması oluşturur.

 

İnternet’in bu potansileyini anlamak için Hardy ve Negri’nin yaklaşımlarına başvurulabilir. Hardy ve Negri İnternet’in örgütlenme modelini açıklamak için Deleuze ve Guattari’nin toplumsal bütünlüğü açıklamak üzere metafor olarak kulandıkları rizom kavramını ödünç alır. Merkezi bütünlük fikrine karşı geliştirilen rizomatik formlar, Deleuze ve Guattari’ye göre tek bir merkezden beslenen dallardan ve birimlerden oluşmaz, hareketin kendisinden, belli konum ve noktalar arasındaki ikli bağlantılardan değil ayrımlaşmayı ve katmanlaşmayı mümkün kılan hatlardan oluşur (aktaran Taş, 2007: 325). Hardy ve Negri İnternet’in örgütlenme modelini rizoma benzetirler:

Belirsiz ve potansiyel olarak sınırsız sayıda birbiriyle bağlantılı noktanın, merkezi denetim noktası olmadan iletişime girmesi, bulundukları yerlere bakılmaksızın bütün noktaların sonsuz sayıda potansiyel yol ve kanal aracılığıyla bütün diğer noktalara bağlanması bu benzerliği mümkün kılar”. (Hardy ve Negri, 2002: 311)

 

İnternet tam bu nedenle, yani bir merkeze sahip olmadığından, ağı oluşturtan parçalar otonom olarak bir araya geldiklerinden dolayı ağ yapının bir kısmı engellense bile, sistem işlev görmeye devam edebilmektedir. İnternet ağının bu özelliği onun merkezi idari ya da siyasi yapılar tarafından kontrolünü güçleştirir hatta kimi zaman Wikileaks’te de görülebileceği gibi imkansız kılar.

 

Lear and Aelst, Siber Protesto ve Sivil Toplum adlı makalelerinde, son dönemde kamunun İnternet ile bu kadar haşır neşir olmasının dikkat çeken bir özelliğinin, toplumsal ve siyasal protestolarda geniş bir yelpazeden aktivist ve grubun onu kullanıyor olması görüşünderiler. (2008: 230) İnternet sadece insanların, sokak gösterileri gibi geleneksel protesto biçimlerine katılımını ve harekete geçmelerini büyük ölçüde kolaylaştırmakla kalmıyor, bu protestolara daha fazla bir ulus-aşırı nitelik kazandırıyor. Bunu iletişimi ve harekete geçirme çabalarını etkili ve hızlı bir şekilde yayarak yapıyor. Lear and Aelst’e göre, İnternet, protestoların ve dayanışma hareketlerinin küresel arenada yaygınlaşmasında belirleyici bir rol oynamıştır. (2008: 230)

 

Her ne kadar İnternet’in bu konuda tam olarak ne gibi bir katkıda bulunduğunu tespit etmek güç olsa da, bu örnekler İnternet’in sivil topluma, savundukları davalara destekçi bulma konusunda yeni araçlar sunduğunu söylenebilir. Bu konudaki literatüre bakıldığında temel olarak iki öneri tespit edilebilir. Birincisi, İnternet gerçek dünyada olup biten (geleneksel) kolektif eylemleri, örgütlenme, harekete geçme ve ulus-aşırı hale gelme bakımından kolaylaştırır ve destekler. İkincisi, yeni kolektif eylem biçimleri yaratır. ( Lear and Aelst, 2008: 230) Sanal aktiviteler, online dilekçelerden e-mail bombardımanlarına ve sanal oturma eylemlerine ve büyük şirketler ile hükümetlerin web sitelerinin hack’lenmesine kadar uzanır.

 

Tuğrul Tanyol’un, İnternet’in belki de anarşizmin tarihinde, anarşizmin vücut bulabildiği tek alan olduğu yönündeki tespiti anlamlıdır. İnternet’in çift yönlü özelliğinine o da dikkat çekiyor: İnternet küresel kapitalismin gelişmesine yardımcı olduğu gibi, kürsel kapitalism karşıtlarının da işine yarıyor (Tanyol, 2002:207) İnternet bir anlamda en büyük sivil harekettir ve siyasal açıdan yıkıcı olabileceğini hatırlatır. Tanyol örnek olarak Dünya Ticaret Zirvesi’ne karşı yürütülen küresel protestoları örnek verir. İnternet üzerinden organize edilen bu protestolar 43 ülkede birden yapıldı ve Tanyol’a göre insanlık tarihinin gördüğü en geniş, örgütlü protesto hareketiydi.

 

3. Hacker ve Haktivizm

Hacker teknik sorunlara somut çözümler bulmak için bilgisayarıyla düşünmeyi seven birisi olarak tanımlanabilir (Juris: 2007: 2) Özgür yazılım hareketinin öncü ismi Richard Stellman’da “programlamayı sevmek, bu konuda becerisini ve yaratcılığını kullanmak olarak tanımlar (Taş, 2007: 327). Popüler anlamda ise hackerlar bilgisayar suçları ve siber terörizmle birlikte anılmaktadır. Oysa onlar günümüde kullandığımız bilgisayar tabanlı pek çok yeniliğin ve keşfin mucididirler.

