KÜYEREL BİR RESSAM: Ressam Toos van Holstein ile Söyleşi

_ Kubilay Akman



Sanatında küresellikle yerelliği bütünleştiren bir ressam Toos van Holstein... “...kendimi bir oryantalist olarak hissetmiyorum, benim farklı kültürlerden oluşan kendime özgü bir dünyam var” diyor. Sanatçının yapıtları bugüne kadar, aralarında Galerie Lambèr (Valkenswaard, Hollanda), La galerie 'Quadrige' (Nice, Fransa), Creek Side Gallery (Utah, ABD), Hollanda Sanat Fuarı ve Floransa Uluslararası Çağdaş Sanatlar Bienal’inin de (2003) bulunduğu birçok önemli mekânda sergilenmiştir.

Kubilay Akman: Sanatınızın esin kaynakları nelerdir?

Toos van Holstein: Benim için daima en önemli olan insanlardır. Geçmişte ve bugün nasıl yaşıyorlar. Ne tür kentlerde yaşadılar ve yaşıyorlar. Eski ve yeni kültürler daima benim için birer esin kaynağı oldular. Benim resimlerime baktığınızda sıklıkla insanları bir tür tanımlanmamış habitat içinde görürsünüz. Bazen eski kalıntıları gösterdiğim açıktır, bazen resmettiğimin bir modern şehir olduğunu görebilirsiniz, fakat bazı resimlerim vardır ki onlarda insanların bulunduğu muhitin eski mi yeni mi olduğunu, burasının Ortaçağ Güney Avrupa'sında herhangi bir yer mi yoksa günümüzün bir marketi mi olduğunu anlamak kolay değildir. Dolayısıyla benim başlıca esin kaynağım yerküremizde rastlayabileceğimiz tüm bu farklı eski ve yeni kültürlerdir. Ortaçağ'a özgü ve modern Avrupa, İtalya'da Rönesans, Amerika kıtasının bütün Kızılderili kültürleri, doğu ülkelerindeki İslami ve İslam-öncesi kültürler, Uzakdoğu, örneğin Çin ve Hindistan, firavunlar dönemi Mısır'ı, tüm bunlar bana göre yaratma eylemi açısından önem taşıyor; Fransızların dediği gibi bir “monde interiur”, içinde duygularımı ifade edebildiğim bir tür iç dünya…

K.A.: Yapıtlarınızda özellikle oryantal temaların ağırlıklı olduğunu görüyoruz. Kendinizi Oryantalist bir ressam olarak tanımlıyor musunuz?

T.V.H.: Doğu ülkelerinin kültürü her zaman merakımı uyandırdı. Böyle bir ülkeyi ziyaret etmeden önce dahi oryantal temalarla resimler yapıyordum. Örnek olarak doğu ve orada yaşayan insanlar üzerine yapılmış bir seriyi verebilirim. Bunu niçin yaptığımı gerçekten de açıklayamam. Belki bunun aldığım Katolik eğitimle bir alâkası vardır. Evimizde Gustave Doré'nin ünlü illüstrasyonlarının olduğu bir İncil vardı. Buradaki resimler eski Ortadoğu yorumunu 19. yüzyıl oryantalistlerinin gördüğü şekilde gösteriyordu. Küçük bir çocuk olarak bu illüstrasyonların cazibesine kapıldığımı hissediyordum, çünkü bunlar öylesine başka ve daha mistik bir dünyayı gösteriyorlardı. Mısır 1989'da ziyaret ettiğim ilk ülkesi oldu. Bu bir ‘déja vu' gibiydi, insanlar, kentler, tüm atmosfer tanıdıktı benim için. Bu ziyareti Tunus, Yemen, Suriye, Ürdün ve Fas'a yaptığım birçok yolculuk izledi ve bunlar resimlerim için bana geniş bir esin kaynağı oluşturdular. Fakat hiçbir zaman sadece Doğu üzerinde odaklanmadım ve zaman içinde çalışmalarım giderek daha geniş düzeyde dünya yönelimli oldu. Örneğin Orta ve Güney Amerika'daki ülkeleri, Çin'i, Sri Lanka'yı ve son zamanlarda Hindistan'ı ziyaret ettim. Halen, ben bunu ima etmesem de insanlar resimlerimde doğuya özgü etkiler görüyorlar. Bunun nedeni muhtemelen benim insan figürlerini resmetme tarzımdır: sıklıkla uzun giysiler içindeki insanlar, bu Batılıların gözünde Doğu'yu çağrıştırıyor. Artık bu giyim stilinin benim için doğuya dair bir anlamı yok; bu daha evrensel, dünyanın her yerinde bulabileceğiniz bir giyim biçimi. Sanırım bu tür bir yorumun yapılmasında, benim eski resimlerimin anılarının da bir etkisi var. Bu artık benim için oryantal bir öğe değil. Bu benim kişisel resim üslûbum. Dolayısıyla, şu an kendimi bir oryantalist olarak hissetmiyorum, benim farklı kültürlerden oluşan kendime özgü bir dünyam var.

