EN MAHREM MANZARALARIMIZI RESMEDEN SANATÇI Belçikalı Ressam Jan Van Mechelen’le Röportaj

_ Kubilay Akman

Aşırılıklarla dolu 20. yüzyıl geride bırakılırken Ivan Loubennikov modernitenin, postmodernitenin ve “geleneksel”le çelişkisi olan tüm diğer akımların yönsüz ve çoğu zaman gelgeç savrulmalarına karşı bir ‘yeni Rönesans’ın biricik (uniqe) öncüsü olarak duruyor. Onun tahayyül ettiği Rönesans’ta ‘yeniden doğan’ sadece antikitenin estetik-sanatsal mirası değil, aynı zamanda ilk Rönesans’ın gerginlik içinde olduğu hıristiyan dinsel ikon kalıplarıdır da. Fakat, Loubennikov’un da ifade ettiği gibi 20. yüzyıl, “yeni araçlar ve yeni sosyallik arayışlarına yönelmiştir.” Bu, tekil direnişlerle aşılabilecek ve önlenebilecek bir trend değildir. Bu anlamda Loubennikov, Don Kişotvari bir tavırla, yenileceğini bile bile ilk Rönesans’ın karşı koyduğu yaygın dinsel-estetik dilin bugünkü muadili olan tüketim toplumuna ve onun kitle iletişim araçları dolayımıyla kurulan anlam dünyasına sarsıcı yakınlıktaki figüratif resimleriyle, soylu bir vakarla direniyor.

Devamı...      

HIRVAT VİDEO ART RETROSPEKTİFİ

_ Sanem Eyigün

Zagreb'te devlet kurumlarının ve tarihi mimarinin konumlanmış olduğu 'yukarı kent'te bir müze: Çağdaş Sanatlar Müzesi ve bu müzenin kendi mekansal problemini aşıp, kiraladığı büyük Zagreb Fuarı'nın 19. Pavyon'u. Bu pavyon 20 Eylül / 16 Ekim 2005 tarihleri arasinda Hırvat Video Art Retrospektifi'ne ev sahipliği yaptı. Çağdaş Sanatlar Müzesi, kısıtlı bir bütçenin ve küçük bir müze mekanının ardına gizlenmeksizin bu olağanüstü sergi projesinin altına imzasını attı. Video Art Retrospektifi, Hırvatistan'da Video Art'ın, Türk sanatseverleri hayrete düşürecek, köklü bir geçmişe sahip olduğunu gözler önüne serdi.

Devamı...      

YENİ RÖNESANS' IN MAĞLÛP ÖNCÜSÜ

_ Kubilay Akman

Aşırılıklarla dolu 20. yüzyıl geride bırakılırken Ivan Loubennikov modernitenin, postmodernitenin ve “geleneksel”le çelişkisi olan tüm diğer akımların yönsüz ve çoğu zaman gelgeç savrulmalarına karşı bir ‘yeni Rönesans’ın biricik (uniqe) öncüsü olarak duruyor. Onun tahayyül ettiği Rönesans’ta ‘yeniden doğan’ sadece antikitenin estetik-sanatsal mirası değil, aynı zamanda ilk Rönesans’ın gerginlik içinde olduğu hıristiyan dinsel ikon kalıplarıdır da. Fakat, Loubennikov’un da ifade ettiği gibi 20. yüzyıl, “yeni araçlar ve yeni sosyallik arayışlarına yönelmiştir.” Bu, tekil direnişlerle aşılabilecek ve önlenebilecek bir trend değildir. Bu anlamda Loubennikov, Don Kişotvari bir tavırla, yenileceğini bile bile ilk Rönesans’ın karşı koyduğu yaygın dinsel-estetik dilin bugünkü muadili olan tüketim toplumuna ve onun kitle iletişim araçları dolayımıyla kurulan anlam dünyasına sarsıcı yakınlıktaki figüratif resimleriyle, soylu bir vakarla direniyor.

Devamı...      

TÜRKiYE'DE [MEHMET TARHAN'IN] ViCDANI RED[Di]

_ Can Başkent

Mehmet, vicdani reddini 2001’de açıkladı. Açıklamasının detaylarına burada değinmeyecegim. Mehmet, 8 Nisan 2005'de İzmir’de tutuklandı. Çalıştığı yayıneviyle ilgili bir iş için İzmir’deydi. Sabah 05.00 civarında kaldığı otelde tutuklandı ve asker kaçağı olduğu gerekçesiyle İzmir Askerlik Şubesi'ne götürüldü. Ertesi gün çeşitli kentlerden, dayanışma ve yardım için giden antimilitaristler olarak onu askeri cezaevinde ziyaret ettik. Durumu iyi görünüyordu. Sürecin kendisi için başladığını anlatıyordu bize. Aynı gün Sivas Askeri Cezaevi’ne nakledildi Mehmet. Bizler de küçük bir uğurlama yaptık Mehmet için. Elbette hemen, Mehmet Tarhan ile Dayanışma İnisiyatifleri kuruldu, başta İstanbul olmak üzere. Uluslararası bilgilendirmeler ve kampanyalar hemen aynı gece başladı. Mehmet birliğine sevkedildiğinde her retçi gibi üniforma giymeyi reddetti ve hemen emre itaatsizlikte ısrar suçundan disiplin cezası aldı. Şimdiye dek olan uygulamada şaşırtıcı bir durum yoktu bizler için.

Devamı...      

