DEATH AND AFTERLIFE OF THE PLOT IN TRANSLATION OF CULTURE

_ Dalia Staponkute

The plot has not been executed but in translation of culture it became a convert who changed its character: the same and other Lazarus, the earthly Saint, who gets prayers and mockery equally. Translation of culture is translation wrapped up in richer historical and philosophical meanings. It is a luxury rope, which time manufactured to the modest term of translation. Under translations of culture I mean contemporary routes used by my generation.

Devamı...      

“SAVAŞ MAKİNASI” KAVRAMI ÜZERİNE

_ Kubilay Akman

Fransız tekil düşüncesinin, öznelliklerinin sınırlarını aşarak ortak çalışmalar yapan iki önemli ismi Gilles Deleuze ve Felix Guattari, “savaş makinası” kavramlarını Kapitalizm ve Şizofreni adlı yapıtlarında açımlarlar. Bu kavram, Michel Foucault’nun “iktidar ve direnme odakları” veya Jean Baudrillard’ın “sistem ve virüs” olgularını sorunsallaştırmalarıyla birlikte ele alındığında, bize toplumları eleştirel bir gözle yeniden okumanın olanaklarını sunmaktadır. Aynı şekilde, kökleri Aydınlanma’nın totaliter yorumlarından dinsel fundamentalizme kadar bir dizi alanlardan kaynaklanan “büyük anlatılar”a karşı küçük (minör) anlatıları-söylemleri vurgulayan Lyotard’ın düşüncesiyle de Kapitalizm ve Şizofreni’nin tezleri arasında özsel bir bağıntı olduğunu öne sürebiliriz.

Devamı...      

KIRILGAN GÜNLER VE KENTLERİN RUHU ÜZERİNE

_ Ali Rıza Arıcan

Kentlerin ruhları olduğunu Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Beş Şehir’inden öğrenmiştim. Calvino’da acımasızlığa, hüzne hatta biraz kaygıya dönüşen bu ruh, Umberto Eco’da labirentleşip, kayboluyor, Milan Kundera’da siyasi bir kavga aracına dönüşüyor, Kafka’da ise sistemin, insanı kıskaçları arasında ezmeye çalışan kollarının görülmeyen bir uzantısı oluyordu. Aynı ruh, Ahmet Turan Alkan’ın ‘Altıncı Şehir’ diye adlandırdığı Sivas’ta, geleneğin yerden fışkırdığı, mekanın insanlardan daha konuşkan olduğu, caddelerin ve sokakların başlı başlarına destansı bir havaya büründüğü bir zirveye ulaşıyordu.

Devamı...      

AKDENİZİN ÖTEKİ YAKASI, MAĞRİP ÜLKESİ : FAS

_ Nilhan Coşkun

Uzun yolculukların öncesinde yaşanan, heyecanla karışık tedirginlik içimde... Gitmeyi çok isterken, bir anda vazgeçip, öylece hayata devam etme düşüncesi... Sadece fiziksel olarak bir yerleri görmek, başka yaşamları bilmekten öte; yolculuk süresince benim de değişecek olmamdan gelen bir tedirginlik...Yola çıkanla, yoldan dönenin aynı kişiler olmayacağı gerçeği...Mağrip ülkesine dair pek bilgim yok, sadece coğrafya derslerinden akılda kalan başkentinin Rabat olduğu, tarih derslerinden bir süre Osmanlı, bir süre de Fransız egemenliğinde kaldığı; bulmacalarda çıkan şehrin adı Fez ve filmi ile ismine aşina olduğum Kazablanka. Onun dışında ne tarihi ne yaşamı ne güncel politikası ile tanıdığım bir ülke değil Fas.

Devamı...      