 

1960 yılların başında MIT’deki bir grup programcı, kendilerini ve amaçlarını tanımlamak için hacker kavramını ortaya atarlar. Bu kavram “yenilik yapma, tasarlama ve teknik virtüözlük becersini gösterme anlamında kullanılmıştır (Halbert, 1997: 362). Himanen, bu anlamıyla hackerların, yeni teknolojik evrenin merkezinde yer alan İnternet, web ve kişisel bilgisayar gibi teknolojik yeniliklerin emek gücünü oluşturan çalışanlar olduğunu iddia eder:

“(...) hackerlar, İnternet’te ortaklaşa derledikleri Jargon File’da kendilerini, hevesle programlayan, bilgi paylaşımının gerçekten etkili ve işe yarar bir şey olduğuna inanan, özgür yazılım yazıp, bilgi ve bilgisayar işlem kaynaklarına mümkün olan her yerde ulaşım sağlayarak uzmanlıklarını paylaşmayı etik görevleri sayan insanlar” (akt., Taş, 2007: 328)

 Öte yandan hacker kavramı, 1980’li yıllarda, aslında biraz da çarpıtılarak, virüs yazıcıları ve bilgisayarlara ve onlara bağlı sistemlere kaçak olarak girenleri adlandırmak için kullanıldı. Bu duruma karşılık hackerlar, kendilerini bilgisayar ağlarının zayıflıklarından faydalanmak istiyenlerden ayırmak için, onlara cracker (yıkıcı) demeye başlamıştır (Taş, 2007: 329)

 

Hacker ve cracker kavramları arasındaki ayrımı korumak sadece bir anlam karmaşasına izin vermemek anlamına gelmez. Bu ayrımın belirsiz hale gelmesinin, birbirlerinin yeri kullanılmasının karşısında durmak, hackerlara yönelik gerek medya gerekse de iktidar odaklarınca yaratılan olumsuz anlamlandırma çabalarıyla hegemonik bir mücadeleyi işaret eder. Ayrıca yine hackerlar tarafından yürütülen açık kaynak ve özgür yazılım hareketleri, kapitalist mülkiyet fikrini, ve telif hakları düzenlemelerini ciddi bir şekilde sarsmakta ve etkisizleştirmektedir.  

Dolayısıyla hacker kültürü sadece teknolojide yeniliklere ve gelişmelere neden olmamış, aynı zamanda çok açık politik  ve ekonomik sonuçlar da doğurmuştur. Bunların hem teknolojik ortamın hem de toplumsal ortamın daha demokratik bir yapıya kavuşmasına önemli katkılarda bulunduğu söylenebilir.

 

Buradan yola çıkarak Graham Meikle haktivizmi toplumsal bir sorunun çözümüne yönelik bir teknolojik çözüm bulmayı, yazılım geliştirmeyi amaçlayan bir politik hareketolarak tanımlar(2002: 141). Burada haktivizm politik amaçlar için her türlü bilgisayar teknolojisi kullanımına gönderme yapar. Çevirimiçi pratiklerini de kapsar: sınır ötesi enformasyon paylaşımı, kişisel emailler, chat odaları ve elektronik dağıtım listeleriyle aksiyon planlama ve koordinasyonu.

 

Taylor 1990’ların ortalarında gelişmeye başlayan haktivizmi, hacker tekniklerinin siyasal aktivizmle birleşmesi olarak tanımlar. Hachtivism, hackerlığı açık bir politik duruşla birleştirmiştir ve siyasal hedefler bu grupların asıl varlık nedenleridir (2005: 629-630).

 

Aynı zamanda, daha geniş anlamda bir “hacker etiği”nden de bahsedilebilir. Bu kavram bilgi paylaşımının, açıklığın, ademimerkeziyetçiliğin ve eğlenceli keşfin genel bir felsefesine işaret eder. Hacker etiğinin şiarı şudur: “Tüm enformasyon özgür olmalıdır” ve “ Otoriteden şüphe et – Ademimerkeziyetçiliği savun” (Levy 1984: 40-41).

 

Juris’in dediği gibi, haktivizm politik taahütten ve yükümlülükten daha fazlasını ima eder. Bilgisayar ağyapısının mantığının etkisiyle, küresel adelet  haktivistleri yanlızca sibermekana taktiksel müdahaleler uygulamazlar, ayrıca alternatif örgütlenme modeli, politik normlar ve kültürel gramer gelitirirler (Juris: 2007: 2). Bu çok önemli bir tespittir, meselenin sadece taktiksel ve biçimsel boyutundan çok daha geniş ve toplumun tüm boyutlarına nüfus edebilecek ve onları dönüştürebilecek potansiyeli olduğunu vurgulamak gerekir.

