İKİNCİ YIL BİTERKEN

_ İzinsiz Gösteri

İzinsiz Gösteri iki yıldır yayın hayatında. Bu süreçte 79 asal sayıda toplam209 makale, deneme, söyleşi ve çeviri 47 kişi tarafından kaleme alındı. Her sayı büyük bir heyecan ve özveriyle hazırlandı. Yazar ve konu kadrosu genişliğinin önceliği, yazıların özgünlüğü ve niteliğiyle paralel tutulmaya çalışıldı. Dergimizde, 18 yaşında bir lise öğrencisiyle birlikte dünyanın saygın üniversitelerinden akademisyenlerin yazıları birarada bulunabildi.

Devamı...      

ZAFER BOZKAYA İLE İRAN, PAKİSTAN VE HİNDİSTAN ÜZERİNE BİR SÖYLEŞİ

_ Bora Ercan

" Hindistan uzmanı olmanın yolu ister istemez komşumuz İran'dan geçiyor. Senin de dediğin gibi bir ülkenin tek başına uzmanı olmak mümkün değil. Onu bulunduğu coğrafyada, ait olduğu kültürde ve tarihindeki oluşumlarda incelemek gerekiyor. Hindistan Gezi Rehberi kitabımda da belirtmiştim, Hindistan'a giden karayolunun kapısı İran'a açılıyor. Türkiye'nin İran ile olan sınır kapısının İran tarafındaki ismi Bazargan, yani bizim çocukluğumuzda söylediğimiz bir tekerleme gibi “Aç kapıyı Bezirganbaşı” Bazargan kelimesi tüccar anlamında kullanılıyordu o dönemlerde ... Evet, Pakistan bir tür uydurulmuş ülke sayılabilir. Bunun nedenini yakın tarihe bakarak görebiliriz. Gandi zamanında iç savaş yaşayan Hindistan, İngilizlerin etkisiyle ikiye bölünmek zorunda kaldı.

Devamı...      

KÜYEREL BİR RESSAM: Ressam Toos van Holstein ile Söyleşi

_ Kubilay Akman

Sanatında küresellikle yerelliği bütünleştiren bir ressam Toos van Holstein... “...kendimi bir oryantalist olarak hissetmiyorum, benim farklı kültürlerden oluşan kendime özgü bir dünyam var” diyor. Sanatçının yapıtları bugüne kadar, aralarında Galerie Lambèr (Valkenswaard, Hollanda), La galerie 'Quadrige' (Nice, Fransa), Creek Side Gallery (Utah, ABD), Hollanda Sanat Fuarı ve Floransa Uluslararası Çağdaş Sanatlar Bienal’inin de (2003) bulunduğu birçok önemli mekânda sergilenmiştir.

Devamı...      

KÜLTÜRLERARASI BİR BAKIŞLA ÖLÜM SORUNU

_ Heinz Kimmerle

Ölüm ve yaşam birbirinden ayrı düşünülemez. Ölümün bilincinde olunmadan, yaşamın bir anlamı olmayacaktır. Ölümün bilincinde olmamız, öylesine yaşıyor olmadığımız, tersine şimdi hâlâ yaşayabildiğimiz –belki de aynı zamanda– şimdi hâlâ yaşamamız gerektiği anlamına gelir. Ölümün bilincine varmakla, belirli bir anda ölecek olduğumuz düşüncesine yer vermeyi öğreniriz. Böylelikle, ölümün yaşama verdiği anlam gitgide daha çok gerçekleştirilmiş olur. Ölüme hiç tercih edilmeyen ya da çok az tercih edilen bir yaşam biçimi düşünülebilir: dayanılmaz ağrılara yol açan, uzun süren iflah olmaz bir hastalık ya da ağır bir bunaklık biçimi. Böyle durumlarda yaşamın kendisi bir ölümdür ya da ölümden daha da kötüdür.

Devamı...      

ETNOCİNSELLİK, ETNOPORNOGRAFİ YA DA BİR KAVRAMSALLAŞTIRMA KARMAŞASI - II: EGZOTİĞİN EROTİK SÖYLENİ

_ Bora Ercan

Toplumların kendilerinden olmayanları tanımlamaları yeryüzünün her yerinde her çağda yaygındır. Eski Yunan'da Yunanca konuşmayan herkes barbardı. Batılı için Amerika yerlisi “kızılderili”diydi ancak bir Amerikan yerlisi için de Batı Avrupalı “soluk benizli”. Steve Biko, “siyah güzeldir” kampayasından dolayı yargılanırken hakim ona ‘sen siyah değil kahverengisin' dediğinde, onun da yanıtı ‘sen de beyaz değil pembesin' şeklinde olmuştu. Doğu ve Güney Asyalılara çekik gözlü denir, onlar için de diğerleri yuvarlak gözlüdür. Avustralyalı ve Yeni Zelandalılar için İngilizcede “tersten yürüyenler” denir. Oysa, onları öyle adlandıran diğerleri de onlara göre tersten yürür.

Devamı...      