FOTOĞRAFLARLA PARİS'TE BİR ÖĞRENCİ EYLEMİ VE SORBONNE

_ Ali Pekşen

Pariste'ki öğrenci eylemelerini kıyısından yakaladık. Ortalık durulmuştu. Polis öğrencileri Sorbonne'dan çıkartmıştı. Barikatlarla dört bir yandan kapatılan Sorbonne'a giriş çıkışa izin verilimiyordu. Günlerden 8 Nisan 2006. Barikat ve polis fotoğrafı çekerken önce bir tedirginlik yaşıyoruz, sonra hiç bir tepki gelmeyince, aklımızın bir köşesinde "şimdi Türkiye'de olsak başımıza gelebilecekler" , işimize bakıyoruz. Orta yaşlı bir Fransız bize destek veriyor: "Çekin fotoğrafını, işte ülkemin hali". Sonra Pompidou'nun yakınında bir sokakta bir eyleme rastlıyoruz. Küçük bir grup. Ellerinde pankartlar, kendi oluşturdukları güvenlik şeridini bozmadan, sakince, sloganlar atarak geçip gittiler.

Devamı...      

OK, NOW LET’S SAY NEYSE HALİN, ÇIKSIN FALIN; LET YOUR FORTUNE MATCH YOUR STATE (English / İngilizce)

_ Kubilay Akman

see somebody, I don’t know who, but somebody thinks about you very much. I don’t know, maybe some of your relatives or one friend or... I don’t know, somebody you haven’t met for a long time, but that person is thinking of you. So… and you’ll meet that person soon. He or she is coming from somewhere far away only to see you, or meet you. And soon, maybe in the next month, you’ll have some health problem, like flu or something… And you are sleeping, having a rest.

Devamı...      

İNTERNET PORNOGRAFİSİ AFYON MU?

_ Can Başkent

Bora'yla kimi zaman ortak zevkleri paylaşıyoruz. İkimiz de Andrew Blake-severiz, etnomatematik hakkında (çoğunu Bora'nın yazılarından edinmiş olsam da) ortak sayılabilecek yaklaşımlarımız var. Gene de pornografi hakkında, Bora kadar sakin olamıyorum. Gerek Andrew Blake olsun, gerek Şahin K., hatta Paris Hilton; pornografinin "yapay" olduğu hakikatını aklımdan çıkaramıyorum. Haliyle, pornografiyi bir cinsellik açılımı olarak görmüyorum. Nasıl yemek tarifi programı izlenerek karın doymuyorsa, pornografi de pipi-kuku doyuramaz. Peki, okuru buna nasıl ikna edeceğim? Dikkatli okur, aslında bu yazının ilk paragraflarında geçen "orospu" ve "pornografi" sözcükleri arasındaki ilişkiden fark etmiştir, fakat biraz daha açayım.

Devamı...      

ETNOCİNSELLİK, ETNOPORNOGRAFİ YA DA BİR KAVRAMSALLAŞTIRMA KARMAŞASI-IV: KARMAŞAYA SON

_ Bora Ercan

Etnocinsellik üzerine bir karmaşayla başladığımız yazıları karmaşayı sona erdirerek ya da başka bir karmaşaya bırakarak, Can Başkent'in değerli eleştirisine de yanıt vermeye çalışarak, bitirelim. Dizinin başından bu yana cinselliğin din, sanat, felsefe, tarih, siyaset, tıp gibi alanlardan bağımsız ele alınamayacağını vurgulamaya çalıştım. Nitekim, etnocinsellik derken de antropolojiden bağımsız olamayacağını ifade ediyorum. Bununla birlikte, çağlar boyu gelişen teknolojik değişimlerden de bağımsız değildir cinsellik. Can’ın eleştirisinde dil boyutunu atladığım gibi bir sonuç çıkabilir. Fakat, özellikle, çeviri bağlamında buna değinmiştim, yine de yapılan açımlama ve katkı için teşekkür ediyorum.

Devamı...      

WHO/WHAT IS ART GUERRILLA?

Art Guerrilla is an art project which is open to all the artists around the world who are ready for a guerrilla war in a multi-dimentional manner. This war has got a unique aim: recreate the soul of arts. We know that this aim is indefinite; however, if we live in an indefinite age, if our enemies use indefinite weapons against us, it is also our right to move in an indefinite and uncertain sea. Art Guerrilla has got some natural and permanent members. Their participation to us is not open to discuss. They are naturally a part of our aesthetic guerrila war.

Devamı...