 

Hackerın sahip oldukları etik ve hayata geçirdikleri  pratiklerpolitika yapmanın yeni bir yolununortaya çıkışına önayak olmuştur. Küresel hacktivism eformasyon ve kaynak  paylaşımını sağlamak, aksyonları örgütlemek ve kampanyaları koordine etmek için sayısal ağları kullanmaktadırlar. Planlama ve koordinasyon için temelde elektronik posta kullansalar da, etkileşimli web sayfalarından da faydalanırlar. Bu bakımdan hacking daha geniş anlamda bir keşif, teknik ustalık ve kültürel bir yaklaşımın  yanı sıra merkezden uzaklaşmış bir koordineli harekete ve enformasyonun bedava olarak değiştokuşuna angaje olmasına işaret ediyor. ( Juris, 2007:5) Bu noktada haktivismi örnekleriyle ele almak gerekiyor.  

 

 

3.1 Haktivist Hareketler: Elektronik Sivil İtaatsizlik,  Bağımsız Medya, Alternatif medya merkezleri, kültürel muharebe ve işbirlikçi ağyapılar

 

Küresel hacktivistler de, özgür ve açık bilgi paylaşımını, doğrudan demokratik karar alma mekanizmalarını içeren yatay ağlara angaje olurken,  hacker etiğine sahip çıkarlar. Bu anlamda hacktivism, ağ yapılar, doğrudan aksiyon ya da beceri, zeka ve irony içeren gerilla iletişimi gibi hacker etiğinden ilham alan her türlü politik praksisi ima eder (Juris: 2007: 6).  Bilgisayar hackerları nasıl, sürekli olarak, kodları zekice ve beceriyle kullanarak programları güncelliyor ya da yenilerini üretiyorlarsa, hakerlar da en genel anlamda yeni ilişki biçimleri, yeni fikirler ve bilgiler üretmeye adamışlardır kendilerini. Politik açıdan baktığımızda, Juris’e göre haktivistler bunu iki şekilde gerçekleştirirler:

“İlk olarak, örgütsek düzeyde, haktivist ağlar, değişken ittifaklarla etkileşime geçen muhtelif atonom unsurların barındığı ortamlar yaratmayı içerir. İkincisi, haktivistler  ayrıca, İtalyan aktivistlerin dediği gibi, “gerçeki hacklerler”, ki bu karmaşık toplumsal sistemlerin, alternatif bir yolla çözümlemeye ve yeniden düzenlemeye yönelik olarak nasıl işlediğini öğrenmeyi de içerir. Yani haktivism, somut bir politik amaç için bilgisayar teknolojilerinin yaratıcı, genellikle neşeli manipülasyonlarını gösterir” (Juris: 2007: 6).

 

Juris küresel hacktivist hareketleri beş ayrı başlık altınta incelemeyi önerir: Elektronik Sivil İtaatsizlik,  Bağımsız Medya, Alternatif medya merkezleri, kültürel muharebe ve işbirlikçi ağyapılar.

 

3.1.1 Elektronik Sivil İtaatsizlik

Elektronik Sivil İtaatsizlik aktivistleri ve bilgisayar programcılarını sibermekanda doğrudan eylemin yeni biçimlerini geliştirmek üzere biraraya getirir. Ayrıca bu gruplar bilginin özgür akışını engelemeye çabalayan kuşatma ve ihlal tekniklerinin meşruluğunu da tartışır. Zapatistaları desteklemek üzere kurulan “Electronic Disturbance Theater (EDT)” buna örnek olarak verilebilir. Geniş ve demokratik bir katılım sağlamak üzere, Floodnet yazılımı geliştirildi. Bu yazılım teknik bilgi sahibi olmayan aktivist yığınların kendi browserlarındaki bir linke bir kez tıklayarak Meksika hükümetine karşı sanal oturma eylemine katılımlarını mümkün kıldı (1998).  Bu o zamana kadar yapılmış en kapsamlı sanal oturma eylemiydi. Sanal oturma eylemine ek olarak, hedef serverları ve web sitelerini e-mailler bombardımanına tutmayı da içerir (ironik mesaj ya da sayısal grafiti bırakma, “gasp”,  yeniden yönlendirme, sitenin taklidini üretme, vb).

 

3.1.2 Bağımsız Medya

Bağımsız Medya, küresel barış haraketleri içindeki  haktivist pratiklere önemli bir zemin sağlar; özellikle de, bilginin özgür ve açık değişimini ve ademi-merkezi koordinasyonu savunan klasik hacker değerleri gözeten hareketler için. İlk Bağımsız Medya Merkezi (BMM) Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)’ne karşı gelişen hareketlenmeler sırasında kuruldu. Bağımsız gazeteciler doğrudan sokaklardan  haber yaparken, Seattle ve diğer yerlerdeki aktivistler kendi metinlerini ve görsellerini Intermedya sitelerine yükledir. Intermedya çok kısa sürede içinde 170 siteyi barındıran, günlük olarak 2 milyon sayfa ziyaret alan küresel bir ağa dönüştü . Juris’e göre Intermedya elektronik baskı, video, ses ve fotoğrafı serferber eden multimedya platformlarını içeren dünya çapında bir alternatif ağa dönüşmüştü (2007: 11). Burada önemle hatırlatmak gerekir ki bu alternatif medya ortamında işleyiş de farklı özelliklere sahipti: yerel Intermedya girişimleri örgütlenmeleri merkezi ve hiyerarşik olmayan, kararların görüşbirliğiyle alındığı otonom çalışma gruplarından ve yatay koordinasyonlardan oluşmaktaydı. Intermedya’nın örgütlenme ve felsefesinin temelinde açık kaynak yazılım ve herkesin kendi haber hikayelerini yaratıp dağıtabilmelerine izin veren yenilikçi teknik sistem bulunmaktadır.