HİP-HOP : GENÇLİĞİN KÜRESELLEŞEN KÜLTÜRÜ

_ Kubilay Akman

Hip-hop'çıları üzerlerinden düşen bol pantolonları, kent merkezlerinde bazen sokaklarda görülen dans performansları; kendilerine özgü jestleri, mimikleri ve konuşma üsluplarıyla tanıyoruz. Çoğu kişinin herhangi bir müzik akımı sandığı hip-hop'ın çeyrek yüzyılı aşan tarihi ve sosyal-siyasal boyutları pek bilinmiyor.Hip-hop kültürünü oluşturan dört öğe; rapper'lar, breakdancer'lar, DJ'ler ve graffiti sanatçıları ilk olarak Amerikan sosyal yaşamı içinde, 1970'lerde belirgin şekilde kristalize oldular. Bu dört ayrı bileşen, Amerika'nın kentsel alanlarında, siyah “getto”larında gençliğin kendini ifade ettiği estetik bir stil haline geldi ve hip-hop akımının bugüne varan temelini teşkil etti.

Devamı...      

YOKSULLARIN HÜZÜNLÜ ŞAİRİ ATTİLA JOZSEF

_ Neşe Yaşın

A ttila Jozsef yüzüncü ölüm yıldönümünde ülkesi dışında dünyada da yeniden hatırlanırken; yazın dünyasındaki önemi müzikte Bela Bartok ile karşılaştırılıyor. Onun Magyar folk şarkılarından kalkarak Modern Avrupa edebiyatı ile bağlar kuran , realizmden modern soyut düşünceye uzanan şiirleri doğum yıldönümü vesilesiyle şimdi çeşitli dünya dillerinde yeniden anılıyor. Attila Jozsef’in yaşam öyküsü incelenirken şüphesiz ki onun trajik intiharı öne çıkıyor. Sayısı hayli kabarık olan intihar etmiş şairler listesinin ön sıralarında yerini alıyor Jozsef.

Devamı...      

UYUYAN AKLIN EVİ

_ Alexandra Schüssler

Gugging'te başlamadım. Gugging'ten sanatçılara ilgimin başlangıcı Prizendorf'a dayanır. Avusturyalı Aksiyon Sanatçısı (Aktionkünstler) Hermann Nitsch Aşağı Avusturya'daki bu ünlü küçük köye yakınında eski bir mülk alarak yerleşmiştir. Burası onun kanlı eylemleri ve ritüelistik ziyafetleri için mahal haline geldi ve çok sayıda sanatseveri cezp etti. 1997'de Nitsch, benim de katıldığım bir Pentecostal Yürüyüş Alayı organize etti. O zamanlar ben Avusturya çağdaş sanatında şiddet ve müstehcenlik üzerine bir araştırma yürütüyordum. Nitsch'in Pentecostal Aksiyon'unu antropolojik saha araştırması için bir fırsat olarak değerlendirdim.

Devamı...      

O HEP BURADA / OKUDUKLARIMDAN

_ Nilhan Coşkun

Okur olarak biyografik romanlara mesafeli durmamın yanı sıra, hayran olduğum bir yazarın biyografisi olmasından dolayı da, Yıldız Ecevit’in kitabı gerçekten almaya karar vermesi zor kitaplardandı. Çünkü, günümüz pop kültüründe her şey tüketilmek içindi ve Oğuz Atay’ın tüketimin parçası olmasına dolaylı destek olabilecek popüler bir kitabı satın almak istemiyordum. Bir taraftan da, ara okumalarla kitabın sayfalarında gezinirken Tutunamayanlar ile ilgili alt başlık çok ilgimi cekmisti. “Tutunamayanlar’ın kurgusu, uzun bir hazırlık dönemi içinde oluşturulan bir plan üstüne yapılmış değildir. ‘Çok kısa ve genel bir plan yaptıktan sonra daktilonun başına oturuyorum ve konuyu, bir kerede, hiç düzeltmeden baştan sona yazarım. Sonra ortaya çıkan metne göre planda değişiklik yaparım ve hepsini bu sefer yeniden yazarım’ diyordur Atay, Tutunamayanlar romanı ile ilgili olarak kendisi ile yapılan bir söyleşide.”

Devamı...      

A CIYT SCULPTURE IN NEVADA DESERT

_ Ali Pekşen

American Michael Heizer, goes on the work ''land art'', he initiated in 1971on the desert Nevada, still today. The name of his work, which is regarded as one of the biggest modern statues, is: Complex City . This city is composed of triangular and rectangular surfaced huge stone blocks with 20 meters height each having weight exceeding a 100 tons. Though they are named as sclupture, Heizer opposes this concept and names his work as ''unsclupture'' . Those gigantic buildings, Heizer goes on building at a place 40 miles away from the closest residing area, are composed of complexes. The artist has already finished 3 of them up to now; but still going on building 4 of them. And he says that the task will be finished when the 5th one will be finished.

Devamı...      

SU EYLEMİ

_ Dilek Koçal

Evde eskileri karıştırırken, ODTÜ günlerinden kalma birkaç yazı/bildiri karşıma çıktı. İşte aşağıdaki bildiri de onlardan biri. Ne yazan arkadaşıma ulaşabildim, ne de şu an hala görüştüğüm ODTÜ'lülerden eylemin olduğu gün yurtlar bölgesinde olan ya da eylemi hatırlayan birini bulabildim. Hatırladıklarım bornozlu/havlulu bir eylem olduğu, 1990'ların basında cereyan ettiği, eyleme katılanlar arasından 25 kişinin yurttan atıldığı, bu atılmaların akabinde de aşağıdaki bildirinin yine yurttan atılan bir arkadaşımız tarafından yazıldığı ile sınırlı.

Devamı...