JÜRGEN HABERMAS’IN İLETİŞİMSEL EYLEM KURAMI

_ Yılmaz Yıldırım

Habermas'ın, konuşma ve sözün boyutları üzerine olan vurgusu, özneleri aşan ve ‘ideal konuşma durumu' olarak ifade ettiği iletişim tipini garantileyen iletişimsel rasyonalitesi; Benjamin'in, araçsal aklın, modern sömürü ve tahakkümün temeli olarak gösterilmesine karşı sözün değerini tekrar geri çağırmasına uygun düşmektedir. Ancak, sözü diğer eleştirel teorisyenler gibi değerden düşmüş, mistik ve olumsuzlama aracı olarak görmek yerine, akıl ve ötekisi arasında bir geçit ve paylaşım alanı bulma çabası olarak, eleştirel diyalogun alanını bu gelenekte diriltmeye çalışmaktadır.

Devamı...      

WHATEVER MY SOUL DESIRED

_ Stephanos Stephanides

We come to know the world through its secret spaces – it is not only great monuments that count but seeing and hearing what has been made invisible or silenced by circuits of global exchange. Travelling for me has been an ever shifting relationship between familiarity and strangeness, a challenge to cultural narcissism.

Devamı...      

AMERİKAN TÜKETİCİ “RÜYA”SI VE SANATI

_ Kubilay Akman

Köklü bir tarihsel mirastan yoksun olan ve göç edip yerleştikleri bölgelerin yerel kültürünü (Kızılderililer) yok eden yerlileri soykırıma uğratan Amerikalılar tüm dünyaya bir “rüya” olarak tüketim üzerine kurulu bir yaşam tarzını sunuyor. Tüketmek fiili Amerikan rüyasında ihtiyaç gidermekten öte, ayinsel bir ritüel haline geliyor. Sanki Amerikalılar ve onların çizdiği yolu izleyen toplumlar “Tüketiyorum, öyleyse varım”, der gibiler. Böylesi bir kültürün yaratabildiği en büyük sanatsal akımın pop art olmasına şaşmamak gerek.

Devamı...      

İLHAN BERK’İN ADLANDIRMALARI ÜZERİNE

_ Bora Ercan

Bazı, şiir doğduktan sonra senden bağımsızlaşan bir bebeğe benziyor… Büyüyor, başkalarıyla iletişime geçiyor, kendi yaşamını sürdürüyor. Senin denetimin dışında hiç bilmediğin başkalarına ulaşıyor. Onun nerelere yolculuk yaptığını, kimlerin odasına, kimlerin kalbine girdiğini, gittiği o yerlerde nasıl ateşler yaktığını, nasıl fırtınalar kopardığını çoğu kez bilemiyorsun. Dünyaya getirdiğin bu bebek, bazen gözyaşlarıyla ıslanan o içli satırlar; zalim, kalem kıran yargıçların eline de geçebiliyor.

Devamı...      

ŞİİRİN ÖDÜLÜ: 14. Hüseyin Çelebi Şiir Ödülü tören konuşması

_ Neşe Yaşın

Bazı, şiir doğduktan sonra senden bağımsızlaşan bir bebeğe benziyor… Büyüyor, başkalarıyla iletişime geçiyor, kendi yaşamını sürdürüyor. Senin denetimin dışında hiç bilmediğin başkalarına ulaşıyor. Onun nerelere yolculuk yaptığını, kimlerin odasına, kimlerin kalbine girdiğini, gittiği o yerlerde nasıl ateşler yaktığını, nasıl fırtınalar kopardığını çoğu kez bilemiyorsun. Dünyaya getirdiğin bu bebek, bazen gözyaşlarıyla ıslanan o içli satırlar; zalim, kalem kıran yargıçların eline de geçebiliyor.

Devamı...      

DİN FELSEFESİ YAZILAR - 2

_ Ali Rıza Arıcan

Tanımlanması en zor kavramlar, yaşamla içiçe girmiş, toplumdaki bireylerin sayısınca farklı biçimlerde yorumlanabilen, yaşamın olmazsa olmaz bir parçası gibi görünüp, toplumla organik bir bağ halinde yaşayan, insanların başka türlüsünü hayal edemedikleri kavramlardır. Toplumun bireyleri için farklı anlamları olan bu kavramları sadece tanımlamak değil, bir de herkesin kabul edebileceği ortak bir zemin üzerinde çözümlemek gerekir. Örneğin, Wittgenstein'dan ilham alarak, basit bir ‘oyun' kavramını çözümlemeye kalkışırsak bile tanımlama işinin ne kadar zor olduğunu görebiliriz.