 

3.2.3 Alternatif medya merkezleri, kültürel muharebe ve işbirlikçi ağyapılar

Juris, Bağımsız Medya Merkez’lerinin ötesinde, küresel barış hareketlerinin haktivistlerin yeni sayısal teknolojileri kullandıkları ve deneyimledikleri mevziler haline geldiğini söyler (2007: 14).  Örnegin, 2002 yılında Schengen Bilgi Sistemine karşı koymak üzere Strazburk Sınıra Hayır Kampı kuruldu. Bu altyernatif medya sahası, ironik bir biçimde “Silicon Vadisi” olarak adlandırdı. Bir tür yenilikçi ve eğlenceli bir medya kampı olan bu alanlar, bir yandan bağımsız medya merkezlerini barındırıyordu, bir yandan da İnternet cafeler, radyo çadırı, Viyana’dan gelmiş olan Public Theater Caravan adlı web tabanlı haber, radyo ve medya ortamı barındıran, video gösterim, İnternet ulaşım, yayın olanakları sunan, barı ve dinlenme mekanları bulunan çift katlı bir otobüs bulunuyordu. Küresel barış haktivistler Avrupa ve dünyanın pek çok yerinde gerçekleştirilen sosyal forumlarda benzer medya laboratuvarları kurdular. Bu merkezler resmi forumların hiyerarşik pratiklerine bir alternatif olarak algılandı.  Hacker etiğini yansıtatan bu merkezler (hubs) kendiliğinden politik bir unsur olan ve  kurulan ağyapılar ve toplumsal hareketler arasındaki ilişkilerin ve ortak alanların çoğalmasında katalizör görevi üstlenmekte ve açık ortamların oluşumunu ön plana çıkartmaktaydı (Juris, 2007: 14).

 

Son olarak Juris kültürel muharebe ve gerilla iletişim hareketlerinden bahsediyor. Bu gruptaki hacktivistler kitle kültüründe çok bilinen deyim ya da ifadeleri, imgeleri, fikirlerini alıp onları bağlamından koparıp, eğlenceli bir  bileşim için beklenmedik bir şekilde değiştirirler.Bu pratikler bir tür gerçekliğin hacklenmesi olarak görülebilir. Haktivist networking aracılığıyla yürütülen kültür jamming[7] kampanyaları ve çok uluslu kurumlara karşı doğrudan eylemler de şirketlerin gücüne ve neoliberal küreselleşmenin olumsuz etkilerine dair bilinç yükseltti. (Juris, 2007)

 

 

 

3.2 Haktivist Hareketler:  Bilgisayar Aktivismi, Taban Örgütlenmelerindeki Enformasyon Şavaşları, Elektronik Sivil İtaatsizlik, Siyasallaşmış Hacking ve Gelecek Savaşlara Direniş

Stefan Wray, “Elektronik Sivil İtaatsizlik ve WWW Haktivismi adlı makalesinde hacktivist hareketleri 5 başlık altında incelemeye çalışır: bilgisayar aktivismi, taban örgütlenmelerindeki enformasyon savaşları, elektronik sivil itaatsizlik, siyasallaşmış hacking ve gelecek savaşlara direniş (2010) . Wray’ın böyle bir katagorik incelemeden amaçladığı bir yandan hacktivisme daha geniş bir çerçeveden bakabilmek, bir yandan da aktivism, sanat ve bilgisayar tabanlı iletişim ve medyanın yakınsamasını incelemek.

 

3.2.1 Biligsayar aktivizmi

Biligsayar aktivizmi siyasal-toplumsal hareketler ile bilgisayar üzerinden iletişimin kesişim noktalarında var oluyor. Bilgisayar aktivizminin kökenleri web-öncesi döneme, 1980‘lerin ortalarına kadar gidiyor. Bir örnek vermek gerekirse, PeaceNet’in ilk versiyonu 1986‘nın başlarında çıkmıştı. PeaceNet, gerçek anlamda ilk defa, siyasi aktivistlerin birbirleriyle ulusal sınırların ötesinde, görece bir kolaylıkla ve hızda iletişime geçmesini sağladı. Bugün bile (web sitelerinin o ilk zamanlardaki biçimlere kıyasla çok güçlenmiş olsalar da) e-mail üzerinden iletişim hala uluslararası mücadelelerin dolaşımında ve uluslararası dayanışma ağlarının kurulması ve sürdürülmesinde merkezi bir araç olma özelliğini koruyor. Basitçe aktivistlerin iletişim için (ister ulusal sınırlar içinde ister sınırlar ötesinde olsun) İnternet altyapısını kullanımı olarak tanımlanabilecek bilgisayar aktivizmi, iktidara, ortaya çıkan diğer kullanım biçimlerine kıyasla daha az tehdit oluşturuyor. Tehdit oluşturanlardan kasıt, İnternet altyapısının sadece iletişim için bir araç olmakla kalmadığı, bu altyapının kendisinin eylemin hedefi, nesnesi haline geldiği durumlar.

