2010 BİTERKEN SAPTAMALAR

_ Bora Ercan





Yaşım ilerledikçe mottom “insana dair hiçbir şeyin beni şaşırtmayacağı,” oldu. Bu söz, yanılmıyorsam Montaigne’nin. Bu sözü “Türkiye’ye dair hiçbir şey beni şaşırtmıyor artık,” diye kullansam, belki kıyısından köşesine yeni bir şey katabilirim literatüre. Buradaki şaşırma/şaşırtma, sözcük anlamının çok ötesinde kullanılıyor elbette. O kadar çok şaşırıyoruz ki, daimi bir şaşırma halindeyiz, ötesi yok!

Şaşırma ve şaşırtmak o kadar da kötü değildir, hatta eğitim amaçlı da kullanılır. Zen rahipleri öğrencilerini koan adı verilen, sonucu olmayan, saçma görünen paradoksal sorularla şaşırtır, Zen ustaları öğrencilerinin dizgesel, alışkanlıklarla dolu düşünsel sistemlerini kırmayı amaçlar koanlar yoluyla. Biz de bir takım koanik saptamalarda bulunalım cennet ülkemizin hali hakkında.

Türkiye’nin bazı bölgeleri artık Schengen standartında. Gelir düzeyi olarak da o bölge insanlarının Schengenlilerin gelir düzeyinin üstünde olduğunu söyleyebiliriz. Bazı bölgeler, Afganistan’dan da geri olsa dahi bakın bütün ülke cep telefonu, internet vs. kullanıyor. Kısacası, eğer buysa “muasır medeniyet seviyesi,” ona ulaşıldı. Ne ironiktir ki bu hedefe kurucunun partisi sayesinde değil de ona karşı argümanlarla ortaya çıkan bir parti sayesinde ulaşıldı.

Anlaşılmaz olan kurucunun partisini solcu sanmasıydı, insanlarımızın. Çaresizlikten midir nedir bu böyle gitti yıllar yılı. Bu rol ona sosyalist solun önünü kesmesi için sağcılar tarafından verilmiş olmalı. Bunu başardı da CHP. Hiçbir zaman sosyalist sola destek olmadı. Sosyalist sol da darbeden büyük yaralarla çıkınca CHP’nin artık önünü keseceği bir şeyi kalmadı. Rahatından feragat etmedi CHP’li kadrolar ve sonuç ortada. CHP’nin kısır gündemi, hantal yapısı bu topluma bir şey katmadı. Ne yazık ki hala daha iyi niyetli yeni liderine rağmen CHP’de bir değişiklik yok.

İkinci Paylaşım Savaşı’ndan sonra, o dönemki Sovyetlere karşı; Pakistan, İran, ABD, Birleşik Krallık ve Türkiye’nin dahil olduğu CENTO (Central Territory Organization) adlı örgüt kurulur. Yıl 1955, örgütün ilk adı Bağdat Paktı, ancak 1958’de Irak örgütten çekilir. Bu örgütün temel ideolojisi ise öncü kurucusu ABD ve İngiltere’nin hazırladığı Yeşil Kuşaktı. Amerika ve İngiltere’nin bugün terörist olarak gördüğü İslamcı örgütlerin kökeninin o zamanlardan atıldığı yadsınamaz bir gerçektir. Bunu mikro ölçekte ülkemizde de görmek mümkün. Solun önüne devlet tarafından hep İslamiyetle harmanlanmış geleneksel değerler konmuş ve desteklenmiştir. Bugün gözden ırak tutulsa da Pakistan ve Afganistan’da cihat adına bulunan Türkiyeli gençlerin sayısı oldukça fazladır. Öte yandan, yine İslami eğilimli gençlerin devlet tarafından yıllardır burslarla doğrudan ve dolaylı olarak ABD ve İngiltere üniversitelerinde yetiştirildiği bilinen bir gerçek. İşte, Milli Eğitim Bakanlığı dinci kadroları yıllardır eğitip üniversitelere, enstitülere, bakanlıklara, polis ve ordu teşkilatına sistematik olarak yerleştirip oralarda kemikleşirken CHP neredeydi ki bugün türbana muhalefet ediyor!