Devamı...      

MUSTAFA ATA’NIN DESENLERİNDE RENGİN VE ÇİZGİNİN DİYALOJİSİ

_ Kubilay Akman

Bazı sanatçılar, sanatsal serüvenleri boyunca belirli malzemeler ve tekniklerle anılırlar. Onlar farklı tekniklere, araçlara ve malzeme olanaklarına zamanla yönelseler de, isimleri hep o karakteristik yönleriyle beraber anımsanır. Benim için de birçok Türk sanat izleyicisi gibi Mustafa Ata, her şeyden önce bir yağlıboya ressamıydı. Ta ki, geçenlerde onun suluboya ve karakalem desenleri hakkında ressamla sohbet edene kadar.

Devamı...      

YANIT: TÜRKİYE'DE ANARŞİST HAREKET

_ Can Başkent

Bu yazının ardındaki tek motivasyon M. Kubilay Akman'ın, İzinsiz Gösteri'nin Kasım 2006 nüshasında yayımlanan Türkiye'de Anarşist Hareket başlıklı yazısına cevap vermektir. 5 paragrafta anarşist hareket kategorisine girecek kadar kısa olan sözü edilen yazının, nasıl olup da "Türkiye'de Anarşist Hareket" başlığına haiz olduğunu her şeyden önce anlamak güç. Anarşist hareketi anlatmak niyetiyle başlayan fakat yüzeysel ve flu tespitlerle çizilmeye çalışılan bu tasvir hemen belirtmeliyiz ki, eksik ve yetersizdir. Türkiye'deki anarşist hareketen söz etmenin birçok yolu var. Akman'ın yazısında da sözü edilen Kara, Apolitika, Ateş Hırsızı gibi dergiler, bizatihi bu hareketin tarihinin birincil ağızdan anlatımlarıyla doludur.

Devamı...      

DOĞRULUĞUNDAN EMİN OLDUĞUM TEK HİKAYE: ÇATIŞMALARIN ÖNLENMESİNDE KİŞİSEL ANLATILARIN GÜCÜ

_ Neşe Yaşın

Bir zamanlar oldukça zeki, akıllı ve yakışıklı bir kurt varmış. Bu kurt o kadar uzun süre aç kalmış ki açlıktan ölmek üzereymiş. Ormanda yürürken birden bir yemek parçasının ona doğru yaklaştığını görmüş. Fakat ne var ki bu, kırmızı bir pelerin giyen kırmızı başlıklı bir kızdan başkası değilmiş. Kız elinde bir sepet taşıyormuş. Kurt hemen planını yapmış: ''Kıza yaklaş ve onunla konuş.'' Kız ona ormanda yaşayan hasta büyükannesini görmeye gittiğini söylemiş.

Devamı...      

THE DHAMMAPADA

_ Gautama Buddha

Mind precedes its objects. They are mind-governed and mind-made. To speak or act with a defiled mind is to draw pain after oneself, like a wheel behind the feet of the animal drawing it. Mind precedes its objects. They are mind-governed and mind-made. To speak or act with a peaceful mind, is to draw happiness after oneself, like an inseparable shadow. I have been insulted! I have been hurt! I have been beaten! I have been robbed! Anger does not cease in those who harbour this sort of thought.

Devamı...      

SOCIETY OF THE SPECTACLE

Chapter 2 “Commodity as Spectacle”

_ Guy Debord

Chapter 1 “Separation Perfected” "But certainly for the present age, which prefers the sign to the thing signified, the copy to the original, representation to reality, the appearance to the essence... illusion only is sacred, truth profane. Nay, sacredness is held to be enhanced in proportion as truth decreases and illusion increases, so that the highest degree of illusion comes to be the highest degree of sacredness." Feuerbach, Preface to the second edition of The Essence of Christianity 1. In societies where modern conditions of production prevail, all of life presents itself as an immense accumulation of spectacles. Everything that was directly lived has moved away into a representation.

Devamı...