 

3.2.2 Taban örgütlenmelerindeki enformasyon savaşı

Taban örgütlenmelerindeki enformasyon savaşı, bilgisayar aktivizminin  yoğunlaşmış bir versiyonudur. Enformasyon savaşı burada söz savaşı, propaganda savaşı anlamına geliyor. Bu savaş tipi, salt bir iletişim alanı olarak İnternet’ten bir adım uzaklaşması ve sözün harekete dökülmeye başlamasıdır. Burada bir tür aciliyet ve küresel düzeyde sürekli bir bağlı olma hali söz konusudur. Salt enformasyon paylaşma ve diyalog halinde olmanın ötesinde gerçek anlamda harekete geçmek için insanları dürtme arzusu vardır burada.

 

1990‘ların başında, ABD’nin Irak’a “akıllı” bombalar yağdırmasının ve Sovyetler Biriği’nin çözülmesinin ve yabancı ülkeleri işgal etmeyi rasyonalize etmekte kullanılan Soğuk Savaş retoriğinin işe yaramaz hale gelişinin ardından ABD askeri-istihbarat alemi, finans ve şirketler dünyasından müttefiklerini de yanlarına alarak yeni bir askeri doktirin geliştirmek durumunda kaldı. Dertlerinin devası Enformasyon Savaşı ve info-terörizmin yarattığı tehditteydi. 1993 senesinde Ronfeldt ve Arquilla RAND bayrağını açarak “Siber-savaş Geliyor!” adlı metni kaleme aldılar. Bu metin net-savaşı ile siber-savaş arasındaki ayrımları çiziyodu ve Enformasyon Savaşı teorisi lafının geçtiği hemen her yerde referans veriliyordu. Net-savaş daha çok, hali hazırda İnternet’te hüküm süren kelime savaşına veya propaganda savaşına işaret ederken, siber-savaş sibernetik savaş yöntemlerine, yani bilgisayarlara ve iletişim sistemlerine bağlı savaşa, C41 (Komuta, Kontrol, İletişim, Bilgisayarlar ve Enformasyon) savaşına işaret ediyor.

 

3.2.3 Elektronik Sivil İtaatsizlik

Elektronik Sivil İtaatsizlik, kitlesel bir merkez dışı doğrudan elektronik eylem biçimi ve sanal engellemeler ve sanal oturma eylemleri gibi yöntemler kullanıyor. Geleneksel bir sivil itaatsizlik eylemine katılan bir kişinin aksine Elektronik Sivil İtaatsizlik’e katılan bir eylemci, evinden, iş yerinden, üniversiteden veya İnternet’e erişimi olan herhangi bir noktadan da bu sanal engellemelere ve oturma eylemlerine katılabiliyor.

 

Elektronik Sivil İtaatsizlik” ifadesi, Eleştirel Sanat Topluluğu adı verilen bir grup sanatçı ve teorisyen tarafından ortaya atıldı. 1994 senesinde bu konuyu ele aldıkları ilk kitaplarını yayımladılar: Elektronik Kargaşa. Bundan iki yıl sonra Elektronik Sivil İtaatsizlik ve Diğer Popüler Olmayan Fikirler adlı kitapları geldi. İki kitap da, sokaklardaki protestoları nasıl İnternet’e aktarmalı sorusuna teorik açıdan yanıtlar arıyordu.

 

Wray’ a göre Elektronik Sivil İtaatsizlik 1998’e kadar genel anlamda teorik düşünümler olarak kaldı (2010). Ancak 1997’de Chiapas’taki Acteal Katliamı’ndan sonra İnternet altyapısını hem bir iletişim aracı hem de doğrudan bir eylem alanı olarak gören daha melez bir duruşa doğru kayma oldu.  Elektronik Sivil İtaatsizlik ilk sınır ihlaliydi. Siyasallaşmış Hacking ikincisi, Gelecekteki Savaşa Direniş de üçüncüsü oldu.

 

1998’in başlarında kendilerine Elektronik Kargaşa  Tiyatrosu diyen küçük bir grup, sanal oturma eylemlerinin erken dönem biçimleriyle çeşitli deneyler yapan insanları izlemeye almıştı. Daha sonra bu grup FloodNet adını verdikleri bir yazılım yarattı ve çeşitli ortamlarda Meksika hükümetine karşı insanları kitlesel sanal oturma eylemlerine davet etmeye başladı.

