STAVROKONNO

_ İzinsiz Gösteri






Dostumuz Ergenç türündeki en ilginç kitaplardan birini geçtiğimiz günlerde Kıbrıs’ta yayımladı. Kitabında; yıllarca Kıbrıs’ın köylerinden topladığı fotoğrafları 1900 başlarından 1970 ortalarına kadar kronolojik olarak bir araya getiren Ergenç savaş geçirmiş, göçler yaşamış, dünyanın birçok ülkesine dağılmış olan Kıbrıslıtürk topluluğu için bir bellek araştırması yapmış. Kitap üç dilde basıldı ve aşağıda bu üç dilden Ergenç Korkmazel’in kitap hakkında söylediklerini okuyabilirsiniz.

Ergenç Korkmazel

“Böyle bir kitap yayınlama ihtiyacı hissetmiş olmamın, elbette kendimce nedenleri var. Bunların arasında öne çıkanları, kişisel tarihimle yüzleşmek, belleğin güve yeniği boşluklarını doldurmak, Stavrokonnolu ve Kıbrıslılar olarak, geçmişle aramızdaki küskünlüğü giderme girişimi, Baf kazasına bağlı Stavrokonno'nun bir zamanlar, sokaklarında en sıradışı Kıbrıslıtürkler'in bazılarının dolaştığı köylerden birisi olduğunu vurgulamak, ve zaman aşımıyla çürümenin insafsız etkilerini yavaşlatma uğraşı şeklinde sıralayabiliriz.”

“Bilindiği gibi göçler ardından parçalanmayı da getirir. Bizden öncekilerden miras kalmış, yıllarca birbirlerine eklene ulana kimliğimizin parçası haline gelmiş değerleri göçle birlikte yitirir, asırlarca yaşamış olduğumuz yerin coğrafyasına duyduğumuz sevgiye bile zamanla yabancılaşırız. Nitelikli bir yaşam için illa ki kuş olup uçmamız gerekmez, bazen toprağa, köklerimize sarılmak da yeterince uyarıcı olabilir.”

“Stavrokonno köyü, Baf bölgesinin en büyük ve kalabalık yerleşim yerlerinden birisiydi. Doğa yasalarıyla şekillenmiş yaşam tarzını, bu yabani yamaçlarda filizlenmiş karakterleri tahmin etmek için hayal gücünden fazlasına ihtiyaç vardır. Araştırmalarım sırasında, o döneme ait öyle fotoğraflara rastladım ki, yakın geçmişimle şimdilerde sürdürdüğüm yaşam arasındaki bilinçsizliğin neden olduğu kopukluğun ayrımına varmak, itiraf etmeliyim ürküttü beni. Bu bağlamda, diyebilirim ki, tahta valizler ile tozlu albümlerden çıkan her fotoğraf, o yitik köprüyü yeniden inşa etmemi kolaylaştıracak küçük birer taş görevi gördü adeta. Neden oldukları aydınlanmanın yanı sıra, deştikçe derinleşen hikayeleriyle gelen fotoğraflar, ürküntümü de merak duygusuna dönüştürmeye başladı. Aynı zamanda kitabın doğum sancılarını da çekmeye başladığım dönemdi bu.” “Beş yıldan beri Baf'ta yaşamanın verdiği avantajla, bir yandan cömert coğrafyasını özümsememi sağlayacak geziler biriktirirken, bir yandan da, bana sunduğu tatların ve daha başka gizlerin keşifleriyle kitap fikrini harmanlayıp çalışırken aldığım keyfi, tüm Kıbrıslılarla da paylaşmak istedim.”

“Ev ev dolaşıp topladığımız, Stavrokonnolulardan geriye kalan fotoğrafların, şimdilik 1900'lerin başından 1970'lerin sonuna kadar olanlarını yayımlıyorum. Altını çizmeden geçemeyeceğim bir başka noktaysa, bazı evlerde gördüğüm, ilgisizlikten yıpranmış fotoğrafların, beni ne kadar üzdüğüdür. Belki fotoğrafları koruyup paylaşmakla yeni bir köy yaratamayız, ama en azından eski köyün nostaljik imgelerinin hatırlanmasına serum olacaksa neden olmasın.”

“Yıllar var insanlar kendilerine kim olduklarını sorup duruyorlar. Benim cevabımın bir parçası bu kitabın içeriğindedir. Kitaba bakarken kendimi Stavrokonno'da düzenlenen, ölen ve kalanlarıyla herkesin bir arada olduğu o eski panayırlardan birindeymişim gibi hissediyorum.”