K.A.: Sizin Hollanda klasikleriyle olan bağlantınız nedir? Van Gogh'tan ve diğerlerinden etkileniyor musunuz?

T.V.H.: Tabii ki, 17. yüzyıl Hollanda Altın Çağı'nın tüm büyük ressamlarından etkilendim. Dünya ölçüsünde ünlü olan bu devlerden etkilenmeden bir ressam olmak imkânsız. Bunlar arasında ışık, yalınlık ve espas duygusuyla benim için en önemli olanı Vermeer. Fakat bu öğeler, yapıtları dünyanın her yanında müzelerde bulunabilen Pieter de Hoogh'ta da görülebilir. Resimlerimde derinlik oluşturmak adına daha çok ışık ve karanlık arasındaki tezatlıkla uğraşıyorum. Bazen perspektif yasalarını da kullanıyorum, fakat bu üzerinde çalıştığım resmin çeşidine bağlı oluyor.

Ekspresyonistik resim tarzım ve yapıtlarımda renklerin kullanımı elbette çok hayran olduğum Van Gogh'la ilişkilendirilebilir. Gençliğim boyunca, Van Gogh'un geçmişte birkaç yıl yaşadığı ve ona birçok resmi için, örneğin Patates Yiyenler , esin vermiş olan Nuenen köyünde yaşadım. Aklıma gelmişken ben patateslerdense makarnayı tercih ediyorum!

K.A.: Sanatın çağdaş ifade yollarını beğeniyor musunuz? Enstalasyonları, videoları, performansları, vd. kast ediyorum.

T.V.H.: Kavramsal sanata hayran olduğumu söyleyemem. Nedenlerden biri resimlerin ve heykellerin (bazen bronz heykeller de yapıyorum) daha çok ruhuma seslenmesi, bunları hissetmek için kalın kalın kitaplar devirip sanatçının ne demek istediğini anlamak gerekmemesi. Diğerleri pek damak tadıma uygun değil. Ben daima estetik duygularımı cezbederek, karnımda bir tür ağrı yaratarak beni baştan çıkardığı için sanattan hoşlanıyorum. Çoğu enstalasyonlar, videolar, performanslar, vs. buna neden olmuyor. Bunlardan çoğu bana “Kral'ın Yeni Giysileri” gibi geliyor. Danimarkalı masalcı Andersen'in öyküsünde aslında çıplak olan kral sokaklarda çok özel bir giysiyle dolaştığını sanıyordu. Halk aslında kralın çıplak olduğunu görüyordu. Fakat korktukları ve onun dünyasına ait olmak istedikleri için coşkuyla alkışlıyor, “muhteşem elbise” için tezahürat yapıyorlardı. Hiçbirinde gerçeği söyleyecek cesaret yoktu. Küçük bir çocuk “Kral çıplak!” diye gülerek haykırdı. Bunun üzerine kendi kendilerini aldattıklarını fark ettiler. Bana göre “modern sanat” diye anılan şey hakkında gerçeği ifşa etmek için bugün böyle birçok küçük çocuğa ihtiyacımız var.

