PARANIN ÇARPITICI GÜCÜ

_ Karl Marx

Her şeyi satın alabilme özelliğine sahip oluşuyla, tüm nesneleri kendine maledebilme özelliğine sahip oluşuyla, para, yüksek dereceden sahip olmanın nesnesidir. Paranın özelliğindeki evrensellik, paranın varlığının sonsuz gücüdür. Onun için insana sonsuz güçlü görünür... Para, insanın ihtiyaçları ile bir nesne arasındaki, insanın yaşamı ile geçim aracı arasındaki dolayımdır. Ama benim yaşamımı bana dolayımlaştıran şey, başkalarının varoluşunu da bana dolayımlaştırır. Benim için öteki kişidir o. "Hey kör şeytan! Ellerin de ayakların da Kafanın da, kıçının da senin oldukları açık; Ama sevine sevine zevkine vardığın tüm bu şeyler Bu yüzden daha mı az benim?

Devamı...      

TÜRK LİRASI BANKONOTLARININ GÖRSELLİĞİ ÜZERİNE

_ Ali Pekşen

Bu çalışma, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin 1927 yılında çıkardığı ilk banknottan (Bir Türk Lirası), 2001 yılında çıkardığı son banknota (Yirmi Milyon Türk Lirası) kadar tüm banknotlarda kullandığı görsel malzemeleri ve tasarımları, tür, renk, içerik açısından karşılaşatırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Kullanılan görsel malzemelerin seçimiyle, dönemin iktidarları, onların politikaları ve ideolojileriyle bir paralellik olup olmadığı; hem tasarım açısından hem de bu tasarımda kullanılan görsel malzemeler açısından bir geleneğin oluşup oluşmadığı, cevap bulmaya çalıştığımız temel sorular olmuştur.

Devamı...      

SAYMA VE ÖLÇME

_ Nurettin Çalışkan

H. GANDERSHEIM 980 Sayma ve ölçme nasıl ortaya çıkmıştır dersiniz?. Matematiğin insanoğlunun varolduğu günden bu yana var olduğu savunulur. Hatta bazı görüşlere göre, bilim ve sanatta olduğu gibi, bütün matematiksel kavramlar doğada yer alır. Bugün ise, matematik bütün bilimsel etkinliklerin üzerine konarak, bilim dili olarak tanımlanmıştır. İnsanı hayvanlar aleminden ayıran şey, insanın kendi elleriyle yaptığı iş aletleriyle gösterdiği toplumsal çalışma faaliyetidir. İnsan benzerlerinin yardımı olmaksızın yaşamak için kendisine gereken şeyleri tek başına üretemez, ancak önceki kuşaklardan kalan deneyim ve teknik bilgi kullanılarak topluca bir çalışma sonrasında maddi üretim elde edebilir.

Devamı...      

BİR GÜNEY AFRİKA YOLCULUĞU

_ Lale Ak

Güney Afrika hakkında asla beklentiye girmeyin. Bu ülke en sınırsız hayalerinizi/beklentilerinizi bile aşacaktır çünkü. Güney Afrika hakkında, benimkiler dahil asla anlatılanlarla yetinmeyin. Güney Afrika kelimelerin sınırlarına sokulabilecek, tasvir edilebilecekten öte bir güzelliğe sahip. 'Dramatik' bir güzellik. Doğal güzellik kavramının en öz tanımı. Adı üstünde: Gökkuşağı ülkesi. Gökkuşağının içinde barındırdığı her renge, insan üstünde yaratacağı her duyguya hakim, bütün bir güzellik... İki haftalık sürede bü rüya ülkesinin, 'Lonely Planet' detaylarına girmeden, bize yaşattığı duyguları paylaşabilmeyi istiyorum. Dile getirebildiğim ölçüde.

Devamı...      

DÜŞ, AŞK VE ŞİİR

_ Bora Ercan

I.Düş gördüğümüzden söz ederiz ancak yanılırız. Düş görmeyiz, onu duyarak, dokunarak, koklayarak, işiterek ve tadarak düş yaşarız. Koklanan düşü tanımlama, tadını aldığınız düşü başkalarına anlatamama korkusu biz insanoğlunun önemli özelliklerinden birini köreltmiştir. Düşümde gördüm, bir şeyler yiyordum, acıydı, demek değil istediğim: düş tattım acıydı demek.Bu ikisi birbirinden elbette çok farklıdır. Çünkü tat alma için mutlaka bir şeyler yemek, ya da yeme eylemini ön plana çıkarmaya gerek yoktur. Bunu kolaylıkla başka duyulara da uyarlayabiliriz. Düş kokladım, düş dokundum, düş duydum gibi.