“Yaklaşık dört yıl sürmüş olan bu zahmetli çalışma neticesinde, arşivimde bine yakın fotoğraf birikti. Kullanılacak fotoğrafları seçerken eskilik, çeşitlilik, içerik zenginliği ve estetik değerleri göz önünde bulundurdum. Fotoğraflar kronolojik sıraya göre dizilmiştir.”

“Ve elbette, çektikleri bu fotoğraflarla, geçmişin izlerinin yok olmasını önleyenlere de, gönülden bir teşekkür borçluyuz hepimiz.”

“Köklerim ve kanatlarım arasındaki boşluğun daha da azalmasını sağlayan bu kitabı, yerlerinden göç ettirilmiş olan bütün Kıbrıslılara adıyorum.”

There are certainly personal and also other reasons that created the necessity for me to publish such a book. Among the reasons we can initially list; the need to confront my personal history, to try to fıll the moth-eaten spaces of memory, to attempt to get rid of the unavoidable misunderstanding we have with our past as Stavrogonnians and Cypriots, to emphasize that Stavrogonno was once a village of the Paphos district where some of the most extraordinary Turkish Cypriots wandered in its streets, and to make an effort at slowing down the cruel influence of time and decay.

As we all know, migrations also bring disintergration. With migration, we may lose values that we has once inherited from those before us, values which had joined together over the years to become part of our identity, we may even become estranged to the love we felt for the place we had lived for centuries. One does not need to be a bird and fly in order to lead a meaningful life, sometimes it can be just as stimulating to embrace our roots, to embrace earth itself.

The village Stavrogonno was one of the largest and most populated settlements in the Paphos region. We need more than imagination to be able to catch a glimpse of the life style that was shaped by the laws of nature, the characters that came to life on these wild mountain slopes. During my research, helped by many, I came across such photographs that, I must confess I was afraid, afraid to realize the disconnection that had been caused between my present life and my near past due to ignorance. In this context, I can say that each photograph that came out of wooden valises and dusty albums has functioned like a little stone that has helped me once again build that long lost bridge. Alongside the enlightenment that they caused, the photographs that I found came with their ever expanding stories, transforming my fear into curiosity. This was also the time that I started to feel the labour pains of the book.

I also wanted to share with all Cypriots, with the advantage of living in Paphos for the last five years, the great pleasure I felt while on one hand accumulating excursions that made it easier for me to absorb this generous geography and on the other, working on and blending the idea of the book with discoveries of the tastes and other secrets offered to me by its nature.

Among the photographs left behind from the Stavrogonnians, photographs that we have collected visiting almost every house, I am publishing the ones taken during the beginning of 1900, till the end of the 1970's. Another issue that I feel I should underline is the sorrow I felt in some houses upon seeing badly worn out photographs, out of sheer indifference. By protecting and sharing photographs we may not be able to create a new village, but if this will at least revive the remembrance of the nostalgic images of our old village, then why not.

For thousands of years people have been asking themselves who they are. Part of my answer lays in the content of this book. Looking through this book, I feel as if I am at one of the early traditional fairs that took place in Stavrogonno, everyone , the living and the dead, all there together.

After approximately four years of this onerous research, almost one thousand photographs have been accumulated in my archive. When selecting the photographs that were to be used, I took into consideration criteria such as oldness, diversity, richness in content and aesthetical values. The photographs are arranged in chronological order.

I would like to thank everyone who participated in this work, to all the Stavrogonnians who shared their photographs with us, even those who didn't. Especially Gür Genç, Jenan Selçuk and Oya Akin, who with their poems, prose and translations made the book richer in content; to Tanju Çetin, Faik Hasan and Sönmez Enver who helped with collecting the photographs; my mother Emine Hüseyin, my father Kadir Adem and Aygün Mustafa, who did not withhold their help in finding the dates and names; to Fuat Nesip, owner of Stavrogonno Cash & Carry Supermarket, Leni Photi, Andreas Constantinou and Pien Perrée for their sponsorship; to Yasemin Nazli, Evangelia Tsourou, Niki Marangou for their translations into Greek; to Dory Zgheib, who did the graphic design; and Charalambos Iacovou, Stephanos Stephanidis, Rinos Stefani, Eliza Christoforou and Andri Georgiou for their help and advise.

And of course, we all owe sincere gratitude to all those, who with the photographs they took, have prevented the loss of the traces of the past.

I would like to dedicate this book, which has lessened the gap between my roots and wings, to all Cypriots who have been forced to migrate.

The book may be expanded in the future, so if there is anybody whom we couldn't reach during this first edition who would like to share any documents and photographs they have, they are welcome to contact us via e-mail genchgench@yahoo.co.uk or phone numbers +33799143052 and +903923777919.

(Translated by Jenan Selçuk and Oya Akin)