 

FloodNet web tabanlı bir java yazılımı, tekrar tekrar tarayıcı yükleme komutları gönderiyordu. Teorik olarak yeterli sayıda EDT katılımcısı aynı anda FloodNet URL’sini hedef siteye gönderdiğinde ve kritik bir sayıya ulaşıldığında o noktadan itibaren siteye başka bir giriş yapılamıyor. 9 ve 10 Eylül tarihlerinde tüm dünyadan 20,000 kişi FloodNet tarayıcısına bağlandı. Bu eylem Avrupa medyasında büyük yankı uyandırdı.

 

Yine Meksika örneğine dönersek, Elektronik Sivil İtaatsizlik tarzı eyleme ek olarak, 1998’de Meksika hükümetinin web sitesine doğrudan hacker saldırıları oldu. Bu kişiler siteye girip kendi siyasi mesajlarını bıraktılar. Bu, siteye girip kendi istediği gibi değiştirme taktiği, o sene en popüler taktikti. Bu taktiğin belki en bilinen örneklerinden biri, “JF” diye bilinen genç İngiliz hacker’ının hikayesidir. JF tüm dünyadan yaklaşık 300 web sitesini hack’ledi ve o sitelere nükleer karşıtı imajlar ve metinler yükledi. Bu yöntem pek çok grup tarafından denenmiştir.

 

Pek çok S iyasallaşmış Hacking türü ile Elektronik Sivil İtaatsizlik arasındaki temel bir ayrım, Elektronik Sivil İtaatsizlik eylemcileri isimlerini saklamazken, siyasi hacker’ların çoğu isimlerinin gizli kalmasını tercih eder. Siyasi hacking eylemlerinin çoğu genelde gruplar tarafından değil bireyler tarafından yapılır.

 

Wray’e göre günümüzde  açık siyasal hacking ile ilgili görülmektedir ve  bu o kadar yeni bir gelişme ki gazeteciler daha yeni yeni keşfetmeye başladılar, akademisyenlerin ise konuyu incelemeye pek az vakti oldu:

“Vurgulanması gereken önemli bir olgu, haktivizmin, yani siyasallaşmış hacking’in günümüzdeki biçiminin daha henüz emekleme aşaması olduğudur. Belki de haktivizm nosyonunun kendisi, hacker etik kodlarını ve değerlerini karıştırıyor, onlara meydan okuyordur.”(Wray, 2010)

 

 

3.2.4 Gelecekteki Savaşa Direniş

1990-1991 Körfez Savaşı’nı ilk Enformasyon Savaşı[8] diye adlandı kimilerince, zira o savaş askeri bakımdan enformasyon ve iletişim teknolojilerine aşırı derecede bağımlıydı. Silah sistemlerinin yanı sıra iletişimin tamamı, uydular, radar, telsiz ve telefondan oluşan büyük bir haberleşme altyapısına dayanıyordu. 

 

Körfez Savaşı iletişimde e-mail kullanıyordu; ayrıca diğer şehirlerdeki direniş hareketler hakkında bilgileri Bülten Sistemleri ve haber grupları kanalıyla alıyorlardı. Bigisayara erişimi olmayanlarsa faks ve telefon kullanıyordu. Ancak pek çok kişinin bilgisayar erişimi yoktu, faksarı da yoktu. Sokağa çıkınca gördükleri posterlerden, televizyondaki veya radyodaki duyurulardan ya da kulaktan kulağa iletilenlerden haber alıyorlardı. O günlerde İnternet’in haberleri yaymada ve insanları harekete geçirmede marjinal bir rol oynadığını söylemek yanlış olmaz. Savaşa muhalefet edenler, herkes gibi CNN izleyerek haber alıyorlardı. Akla şöyle ilginç bir soru geliyor: Bugün veya hatta yarın ya da yakın gelecekte karşımıza benzer bir durum çıksa ne olur?

 

 

4. Sonuç

Günümüzde siber-protestoların etkili olma potansiyeli üzerinde durulması gereken bir mesele. Her ne kadar haktivizm daha çok, mevcut örgütlü çabaları güçlendirmenin veya desteklemenin bir yolu,  biraz ses çıkarmanın ve dikkatleri bir yere odaklamanın bir yolu gibi görünse de (Wray, 2010), yasal sınırları zorlayan kimi haktivist hareketlerin çok etkili bir siyasal muhalefet etme potansiyelinin varlığını açıkça göstermiştir. Wikileaks deneyimi bunun en iyi örneğidir.  Geleneksel aktivist mücadele yöntemlerini destekleyen, oları güçlendiren ve kolaylaştıran bir destek güç/yöntem/araç olmanın ötesinde, bilgisayar tabanlı teknolojilerin ve İnternet’in sunduğu teknik olanaklarla haktivizmin bizaati kendisi, sınırları küresel katılıma olanak veren, hem merkezi ya da bölgesel iktidarlar hem de küresel siyasi egemenler tarafında kontrol edilmesi nerdeyse imkansız olan bir siyaset yapma biçimine dönüşmüştür.  Hacktivizm veya siyasi hacking’e teknolojik, örgütsel ve kültürel-ideolojik alanlarda yeşeren siyasi projeler bağlamındaki hacker değerlerinin bir ifadesi olarak bakmak (Juris 2007:22) gerek.