Kimse oysa, dinin solla taban tabana çatışacağını savunamaz; paylaşım, dayanışma, yardımlaşma , hak gibi en insani değerler dinlerde de vardır, sosyalizmde de olduğu gibi. Şimdi tabii ironiye geri dönelim, bugün CHP’nin türban konusundaki tavrıyla Türkiye tarihinde en çok imam hatip lisesinin geçmişte CHP döneminde açılması gerçeği nasıl uyuşur. Buna Sivas kırımındaki CHP’nin pasifliği, Hayata dönüş operasyonu gibi bir insanlık suçuna CHP’li adalet bakanının müdahil olması eklendiğinde liste kabarır.

Yazının başından bu yana CHP’ye yüklendik. Hırsızın hiç mi suçu yok? Ya da hem nalına hem mıhına diyerek hakkaniyetli olalım, biraz da AKP üzerinde duralım. AKP Türk siyasi geleneğinde gerek kendi içinde gerekse kendi dışında anti demokratik bir partidir. Bu yönüyle, MHP’den ve CHP’den ne kadar farklı olabilir ki.

Demokrasiyi dünyadaki küresel ekonomi bağlamında bir süs gibi görmekten öteye gidemez. Eleştiriye tahammülü yoktur. Orduya karşı olmasında demokratik bir tavır değil daha çok bir kin ve öç tavrı vardır. Öte yandan Başbakanın Kıbrıs sorunu, Ermeni sorunu ve Kürt sorunu gibi kangren sorunlar karşısındaki tavrı dünya ölçeğinde CHP’den daha gerçekçi ve samimidir. Bu samimiyetin altında yatan yine küresel ekonominin getirdiği görece refahlıktır. Attan inip eşeğe binmek istemiyor Türkiyeliler, AKP de bunu farkında ve kaynakları doğanın tahribatı olsun, kültürel değerlerin hiç edilmesi olsun kullanmakta/pazarlamakta bir çekince görmüyor.

CHP zoraki solcudur, AKP de zoraki demokrat.

Yakın geleceğe dönük bir öngörümüz de AKP’nin paralı askerliği yasallaştıracağıdır. Bu; hem nitelikli işgücünü iyi kullanmak hem kısa vadeli para sıkışıklıklarını telafi etmek hem de niteliksiz işgücünü profesyonel asker olarak istihdam etmek açısından AKP’ye bir taşla üç kuş vurduracaktır.

Bir partinin başarılı olmasında dünyasal etkenler de önemlidir. Tüm dünyada muhafazakarlık baskınlaşırken zaten muhafazakar olan Türkiye’de böylesi bir akım iyi yönetildiğinde başarılı olacaktı ve de oldu. CHP kendi doğal tabanı Alevileri, Kürtleri, diğer azınlıkları, öğrencileri, memurları, küstürürken, onları korumazken; AKP neredeyse bütün bu kesimlerden oy aldı. Yüzde elliye yakın oyun başka açıklaması nedir?

Bu satırların yazarının politik duruşu önceki yazılarından da bellidir. Sakın ola ki iktidar (AKP) yanlısı gibi anlaşılmayalım. Derdimiz, ülkemizde bugüne kadar hiçbir kitlesel partinin doğudaki feodal düzene, ağalık kurumuna, tarikatlara karşı bir şey yapmaması, bundan da kötüsü bu düzenden beslenmesidir.

Türkiye’de Schengen bölgeleri için şeriat tehlikesi artık kalmamıştır. Küresel sistem buna izin vermez. Düşünün hafta tatili başka bir gün olacak, plazalarda örtülü kadınlar çalışacak, toplantılar namaz vakitlerine göre düzenlenecek. Olacak iş değil. Tabii bu söylediklerim İstanbul, Ankara , Antalya gibi şehirlerin dışında ne kadar geçerli olabilir. Tehlike ve sıkıntı o bölge insanlarınındır yoksa İstanbul’da yaşayanlar hiç korkmasınlar! AKP iktidarı ve parayı çok sevdiği için Schengen bölgelerine karışmaz.

Yukarıda sözü edilen Yeşil Kuşak projesinde ABD’nin rolü bugün hala daha Orta Doğu’da etkisini hissettirir. İktidarla yakın bağları bulunan Fetullah Gülen ‘in ABD’de mukim olması manidardır.

Tartışılacak şeyler söyledik. Gelecek sayıda da bu tartışmalara devam edeceğiz.




Bora Ercan boraercan@yahoo.com
Odysseus Adaları'nın yazarı.