Elbette bazı gerçekten iyi modern sanatçılar var, fakat tüm dünyada bunların pek çok klonu da var. Tiyatro ve sinema çoğu video ve performanslardan daha önemli benim için. Yalnız düşündüklerim, bu sanatsal formları tümden reddettiğim anlamına geliyor. Zaman zaman oldukça ilginç olanlarına rastlayabiliyoruz. Bunlar gerçekten de orijinal ve sanat tarihi içinde yer almaya layık yeni sanatsal ifade yollarını gösteriyorlar. Fakat resimle bağlantılı olarak ışığı yansıtmayı arayan boyama tecrübelerine sahip olduğun veya sokaklardan topladığın molozlarla enstalasyonlar yaptığın için ünlüysen bu otomatik olarak senin iyi bir sanatçı olduğun anlamına gelmez. Bana göre hüner ve estetik duygusu hâlâ iyi bir sanat yapıtının temelini oluşturuyor. Bu durumda onun etrafında tüm o “kralın yeni giysileri”nin tüllerini oluşturan şeylere ihtiyaç duymuyorsunuz.

K.A.: Türk plastik sanatlar dünyası konusunda herhangi bir görüşünüz var mı?

T.H.V.: İtiraf etmeliyim ki Türk sanatı hakkında fazla bir şey bilmiyorum. Bugüne kadar ülkenizi ziyaret etmedim. Dünya çok büyük, neyse ki görmek istediğim tüm ülkeleri ziyaret edebilecek zaman bulabiliyorum. Türkiye, engin tarihsel mirası olan bir ülke ve Batı kültürünün gelişimine birçok etkide bulunmuştur (İstanbul'un adının Konstantinopolis olduğu zamanı, Bizans İmparatorluğu'nu ve Haçlı seferlerini düşünüyorum). Bu röportaj belki de bana Türkiye'yi görmek ve araştırmak için ihtiyaç duyduğum motivasyonu verecek.

K.A.: Hollanda'da birçok Türk yaşıyor ve bazı Türk asıllı sanatçılar ve galericiler olduğunu duymuştum. Onları biliyor musunuz? Hollanda'da veya Avrupa'da yaşayan Türk sanatçılarla hiç karşılaştınız mı ya da onlar hakkında herhangi bir şey duydunuz mu?

T.H.V.: Hayır, maalesef Hollanda'da yaşayan Türk sanatçılar hakkında herhangi bir bilgim yok. Ülkemizdeki galeriler genellikle Hollandalılara ait. Bildiğim kadarıyla Türk galerileri yok. Geçen yıllarda Ortadoğu ülkelerinden, örneğin Irak, İran ve Mısır'dan sıkı çalışan sanatçılar burada isim yapmıştı. Fakat, aralarında Türk yoktu. Paris'teki GMG Galeri'nin sahibini tanıyorum, o Ortadoğu'dan sanatçılarla çalışıyor, fakat aralarında Türk sanatçıların olup olmadığını bilmiyorum.

K.A.: Anlıyorum. Peki, genel bir soru: sizce güzel sanatlarla diğer sanat türleri arasında (müzik, edebiyat, vd.) bir takım bağlantılar, etkilenmeler söz konusu mu?

T.V.H.: Benim görüşüme göre, sanatın tüm bu demetleri daima karşılıklı bağlantı halindedir. Ressamlar yazarlardan, yazarlar ressamlardan esinlenirler. Ayrıca bestecileri, müzisyenleri, mimarları ve tasarımcıları da unutmamak gerekir. Bunların tamamı geçmişte ve bugün birbirlerinden esinlenmişlerdir. Hatta geçmiş bugünün sanatçısını da esinleyebilir. Bence durum budur. Birkaç yıldır, Ortaçağ İtalyan yazarı Dante Alighieri'nin İlahi Komedya' sı temel esin kaynaklarımdan birini oluşturuyor. Fransa, Nice'teki galericime Ortaçağ insanlarının gördüğü şekliyle bu kitapta anlatılan Cehennem'e, Araf'a ve Cennet'e yolculuklarından esinlenen bir serigraflar serisi yaptım. Şimdi yine bu konuyla ilgili yağlıboyalar yapıyorum. Bu kitap nedeniyle Ortaçağ'da tüm Avrupa için önemli olan, Kuzey İspanya'daki Santiago de Compostella'ya haç yolculuklarından birini gerçekleştirdim. Bu yaz yine bu konularla ilgili olarak, Kuzey Hollanda'daki çok ünlü ve güzel bir Ortaçağ kilisesinde bir sergim var.