 

Kimi haktivite formlarının bazılarının (örneğin sistemlere girip verileri mahvetmek gibi], yasanın sınırlarında gibi görmek oldukça kolay ancak yasal olanla olmayanın sınırında gidip gelen daha müphem formların da var olduğu unutulmamalı.

 

Daha önce de belirttiğimiz gibi, siber-uzayın doğası sınırlarötesi olmasında yatar. İnsanlar coğrafi siyasi sınırların ötesinde kolayca eyleme geçebilirler, zira bu sınırlar gezindikleri alanda kendilerini göstermezler.  Yasaların uygulama alanları ise hala belirli coğrafi sınırlar içinde kalır. Dolayısıyla siyasal aktörlerin yeni becerileriyle, hala yasalara bağlı olan eski sistem arasında bir çatışma söz konusudur. (Wray, 2010) Bu durum daha şimdiden değişmektedir. Uluslararası arenada yasal çerçevelerin siber-uzaya uyarlanmasına çalışıldığını görüyoruz.

 

Şu anda bulunduğumuz noktada pek  çok şey net olarak görülebiliyor. Birincisi, görece zararsız olan bilgisayar aktivizminden gelecekteki savaşa yönelik tehlikeli bir direnişe kadar uzanan bir yelpazede tanımlanan haktivizm yükselişte olan bir fenomendir. İkincisi, sözle eylemin belirli bir kombinasyonunda var olan bir olasılıklar yelpazesini temsil ediyor. (Wray, 2010)

 

Şurası açıktır ki, bir taktik medya formu olarak da görebileceğimiz haktivizm, hakim kamusal alanlara müdahele etmeye yönelik somut mekanizmalar sağladı. Bir başka düzeyde de, Indymedia ve daha geniş toplumsal hareket network’leri gibi projelerin yaydığı alternatif haberlerin ve enformasyonun ülkeaşırı dolaşımı, yoğun bir aktivist karşı-kamu aktivistleri ağı üretti (Lear adn Aelst, 2009).  Alberto Melucci’ye göre, toplumsal hareketler sadece siyasi baskı grupları olmakla kalmıyor, aynı zamanda yaratıcı toplumsal ve kültürel laboratuvarlarına da dönüşmüş durumda (akt, Juris, 2007). Bu bakımdan küresel adalet haktivistleri yeni bilgisayar teknolojileriyle deneyler yaparken bir yandan alternatif kültürel kodlar ve toplumsal pratikler de üretiyorlar, bunlar da yeni taktik müdahale, siyasal örgütlenme ve kültürel ifade biçimleri üretiyorlar.

 

Çalışmamızı Tanyol’un geleceğe yönelik iyimser ve biraz umut verici görüşleri ile tamamlıyoruz:

“İnternet kapitalismin ruhunu ve yapısını hiç bir şeyin yapamayacağı kadar değiştirecek. Ve bir kez daha Marx’ın analizi doğruluk kazanacak. Yeni teknolojileryeni üretim biçimleri ve ona uygun üst yapılar yaratacak. Yasaların ve ahlakın bir kez daha değiştiğini göreceğiz, devlet ve yönetim biçimlerinin de. Ve bunun için bir ihtilal bile gerekmeyecek. (Tanyol, 2002: 210)

 

 

 

Kaynaklar

 

Lear, J.V. ve P.V. Aeslst (2009) Cyber-Protest and Civil Society: the Internet and Action Repertoires in Social Movements, edit by Yvonne Jewkes and Majid Yar, Handbook on Internet Crime, Willan Publishing.

Creenber, G. ve R. Martin (2009) Digital Culture. New York: The McGraw-Hill.

Castells, M. ve M. İnce (2006) Manuel Castell’le Söyleşiler. Çev., Ebru Kılıç. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Castells, M. (2006) Enformasyon Çağı: Ekonomi, Toplum ve Kültür. İkincii Cilt: Kimlik Gücü. Çev., Ebru Kılıç. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Castells, M. (2005a) Enformasyon Çağı: Ekonomi, Toplum ve Kültür. Birinci Cilt: Ağ Toplumunun Yükselişi. Çev., Ebru Kılıç. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Castells, M. (2005b) “Enformasyonculuk ve Network Toplumu.” Hacker Etiği: İş Hayatına Yıkıcı bir Yaklaşım. Pekka Himanen (der.) içinde. Çev., Şebnem Kaptan. İstanbul: Ayrıntı. 145-160

“Genel Ağ”, Türk Dil Kurumu, http://tdkterim.gov.tr

Greene, R. (2008) Internet Art. New York: Thames&Hudson.
"Internet." Oxford Dictionary of English 2e, Oxford University Press, 2003.

Hardy, M. ve A. Negri (2002) İmparatorluk. Çev., Abdullah Yılmaz. İstanbul: Ayrıntı.

