MEHMET UFUK URAS 'IN SEÇİM BİLDİRGESİ






Koltuğun Değil, Sözlerimin Tutsağı Olacağım:

Milletvekili seçilenler koltuklarının tutsağı oluyor. 5 yıl boyunca seçmeni değil, parti başkanlarını dinliyor, halka verdikleri sözleri unutuyor. Oysa dürüst, erdemli, emekçilerden ve ezilenlerden yana bir siyasetçi olabilmek için koltuğun değil, verilen sözlerin peşine düşmek gerek. Bunun için siyasete yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım.

Sol Gösterip Sağ Vurmayacağım:

Kime güveneceğimizi şaşırdık. Ezilenlerden yana, barıştan yana diyerek oy verdiğimiz, desteklediğimiz insanlar tam tersi davranıyorlar. Kırk yılın sağcıları sol bilinen partilerden; solcuları sağ bilinen partilerden aday oluyor, aday gösteriliyor. Demokrasiyi savunsun diye oy verdiklerimiz darbeci, muhtıracı kesiliyor. Demokrasi için, barış için mücadele etsin dediklerimiz 301. maddeyi, ırkçılığı savunuyor. Sol gösterip, sağ vuruyor. Bundan kurtulmak için siyasete yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım.

Sözde Değil, Özde Muhalefet Olacağım:

İktidar olanlar halka verdikleri sözleri hemen unutuyor. Muhalefetse tümüyle göstermelik. Cumhurbaşkanlığı seçiminde aslan kesilenler, demokrasinin rafa kaldırılması, YÖK, kışla etkisi, IMF karşısında kuzu kesiliyor. Gerçek muhalefet ise sokaklarda, üniversitelerde, bürolarda, işyerlerinde, mahallelerde. Bu muhalefeti Meclis’e taşımak için yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım.

Korkunun Değil, Umudun ve Vicdanın Sesi Olacağım:

Siyasiler, “yoksulu öldüreceğine korkut” politikası izliyor. Biz iş, aş, sosyal güvenlik ve sendikal haklar istedikçe onlar 'ekonomi çöker'; özgürlük istedikçe 'bölücülük ve şeriat tehlikesi var'; barış istedikçe 'vatan elden gider' diyorlar. Korku ve vicdansızlık her yere hakim olsun istiyorlar; umudu bize çok görüyorlar. Umudun kazanması için siyasete yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım.

Parasız Sağlık, Parasız Eğitim, Sosyal Güvenlik İsteyenlerin Sesi Olacağım:

Türkiye'de eğitim ve sağlık sistemi, sosyal güvenlik sadece parası olanlar için var. Oysa fırsat eşitliği bir ülkenin geleceği, toplum olmanın gereğidir. Herkese kaliteli ve parasız eğitim, kaliteli ve parasız sağlık ve güvenli bir gelecek için sosyal güvenlik vazgeçilmez bir haktır. İnsanca yaşamı savunmak ve gerçekleştirmek için siyasete yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım.

YÖK’ün Değil, Gençliğin Sesi Olacağım:

Gençler paralı eğitimden,YÖK’ün katı kurallarından, işsiz kalma korkusundan, demokrasiye yönelik tehditlerden, e-muhtıralardan, “sen sus” denilmesinden, kıyafetlerine karışılmasından, patlayan bombalardan sıkılıyor. Onlar sıkıldıkça geleceğimiz kararıyor. Özgürlüğe, barışa, yaratıcı fikirlere, üretimi arttırmaya duyduğumuz ihtiyaç yanıtsız kalıyor. Bunu aşmak için siyasete, gençlere güvenen, onların sesi olan yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım.

Ezenlerin Değil, Ezilenlerin Sesi Olacağım:

İktidarı elinde tutanlar aş, iş, ev ihtiyacı olanı; özgürlük ve demokrasi isteyeni; inancım ve ana dilim farklı diyeni dışlıyor, itip kakıyor. Bazen polis zoruyla, bazen bıktırıcı bürokrasiyle, okulda, işte, hastanede, karakolda, köyde, mahallede eziyor. Bu insanların sesini Meclis'e taşımak için; bu ülkede ezilen kalmaması için siyasete özgürlükten, ezilenlerden yana yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım.

Emeğiyle Geçinenlerin, Emeklilerin Sesi Olacağım:

İktidar IMF’nin Türkiye'deki sesi, muhalefet ise bir sözde kaplan. Ne bir sendika veya gençlik yürüyüşünde, ne kamu emekçilerinin hak mücadelesinde, ne de hastane kuyruklarında çile çekenlerin veya banka kuyruğunda maaş bekleyen emeklilerin yanında muhalefetten birisini görmek mümkün değil. Evine ekmek götüremeyenlerin, iş ve aş isteyenlerin derdini anlamak ve anlatmak, sosyal adaleti ve eşitliği savunmak için siyasete yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım.

Milliyetçi, Irkçı ve Gericilere Karşı Özgürlüğün ve Eşitliğin Sesi Olacağım:

Bütün siyasi partiler milliyetçilik yarışı yapıyor. Irkçı sözlerle her gün toplumu bölüyor, toplum içi çatışmaları körüklüyor. Toplumsal yaşamı dinsel anlayışlarla kuşatmaya çalışan akımlar da boş durmuyor. Bunların karşısında milliyetçi olmayan, ırkçılığa karşı duran, gericiliğe taviz vermeyen bir siyasete gerek var. İnsanlar arası eşitliği savunan, özgürlükçü bir laiklik anlayışından yana yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım.