K.A.: Diğer güncel sergileriniz nelerdir?

T.V.H.: Şu an Belçika'da bir sergim devam ediyor. Az önce bahsettiğim Franeker şehrindeki tarihi kilisede gerçekleşecek olan sergi ise Mayıs ayından Eylül'ün ortasına kadar sürecek. Ekim'de, galerilerimden biri, yine Kuzey'de, yeni yağlıboyalarımdan oluşan bir sergi düzenleyecek. 2005 için birkaç sergi ayarlandı, hatta şimdiden 2006'nın ilk sergisini de ajandama not düştüm. Bu süre içinde Fransa ve ABD'de de yağlıboyalarım görülebilir.

K.A.: Hollanda'da sanatçılar olarak herhangi bir devlet yardımı alıyor musunuz?

T.V.H.: Genç profesyoneller için kariyerlerinin başlangıcında hükümet ilk 5 yıl için küçük bir finansal destek sağlıyor. Bundan sonra sanatçı kendi kendini finanse etmelidir. Ayrıca sanatçılar bazen belirli projeler için hükümetten veya para bağışı yapan diğer kurumlardan burs alabilirler, fakat bu yolla geçinme imkânına sadece çok az kişi ulaşabilir. Ben bu tür şeylere asla yönelmedim. 20 yıldır geçimimi bir sanat eğiticisi olarak ve gerçekleştirdiğim sergilerle sağlıyorum. Son 15 yıldır tam anlamıyla bir profesyonelim ve resimler ve bronz heykeller satarak para kazanmak zorundayım.

K.A.: Son olarak, sizle aynı mesleği seçmiş olan genç sanatçılara sanatsal yeteneklerini geliştirmeleri için ne önerirsiniz?

T.V.H.: Her şeyden önce iyi bir teknik temele sahip olmak çok önemli. Sanat Akademisi, her ne kadar “kralın yeni giysileri” dediğim şey oralarda büyüse de, bunu bir oranda sağlayabilir. Bunu araba sürmekle karşılaştırabiliriz. Sürücü ehliyetine sahip olduğunuzda, bu tüm koşullarda araba sürebileceğiniz anlamına gelmez. Ehliyet edindiğinizde sadece teknik bilgi,ye sahipsinizdir. Asıl bundan sonra gerçekte nasıl araba kullanılacağını, gereken özgüveni ve yerinde reaksiyonda bulunmayı öğrenmeye başlarsınız.

Akademide öğrendiğiniz, çoğu insanın ve belki sizin de anlamadığınız sanat üzerine tüm o sonu gelmez konuşmaları unutmanız gerekir. Neyin gerçekten içinizde olduğunu, neyin sizde nüve halinde bulunduğunu bulmaya çalışın. Bunu açığa çıkarmak için tecrübe etmeniz gerekir ve bu yorucu ve zor bir süreç olabilir, çünkü aynı zamanda yaşamak zorundasınızdır. Yaşamınızı idame ettirmek için yapmaya mecbur olduğunuz işi bir sanatçı olarak gelişiminizle birleştirmeniz zordur. Tamamen profesyonel bir sanatçı olduktan sonra sanatsal hünerlerim bir öğretmen olarak yaşadığım döneme göre çok daha fazla gelişebildi. Bu nedenle sanat kariyerim de hızlı bir gelişme izledi. Bu ilerlemeler zaman alıyor, çok zaman, dolayısıyla sabırlı olmalısınız. Sadece bazı sanatçılar kariyerlerinin başında hızlı bir çıkış yapabilir. Sanatçıların çoğu hedefledikleri zirveye kırklı ya da ellili yaşlarında çıkabiliyor.

K.A.: Değerli görüşlerinizi bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederiz.

T.V.H: Ben de size sanatıma gösterdiğiniz ilgiden dolayı teşekkür ederim.

 

* “global”le “local”ın karışımı “glocal” kelimesinin Türkçe karşılığı

 





Kubilay Akman mkakman@mail.com