BUDİZMİN GÜLERYÜZÜ, SOSYALİZMİN CİDDİYETİ, ŞAMANİZMİN DOĞAYLA BARIŞIKLIĞI: LAOS

_ Bora Ercan




Hakkında, coğrafi koordinatlarından ve başkentinin adından başka bir şey bilmediğim bir ülkeydi Laos. Dört yıl önce Tayland'da, gezginlerin toplanma mekanı Khao San caddesi çevresinde dünyanın çeşitli yerlerinden insanlarla sohbet ederken ne zaman Laos'un bahsi geçse gidenler, görenler oranın doğasının güzelliğinden ve insanlarının iyiliğinden söz ediyordu. O vakitler yolum Kamboçya'ya olduğu için Laos yolculuğunu bilinmez bir tarihe ertelemiştim.



Fotoğraf: Simon Rackleft

İşte, birkaç yıl sonra yeniden Tayland'dayım. İki su çocuğu olarak Gül'le birlikte Tayland Körfezi adalarına yolculuk yapma planımız havaların güneyde beklenmedik şekilde ters gitmesi nedeniyle değişiyor, yönümüzü kuzeye çeviriyoruz, bir gece Bangkok'dan Vientiane giden otobüste buluyoruz kendimizi.

Laos'un, eski adıyla "Bir Milyon Filin Yurdu"nun Tayland, Çin, Kamboçya, Vietnam ve Burma'ya sınırı var. Hindiçini ya da Çinhindistan'ı denen bölgenin Çin tarafı olarak tanımlamak bana ilk bakışta anlamlı geliyor, nasıl ki Kamboçya'yı Hint tarafı olarak tanımlıyorsam. Asya'da kimin nereli olduğunun anlaşılması uzun zaman o bölgelerde kalmamış olanlar için imkansızdır. Taylandlılarla Laoslular arasındaki görünüşteki farkın Laosluların kuzeyde olması nedeniyle ten farkı olduğunu söyleyebiliriz: Laoslular daha beyaz.

Vientiane, Laos Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin başkenti. Tayland sınırına çok yakın. Bangkok'un New York'a benzeyen halinden sonra bize nehir kıyısındaki bir Anadolu kasabasını andırıyor. O nehir dediğimiz de zaman zaman genişleyerek içinde adalar da barındıran Güney Asya'nın can damarı Mekong.

Bu kadar sessiz ve sakin bir yer görmek ne güzel. Elimizdeki broşürde ve rehber kitaplarda Asya'nın en iyi korunmuş doğasının Laos olduğuda yazıyor. Dolayısıyla en saf kalmış insanlar da Laoslular. Kitapta halka karşı saygılı olmamız gerektiği, ortalıklarda sarhoş olup gençlere kötü olmamamız gerektiği, kadınların açık giyinmekten kaçınmalarının iyi olacağı gibi bazı ipuçları var. Bu öneriler dışardan bakıldığında biraz rahatsız edici olarak algılanabilir ancak bunların anlamlarını Laos'da fark edebiliyorsunuz. Halk çok nazik, kibar ve iyi kalpli; alışverişlerde küçük küçük de olsa fiyatları yüksek söyledikleri oluyor, ama zaten pazarlıkla sonucu normale döndürüyorsunuz. Bir de kadınlarla erkekler arasında kaç göç yok. Nehir kenarlarında çoluk çocuk kadın erkek yıkanıyorlar. Erkekler mayoyla, çocuklar çoğu zaman çıplak, kadınlar da üzerlerinde ince bir örtüyle suyun içindeler. Çocuklarla daha çok içli dışlı olduğumuz için onların çok güzel koktuklarını fark ettik.

Bir de Tayland'daki gibi değil, Laoslu bir kızla bir Batılının ya da yabancının ilişki kurması kanunen yasakmış. Bir de Laos'da birçok yerde canabis, yani bizde "ot" olarak bilinen bitki halk tarafından doğal olarak tüketildiği için bol ve ucuz. Bu da birçok insanı ülkeye çekmeye yetiyor, tabii halkın kullanma yöntemleri ve amaçlarıyla dışardan insanların amaçları örtüşemeyeceği için kanunen canabisden de uzak durulması öneriliyor.