Farklı Kültürlerin Sesi Olacağım:

Türkiye, farklı kültürlerin buluştuğu bir ülkedir. Bu buluşma hepimizi zenginleştiriyor. Ancak Kürt sorunu üzerinden yaratılmaya çalışılan gerilim toplumsal dokuyu zedeliyor. Birbirimizin farklılıklarını görmek ve tanımak, acılarını ve kaygılarını hissetmek, anlamanın ilk adımı olacaktır. Kültür zenginliği bizi geliştirir, yeter ki kimse kimsenin kültürünü aşağılamasın, hor görmesin, haksız karalamalarda bulunmasın. Bu gerçeği savunmak için siyasete yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım.
Kışlanın Değil, Barışın ve Birarada Yaşamın Sesi Olacağım:

Ezenler bazen Kürt sorunu, bazen şeriat, bazen Irak, bazen Kıbrıs veya Yunanistan diyerek sürekli savaş boruları çalıyor. İnsanları ezmek ve sindirmek için bu savaş borularının yarattığı korkuyu kullanıyor. Oysa bu topraklarda farklı kültürlerimize, farklı anadillerimize rağmen barış içinde, eşit koşullarda birarada yaşamak; üstelik komşularımızla da barışı kurmak mümkün. Bunun için siyasete yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım.

Baskının Değil, Demokrasinin Sesi Olacağım:

Kendi kültürünü özgürce yaşamak, taleplerini ve fikirlerini özgürce dile getirmek isteyenler on yıllardır baskı altında. Bir yandan anti-demokratik yasalar, diğer yandan toplumsal baskılar insanları suskunluğa ve korkuya itiyor. Gece yarısı verilen e- muhtıralar, kışladan fısıldanan sözcükler karşısında tüm partiler esas duruşa geçiyor. Bütün bunları değiştirmek, demokratik yurttaş katılımını arttırmak, toplumsal sorunları şiddetsiz, karşılıklı anlayış ve diyalog yoluyla çözmek için siyasete yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım.

Özgürlükçü Laikliğin Sesi Olacağım:

Kimileri inançları siyasete alet ederken, diğerleri ‘laiklik elden gidiyor’ diyor. Tek bir mezhebin dayatılmasının aracı olan Diyanet İşleri’nden ve mağdur olan Alevi yurttaşlardan ise pek söz edilmiyor. Laiklik, din ve devlet işlerinin ayrılması, insanların inançlarını özgürce yaşaması ise; öncelikle devletin bütün inanç ve mezheplere eşit uzaklıkta durması ve hiçbirini kayırmaması gerekiyor. Bugünkü yapısı ile Diyanet İşleri ve anayasa zoru ile din dersleri, özgürlükçü bir laiklik anlayışı ile örtüşmüyor. Bunları savunmak için Meclis’e yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım.

Kadınların Sesi Olacağım:

Bu toplumda kadınlar eşit değil. Hem iş yaşamında, hem evlerde hem de siyasette kadınların sosyal talepleri ve ihtiyaçları dikkate alınmıyor. Kadınlar yeterince temsil edilmiyor. Erkek egemen bir anlayış yaşamın bütün alanlarına hakim oluyor. Töre cinayetlerinden, tacizlere kadar her türlü olumsuzluk yaşanıyor. Kadınların taleplerini daha fazla dile getirmek, duyulmasını sağlamak için siyasete yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım.

Doğayı Tahrip Edenlerin Değil, Doğayı Koruyanların Sesi Olacağım:

Bize dünyanın büyük bir doğa felaketine sürüklenmesine sessiz kalan, zehirli atıkları gömen, küresel ısınmaya duyarsız kalan siyasiler değil, doğayı savunan insanlar gerek. Meclis'te nükleer enerji programları yerine, topraklarımızı çölleşmekten korumanın yollarını tartışmak gerek. Bunun için Meclis'e yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım.

Kapitalist Küreselleşmeden Mağdur Olanların Sesi Olacağım:

Sermaye dünya çapında hareket ettikçe, bazı bölgeler açlığa ve yoksulluğa terk ediliyor. Yabancı sermayeyi çekmek için onun önünde boyun eğmek zorunda kalınıyor. Adaletsizlik kol geziyor. Irak ve Afganistan işgalleri olağan halden sayılıyor. Emperyalizm kendi taleplerini silahla ve savaşla dayatıyor. Bu dünyanın egemenlerinin bizi mecbur ettikleri düzene isyan etmek gerekiyor. Bunun için siyasete yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım.

12 Eylül rejimine karşı çıkmanın sesi olacağım:

12 Eylül 1980'de bu ülkeye bir deli gömleği giydirildi. Partiler iç demokrasiden yoksun halde liderlerin oyuncağı yapıldı. Seçim barajlarıyla halkın sesinin Meclis'e yansıması engellendi. Yasakçı Anayasa ve yasalarla özgürlükler kısıtlandı. Artık yeter, Türkiye 12 Eylül Anayasasından, yasalarından kurtulmalıdır. Bunun için siyasete yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım.













>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
İzinsiz Gösteri'de yayımlanan yazılar ve görselller izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz