KAMUSAL VERİNİN PARÇALANMIŞ SERBEST SALINIMI

_ Mustafa Ercan Zırh


İnternet, bütün noktaları (node) doğrudan birbirine bağlanabilen, kullanıcıdan kullanıcıya aktarıma (peer-to-peer) ve geçişli şebeke modellerine olanak sağlayan bir yapıdır. Buna karşın, sayısallaştırılmış veriye tek bir merkezi kaynaktan erişilen sunucu tabanlı ağlar yaygınlığını korumaya devam ediyor. Sunucu tabanlı ağ modeli içerisinde veriye sadece sunum yapıldığı sürece erişebiliyoruz. Veriye erişimi sürekli kılmak için onu özelleştirmemiz, özel alanınıza taşımamız gerekiyor. Oysa, bu özelleştirme çabası, İnternet’in doğası gereği bize sunduğu imkanlardan faydalanamamak anlamına da geliyor.

Veriyi arşivlemek için, özel alan olarak önce manyetik bantlar daha sonra optik diskler kullanıldı. Günümüzde ise kapasitelerinin ve taşınabilirliklerinin gelişmesiyle sabit diskler tercih edilmeye başlandı. Sonuçta verinin saklandığı ortamlar değişse de; verinin kataloglanıp uygun ortamlara aktarılarak raflara kaldırılması ve ihtiyaç anında yeniden bağlanılarak erişimi mümkün kılan arşivleme yöntemleri, klasik işlevlerini korumaya devam ediyor.

Özel verinin hızla herkesin erişebildiği alanlara taşınmaya başlanmasıyla, kamusal verinin alanı genişliyor ve açığa çıkan veri miktarı çoğalıyor. Aynı zamanda, sayısal verinin kalitesi yükseldikçe boyutu da genişliyor. Sürekliliğini sağlamak için özelleştirilen veri çoğaldıkça, arşiv yönetimi ve erişimi de güçleşiyor. Bunlara bağlı olarak, kamusal verinin özel olarak arşivlenebilmesi için gereken altyapı, bireysel olarak karşılanamayacak boyutlara ulaşıyor. Öyle ki, verinin depolanması için gereken özel alan temin edilmeden veri eskimeye, yerine yenisi açığa çıkmaya başlıyor. Ayrıca saklandığı ortamların güvenliğinin ve fiziksel ömürlerinin garanti edilememesi, verinin varlığını tehdit etmeyi sürdürüyor. Yalnızca bu tehdidin bile verinin depolanması için gereken çabayı anlamsız kıldığı söylenebilir.

Günümüzde bant genişliğinin, paylaşıma olanak sağlayan ağların ve veriyi bu ağlara filizlendiren tohum (seed) sayısının artması ile beraber; klasik veri depolama pratiği yerini hızla –tüm fayda ve sakıncalarıyla beraber– yeni bir alışkanlığa bırakmaya başladı: Kamusal Verinin Parçalanmış Serbest Salınımı.

Her bir istemcinin doğrudan birbirine bağlanabildiği ve birbirleri için sunucu olabildikleri internet bulutu içerisinde veri, noktalar arasında sürekli aktarılır hale geldi. Daha çok kullanıcı tarafından tercih edilen veri, siberuzayda daha geniş yollara sahip oluyor. Birçok tohumdan filizlenen verinin bütününe tek bir kaynaktan erişmek yerine, veriyi paketlere bölüp, en yakın paketlere birçok kullanıcıdan  (Open Shortest Path First (OSPF)) eş zamanlı olarak temin etmek mümkündür. Bu da erişim süresini inanılmaz derecede kısalttı. Ayrıca, sunucu tabanlı ağlarda olanın aksine, kullanıcılar arasındaki bağlantı kopsa bile, kullanıcı diğer kullanıcılardan veri hasadına devam edebiliyor. Kamusal veriyi yüksek hızda sürekli dolaşımda bulunduğu bu buluttan yakalayıp çeşitli ortamlarda saklamaya çalışmak yerine, ihtiyaç duyulduğunda o veriye sahip olan kullanıcıdan geçici olarak temin etmek ve temin etmeye başladığınız andan itibaren dolaşıma geri bırakarak ihtiyaç duyan kullanıcılara sunmak çok daha cazipdir. Üstelik bu durum en fazla talep gören verilere en hızlı ulaşımı mümkün kılan doğal bir denge oluşturuyor.
Dolaşımın böylesine serbest ve yoğun olduğu bu modelde, verinin tek bir kaynak yerine parça parça birçok kaynaktan temin edilmesi, korkulanın aksine ihtiyaç duyulan veri ile birlikte istenmeyen elektronik virüslerin gelmesine olanak vermiyor. Zira virüsün gelebilmesi için tüm kullanıcılara eş zamanlı olarak bulaşmış olması gerekiyor. Oysa tek bir akrana bulaşan virüs verinin yapısında yarattığı mutasyondan dolayı diğer kullanıcılarla eşleşemeyerek dolaşım dışı kalıyor. Elindeki bir veriye virüs bulaşan kaynak, tamamıyla işlevsiz kalmayarak sahip olduğu sağlıklı verileri sunmaya devam edebildiği gibi; zarar gören veriyi de hızla sağlıklı kaynaklardan tazeleyebiliyor. Beklenmedik bir şekilde, veri ilk salınım sırasında virüs taşıyorsa tercih edinirliği ve dolayısıyla dağıldığı kullanıcı sayısı artmadığından nesli tükeniyor (dieout). Dolayısıyla bu model, başka modellerde çok görülmeyen, organik sayılabilecek bir kendini koruma ve iyileşme olanağı sağlıyor.

Öte yandan, sadece virüs bulaşmış veriler değil, zaman içerisinde tercih edilirliği ve erişim sağlayan kullanıcı sayısı azalan tüm veriler, nesli tükenerek dolaşım dışı kalma riski taşıyor. Fakat bu durumu bir doğal seleksiyon süreci olarak değerlendirebiliriz. Zaman içerisinde ortadan kaybolmaya yüz tutan bir veriye artık kimsenin ihtiyaç duymadığı düşünülebilir. Böylece, çöp veri kendiliğinden ayıklanarak bulut içersinde kirlilik oluşturmuyor. Yani bu model kendiliğinden bir güvenliğin yanı sıra, kendiliğinden bir temizlik de sağlıyor. Her durumda, özellikle korunmak istenen, nesli tükenmeye yüz tutmuş verileri saklamak üzere özel veya kamusal veri ambarları kurulabilir ve ihtiyaç olduğu takdirde tekrar dolaşıma dahil edilebilir. Böylece veri depolamak için ihtiyaç duyulan gereksinimler en aza inmiş olur.
Verinin varlığının dolaşım yoğunluğu üzerine temellendirildiği bu modelde, veri özel olarak koruma altına alınmaksızın dolaşım dışı kalırsa, tekrar dolaşıma sokulması pek mümkün değildir. Aynı şekilde, bir kere dolaşıma girmiş verinin dolaşımdan çıkarılması da çok kolay gerçekleşmiyor. Bu yüzden, dolaşımda yer almaması gereken özel verinin hiç bir şekilde bu bulut ile temas etmemesi gerekiyor. Aksi takdirde, üretici şirketler tarafından resmi olarak satışa çıkarılmadan yayılmaya başlayan yazılımlar veya ünlülerin istenmeden dolaşıma dahil olan seks videoları gibi örneklerde görüldüğü üzere; veri bulut ile temas ettiği sürece her zaman beklenmedik bir şekilde dolaşıma dahil olma riski taşıyor. Diğer yandan, veri sayısallaştığı anda, bulut ile temasının engellenmesi de gittikçe olanaksız hale geliyor. Bu durumda veriyi özel olarak muhafaza etmek zorlaşıyor ve bu korumacı çaba da yavaş yavaş anlamını yitiriyor.

Gerçek isimlerimiz, kimle ilişkide olduğumuz, o an ne yaptığımız veya tatil fotoğraflarımız gibi yakın zamana kadar özel saydığımız çok çeşitli verileri, gittikçe daha çok ve isteyerek Facebook, Flicker ve YouTube benzeri ağlar üzerinden salınıma bırakıyor olmamız gösteriyor ki; kamusal veri alanı istemsiz olabildiği gibi, aktörlerin istekleri doğrultusunda da genişliyor. Özel veriler için klasik arşivleme yöntemleri geçerliliğini korusa da; kamusal veri alanının ister istemez genişleyişi, kamusal verinin depolanmasını anlamsızlaştırıyor. Çünkü, depolamak isteyeceğimiz her tür veri zaten hızla erişilebilen bir şekilde dolaşımda mevcutur. Yapmamız gereken tek şey, ihtiyaç duyduğumuz veriyi dolaşımdan geçici olarak temin etmektir.


Mustafa Ercan Zırh erzirh@gmail.com