Levy, S. (1984) Hackers: Heroes of the Computer Revolution. New York: Penguin

Howe, W., ‘An anecdotal history of the people and communities that brought about the Internet and the Web’, http://www.walthowe.com/navnet/history.html
Erişim tarihi: 13 Ocak 2010.

 

Juris, J S. (2007) “Hacking Global Justice” (“Changing Politics through Digital Networks” için sempozyum sunumu). http://scholar.google.com.tr/scholar?q=Hacking+Global+Justice&hl=en&as_sdt=0&as_vis=1&oi=scholart

Erişim tarihi: 01 Kasım 2010.

 

Leineri B., Cerf, V., Clark, D., Kahn, R., Kleinrock, L., Lynch, D., Postel, J., Roberts, L., Wolff, S.  (2008) ‘A brief history of the internet’ ACM SIGCOMM Computer Communication Review, sayı 39(5), ss 22-31.

Laer, J.V. and P. V. Aelst (2009) “Cyber-Protest and Civil Society: the Internet and Action Repertoires in Social Movements.” Handbook on Internet Crime. Yvonne Jewkes and Majid Yar (.der) içinde, UK: Willan Publishing, 230-254.

Levy, S. (1984) Hackers: Heroes of the Computer Revolution. New York: Penguin.

Keller, D. (2004) ‘Tabandan Küreselleşme: Radikal demokratik Bir Teknopolitikaya Doğru” Kamusal Alan. Meral Özbek (der.) içinde, İstanbul: Hil Yayınları, 715-735.

Meikle, Graham (2002) Future Active: Media Activism and the Internet. New York and London: Routledge.

Sinanoğlu, O. (2000) Bye-Bye Türkçe. İstanbul: Otopsi Yayınevi.

Stratton, J. (2002) “Siberalan ve Kültürün Küreselleştirilmesi.” Cogito, sayı 30, ss 80-97.


Tanyol, T. (2002) “Anarşizm ve İnternet” Cogito, sayı 30, ss 204-210. Taş, O. (2007). “Şebeke Toplumunda Direniş: Hacker Kültürü ve Teknoloji Etiği.” Yeni Medya Çalışmaları. Mutlu Binark (der.) içinde. Ankara: Dipnot Yayınları. 309-345.

Taylor, P. A. (2005) “From Hackers to Hacktivism: Speed Bumps on the Global Superhighway?” New Media and Society, 7(5): 625-646.

Timisi, N. (2003) Yeni İletişim Teknolojileri ve Demokrasi. Ankara: Dost.
Tribe, M. ve Jana, R. (2006) New Media Art. New York:Taschen.
Winson, B (1998) Media Technology and Society. Londra ve New York: Routledge.

Winston, B. ve Walton, P (1996). ‘Netscape: virtually free’, Index on Censorship, vol. 25, sayı 168, Ocak/Şubat.

Wray, S (2010). Electronic Civil Disobedience and the World Wide Web of Hacktivism: A Mapping of Extraparliamentarian Direct Action Net Politics”, SWITCH, Online Journal of New Media.
http://switch.sjsu.edu/web/v4n2/stefan.
Erişim tarihi: 01.12.2010

 

http://en.wikipedia.org/wiki/Tim_Berners-Lee

http://tr.wikipedia.org/wiki/TCP/IP

 

http://www.billbuxton.com/Lincoln.html

 

http://www.internetworldstats.com

 



[1] http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_countries_by_number_of_Internet_users

[2] Bakınız: http://www.internetworldstats.com/stats.htm

[3] Bakınız: http://tdkterim.gov.tr

[4] Bakınız:  "Internet." Oxford Dictionary of English 2e, Oxford University Press, 2003.

[5] The European Organization for Nuclear Research

[6] Bakınız: http://en.wikipedia.org/wiki/Tim_Berners-Lee

[7] jamming: parazit yapma, frekans bozma, yayın bozma.

[8] 1990‘ların başında, ABD’nin Irak’a “akıllı” bombalar yağdırmasının ve Soğuk Savaş retoriğinin işe yaramaz hale gelişinin ardından ABD askeri-istihbarat alemi, finans ve şirketler dünyasından müttefiklerini de yanlarına alarak yeni bir askeri doktirin geliştirmek durumunda kaldı. Dertlerinin devası Enformasyon Savaşı ve info-terörizmin yarattığı tehditteydi. 1993 senesinde Ronfeldt ve Arquilla RAND bayrağını açarak “Siber-savaş Geliyor!” adlı metni kaleme aldılar. Bu metin net-savaşı ile siber-savaş arasındaki ayrımları çiziyodu ve Enformasyon Savaşı teorisi lafının geçtiği hemen her yerde referans veriliyordu. Net-savaş daha çok, hali hazırda İnternet’te hüküm süren kelime savaşına veya propaganda savaşına işaret ederken, siber-savaş sibernetik savaş yöntemlerine, yani bilgisayarlara ve iletişim sistemlerine bağlı savaşa, C41 (Komuta, Kontrol, İletişim, Bilgisayarlar ve Enformasyon) savaşına işaret ediyor. (Wray, 2010)

 

Ali Pekşen aapeksen@gmail.com