Devamı...      

İSİM MESELESİ: ESKİMOLAR VE KÜRTLER

_ Deniz Kanatçı

İnuitlerin Kanada’ya bağlı özerk devletlerinin adı Nunavut. 6 bin 200 nüfuslu başkentleri ise Iqualit. İnuitler, insanı isminin tanımladığına inanıyorlar. Tabiatı yaşayan bir varlık olarak düşünen, her canlı ve cansızın ruh sahibi olduğuna inanan İnuitlerin dilinde, 'kurt' (Amaruq), 'martı' (Nauja), 'kuzgun' (Tulugaq) çok yaygın isimler. 'Fok' ve 'rengeyiği' de öyle. Yeni doğan bebeklere insan vücudundan da isimler verilirmiş, 'güçlü kol' anlamına gelen Taliriktug gibi. İnuit geleneklerinde, Kanada hükümeti için oldukça kafa karıştırıcı olan inanış ise, ölülerin ruhlarının yaşadığı. İnuitler yeni doğanlara atalarının isimlerini de veriyor ve bebeklerinin ismini taşıdığı atanın ruhunu taşıdığına inanıyor.

Devamı...      

AVRUPA BASINI NE DEDİ? NE DEDİ?

_ Gürkan H. Kılıçarslan

Türk spor medyasının çocukluğumdan beri hayran olduğum istikrarlı yanlarından biri hiç kuşkusuz özellikle Avrupa Kupası maçlarından sonra, "Avrupa Basını Ne Dedi Ne Dedi?" görev ve sorumluluk aşkıdır. Doğal olarak bu mesleki "olmazsa hayatta olmaz" alışkanlığı özellikle 1986'dan önce çok neşeli bir alışkanlık değildi. Ne de olsa Simoviçli Prekazili Cim Bom'un temsil ettiği Türklerin ayak sesleri değil Avrupa'da, Balkanlar da dahi işitilmiyordu. Ancak özellikle masabaşı futbolculuğuna karşı millet ve devlet olarak elele verip şanlı Nöşatel zaferini 5-0 değil, Milyonlarca-0 gibi tarihi bir netice ile elde ettikten sonra spor medyamız kazanılan her maçtan sonra Avrupa ve bazen dünya basınının hakkımızda neler dediğini (bazen deseydi'lerini) aktarmanın keyfine vardı.

Devamı...      

REKTÖRLERİN GÖZYAŞLARI

_ Lodos Egelioğlu

Eylül ayı boyunca, önce ilk ve orta öğretim kurumları her zaman olduğu ve gelecekte de olacağı gibi büyük sorunlarla, telaş ve tartışmalar içinde açılır. Sonra ise sıra ülkemizin yanılmıyorsam sayısı 76 olan üniversitesitelerinin birer birer açılmasına gelir. Bu açılışlar bile başlı başına birer inceleme konusur. Bunca zamandır hiçbir konuda öngörüde bulunmayan devlet üniversitelerinin rektörleri, başta parasızlık olmak üzere birçok konuda yakınırlar, hatta doğalgaz, elektrik, su borçları olduğundan da kış günlerinde öğrencilerin ve öğretim üyelerinin doğalgazsız ve elektriksiz büyük sıkıntılar çekerek, ‘bilim’ yapamayacakları konusunda yakınırlar. Bir de, bunun üzerine, devletin özel üniversiteleri devlet üniversitelerinden daha fazla destekleyerek yarattığı haksızlığa, bunca zamandır ülkede yaşanan onca haksızlığa karşı seslerini çıkarmamalarına rağmen tepki gösterirler.

Devamı...      

2911'İN MART 2004 GÜNCESİ

_ Bora Ercan

nkara'da geçen hafta sonu yapılmak istenen, ancak Kızılay Meydanı'na girişin valilik emriyle yasaklanması üzerine karşılıklı çatışmaya dönüşen gösteriyle ilgili soruşturma tamamlandı. Polisin gaz bombaları ve coplarla dağıttığı gruptan gözaltına aldığı 67 kişi, önceki gün savcılığa çıkarıldı. Basın savcısı Kürşat Kayral, 26 kişiyi serbest bıraktı, 41'i hakkında 'izinsiz gösteri', 'polise mukavemet' ve 'kamu malına zarar vermek' suçlarından tutuklama istedi. Nöbetçi hâkim 13 zanlıyı 'suçun toplumda uyandırdığı infial'i gerekçe göstererek tutukladı, 28 kişiyi ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı.

Devamı...