AMERİKAN TÜKETİCİ “RÜYA”SI VE SANATI

_ Kubilay Akman


Bazı sanatçılar, sanatsal serüvenleri boyunca belirli malzemeler ve tekniklerle anılırlar. Onlar farklı tekniklere, araçlara ve malzeme olanaklarına zamanla yönelseler de, isimleri hep o karakteristik yönleriyle beraber anımsanır. Benim için de birçok Türk sanat izleyicisi gibi Mustafa Ata, her şeyden önce bir yağlıboya ressamıydı. Ta ki, geçenlerde onun suluboya ve karakalem desenleri hakkında ressamla sohbet edene kadar. Genel olarak sanat meseleleri ve özel olarak Ata'nın 70'lerden bugüne değişen, dönüşen resimsel/estetik güzergâhı üzerine konuşuyorduk. Ressam, bana özellikle Mısır sanatının figüratif zenginliklerinden, ölümü anlatan ya da ölümle alâkalı mekanlarda yer alan insan figürlerinin dahi görünüşte var olan durallıklarının ardında ne büyük bir enerji ve devingenlik taşıdıklarından bahsediyordu. Açıkçası, bu sohbet esnasında Ata'nın tam olarak neden söz ettiğini kavrayamamıştım. Ağırlıklı olarak yağlıboyalarıyla tanıdığımız sanatçı, o gün desenlerine bakmamı önerdiğinde, kuşkusuz bu baş döndürücü yalınlık ve keskinlikteki çalışmalarla o Mısır figüratif geleneği arasındaki tematik ya da üslûpsal değil ama aynı enerjiyi ve çizgilerin yalın kompozisyonunun sunduğu üstün ifade gücünü paylaşmaya yönelik ortak noktayı hissetmekten uzaktım. Bu benim için kelimenin tam anlamıyla bir “keşif” serüveni oldu.

Mustafa Ata'nın desenlerinde, yağlıboyalarında tanık olduğumuz renk ve çizgi arasındaki etkileşimler üzerine deneysel/plastik arayışlar farklı bir bağlamda vuku bulur. Yağlıboyalarında geniş çizgiler, rengin pentüre sindirilmesinde bir “gölge” faktör olarak işlev görürken, desen çalışmalarında çizgi objelerin bizatihi sahip olduğu içsel enerjiyi ifade etmek ve açığa vurmak noktasında birincil öğe olarak rol oynar. Burada, insan bedeninin ve farklı objelerin görünümünün “tipik” ana hatları, ressamın on yılların deneyiminden süzerek yarattığı bir temsil mekanizmasından geçerek ifade edilir. O, çizerken büyük bir tasarruf itkisi ile hareket eder. Yani, Ata resmettiği imgeleri değerlendirirken çizgilerinde olabildiğince tutumludur. Öyle ki, ne bir eksik ne bir fazla, gayet yerinde bir oranlamayla, çizgiler gerçeklikten düşselliğe uzanan desenlerin ihtiyaç duyduğu kadardır. Bu teknik başarı, özellikle Ata'nın A4 boyutunda çalıştığı “melek” figürlerinde, dünya ötesi bir hayali ve mistik atmosferle beraber belirir. Ressamın kanatlı insan bedeni veya melek olarak görebileceğimiz bu figürleri aslında yağlıboyalarında, çok örtük bir düzeyde de olsa reel toplumsal problemlerle ilgili konulara yönelen sanatçının düşsel manada da kurguları olabileceğinin ve bunların alışageldiğimiz Mustafa Ata tarzının başka bir tezahürü olduğunun kanıtlarıdır. Bir ayağı çok ince ve dolayımlı bir yoldan somut dünyanın sorunlarına basan ressamın diğer ayağı masalsı bir dünyanın göklerindedir. Onun bu ikinci veçhesini görebileceğimiz en iyi yer suluboya ve karakalem desenleridir.

Sanatçının desenlerinde elbette renk öğesinin de belirli bir konumu var. Fakat bu konum çizgilerin başatlığını vurgulamak için bir tamamlayıcı unsur olarak anlamlıdır. Renkler ve çizgiler bir harmoni içinde birbirlerini bütünlerler. Yağlıboya eserlerinde konuşan renk iken, desenlerde çizgilerin icra ettiği melodilerin vurgulanması için renkler, derinlik ve hacim kazandıran bir sükûnetle karakterize olan fonlar oluştururlar. Burada renk ve çizgi diyalojik bir karşılıklı ilişki ve varoluş halindedir. Tartışmasız Türk Plastik Sanatlar Tarihi içinde tüm modern karakterlerine rağmen birer klasik olarak yerlerini alacak olan bu eserler, Ata'nın kişisel sanat öyküsüyle aralarındaki bağıntılar kadar Türk ve dünya sanat tarihinin diğer klasikleriyle olan temaslarıyla da çokça akademi ve sanat çevrelerinde tartışılacaklardır.

Birer çok katmanlı “metin” olarak Mustafa Ata'nın eserleri her daim yeniden okumalara ve inter-subjektif anlamlandırma süreçlerine açıktır. Ve bu tür süreçler için sonu gelmez, zengin çıkış noktaları sunarlar.

 

 

 

 

 


>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
İzinsiz Gösteri'de yayımlanan yazılar ve görselller izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz




Kubilay Akman mkakman@mail.com