Fotoğraf: Simon Rackleft

Laos'da renk renk flamalar görüyoruz her yerde, anlamlarını bilmesek de... ayrıca kırmızı beyaz mavi renkleriyle (Fransız etkisi mi?) Laos bayrağına her yerde kırmızı üzerine sarı orak çekiçli bayraklar eşlik ediyor. Laos, 1956'da uzun süren Fransız egemenliği ve Kraliyetten sonra Çin benzeri bir komünist yönetime kavuşur. Başlarda Budist Tapınaklar ve Öğreti yasaklansa da sonradan yönetim yumuşar. Bunula bir birlikte Laos nüfusu birçok farklı etnik gruptan oluşuyor. Bazı bölgeler genel anlamıyla Şamanist. Ya da Budizm ile Şamanizm kendi aralarında kaynaşmış.

Vientiane'da birbirinden şık tasarımlı antikacılar, sanatsal ürünler satan dükkanlar bulmak bizi şaşırtıyor. Laos'luları el işleri, renk ve desenleriyle çok çekici. Ülkenin, Unesco Dünya Kültür Mirası listesine aldığı Luang Prabang adlı şehrine geliyoruz. Nehirlerin birleştiği yerde kurulmuş Luang Prabang. İki katlı binalar, birbirinden güzel görünen özenli restoranlar bizi karşılıyor. Bu özen kesinlikle pahalı ve şımarık bir özen değil, tam tersine o kadar doğal ve insanı kendine çeken bir auraya sahip. Kalıncak yerler ve yeme içme ucuz. Bu noktada yediklerimiz içtiklerimiz bizim olsun dedik , gördüklerimizi anlatıyoruz ama Laos mutfağının tadına varamadık, Tayland yemekleri çok daha güzel, belki de alışkanlık, daha uzun süre kalınsa farklı olur...

Luang Prabang'da sanayinin ve kimyasal zehirlerin uğramadığı dağlarda bisiklete bindik, patikalarda yürüdük, bambudan yapılma ipince köprülerden geçtik, yüzlerce kez "sabaidee", yani merhaba dedik, ve bize de uzaktan yakından öyle seslendiler, ve nehirlerde saatlerce kano benzeri başka bir nehir aracı olan kayak kullandık. Şelalelerde yüzdük, ve su seslerinin coşkusuyla başımız döndü.



Fotoğraf: Simon Rackleft

Laos, dünyanın en güvenli ülkelerinde biri. Öyle olunca siz de bütün zırhlarınızı kaldırıyorsunuz, içinizi huzur kaplıyor. Tadı damağımızda kalan bu ülkeye bir kez daha gelme planları yaparak dönüş yolundayız. Apronda tek bir uçak var ve uçağımıza yürüyerek gidiyoruz eski Türk filmleri tadında bir ortam, zaten elektronik sistem falan da yok. Uçak Laos Havayolları'na ait. Uçuş saati, sabahın buğusu o güzel dağların ve yamaçların üzerinde olduğu saatler. Tepelerin arasından kıvrılıp giden akarsuları izlemenin keyfi başka olacak diye düşünürken uçağın pervaneleri dönmeye başlıyor ve pervanelerden yükselen dumanlar... Bir insanın sevdiği bir işi yaparken ölmesi bana hep güzel gelmiştir. Bir gezgin olarak da yollarda hele ki Asya'da ölmek bana güzel gelecektir; ama, ama bir dakika, daha gezecek yerler var, sırası mı öyle ölümden söz etmenin. Neyse ki ortalıkta panik yok. Ortak dil olmadığından mıdır nedir, herkes çok sakin... Bir yerlerden gelen uçaklardan biriyle Bangkok'a doğru yorgun düşen bedenim uykuya bırakıyor kendini, Hindiçini'ni kuşbakışı izleyemiyorum, neyse bir dahaki sefere.

Bora Ercan boraercan@yahoo.com
Odysseus Adaları'nın yazarı.