T... KÖYÜNDE

_ Metin Aydın

Yaklaşık iki yıldır Devletten atama bekleyen biri olarak, nihayet sözleşmeli bile olsa, Mardin’in uzak bir köyünde öğretmen olarak göreve başladım. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yapmış olduğu dandik bir kura sonucu da T...Köyü’ne geldim. Aslını isterseniz, evdeki hesapla benim düşüncem tamı tamına örtüştü: Kendimi dinleyebileceğim, oturup adamakıllı okuyup/yazabileceğim bir yer arıyordum zaten. İkisi evli, toplam 14 öğretmeni olan 8 derslikli okulu ile, sanırım, 300 hane bulunuyor T... Köyü’nde. Pek öyle ahım şahım bir yer değil, sanırsınız dış görünüşüyle birinci cihan harbinden kalma bu köyün, çoğu kerpiçten olma evlerin içindeki modern eşyaları da görünce, insan afallayıp kalıyor. Bu denli keskin ...

Devamı...      

MİNERVA: BİR ÖZGÜRLÜK DÜŞÜ, DÜŞÜŞÜ VE DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ

_ Ulas Basar Gezgin

Minerva Cumhuriyeti’nin nerede olduğunu biliyor musunuz? Ya da ‘Minerva Prensliği’nin? Ben de iki gün önceye dek bilmiyordum. Bir havayolları dergisi için Pasifik’teki ada-ülkelerini anlatan tanıtım yazıları yazmaya başladım ve bu nedenle, bu ada-ülkelerden biri olan Tonga’ya odaklanmıştım. Okuduğum kaynaklardan birinde, Tonga’nın uluslararası anlaşmazlık içinde olduğu hiçbir devlet bulunmadığı yazıyordu ve bir geçerken sözü gibi, “yalnızca, Minerva’yı işgal etti” deniyordu. Minerva’yla tanışmam böyle oldu. Sizin tanışmanız ise, bu yazıyla oldu işte.

Devamı...      

KAHVENİN DİYALEKTİĞİ

_ Gürkan H. Kılıçarslan

Her ne kadar ‘devrim’ yolu ile ortadan kaldırılamayan tek tanrılı dinler, ‘evrim’ yolu ile ortadan kaldırılmaya, tek ve başlangıç kaynaklarını yitirmiş bir bünyeye devşirilmeye çalışılıyor olsalar da anlamak gerektir ki, yaşadığımız çağda “din” afyon olmak ne kelime, teşbihte hata olmaz, kahvedir. Peki ortalama bir Marksist için durum öyle midir? Daha bu basit teorik geçişin farkına bile varamamış “akademikyenler” ezber türkülerini ancak kendileri çalar, kendileri dinlerler. Halklardan, ezilen sınıflardan ve girişim saçakları oluşturan toplum katmanlarından yüzde yüz uzak ama çok çok uzak sırçadan ve aslında çamurdan akademi köşklerinde akademikyencilik oynarlar onlar.

Devamı...      

ŞİİRİN ENERJİ SORUNSALI

_ Gür Genç

Güneşin, ayın, diğer gezegenlerin, yıldızların, dağların, denizlerin, ormanların, bitkilerini hayvanların, kısacası cosmos’da varolan her şeyin, az ya da çok, şairi etkileyen bir enerjisi vardır. Yalnız bu dışsal enerji etkileri, her ne kadar kuvvetli ve harekete geçirici olsa da, yaratıcılığın asıl kaynağı içte: Bilinçaltındadır. Şiir adına şairin görevi dışta alınan enerjiyi içte varolan enerjiyle yoğurup, bütün kapasitesiyle şiirin oluşumuna katılmak ve kuşağının, konumunun, koşulların, karakterinin, fizyolojik özelliklerinin ve yaşadıklarının onu yazmaya sevkettiği şiiri (şiir serisini) yazmak.

Devamı...      

BEYAZ BİSİKLETLER, YANAK YANAĞA ÜÇ KEZ YA DA BİR BATI AVRUPA YOLCUĞUNDA DÜŞÜNCELER

_ Bora Ercan

ilk kez gidilen bir şehre hangi saatte girmeyi tercih edersiniz. İnsanlar uykuda ya da sabah telaşındayken; akşam koşuşturmasında ya da gece eğlence saati başlarken gibi onlarca seçeneğiniz vardır; ama bu karşılaşmalar da çoğu zaman rastlantılara bağlıdır. Ben, ilk kez gittiğim bir şehre sabah 5-6 gibi girmeyi tercih ederim. O saatte şehri koklamak, şehre dokunmak başka bir duygudur. Bu, şehrin sizi tanıması için de güzel bir fırsattır. Eski Delhi sokaklarında, daha gün aydınlanmadan bir işçi kahvesinde sütlü çay içerken, karşımda bir ineğin dünyaya bir buzağı getirmesine tanık olmak, başka hangi saatte böylesi mükemmel duygular ve çağrışımlar yaratabilir. O saat toplumun en alt tabakasının güne başlama saatidir. Nitekim, Londra ya da Paris metrosunda sabah altı buçukta saf beyaz İngiliz ya da Fransız görmek düşük bir olasılık; sabah işine yetişmeye çalışan çoğunluk, beyaz olmayan ve temizlik, hamallık gibi işleri yapanlardır.

Devamı...      

BİR EYLEM, BİR BİLDİRİ (1994)

"Bir eylem niteliğini siyasal gruplar ya da kişiler tarafından yapılmasından değil, içeriğinden alır. Geçtiğimiz cuma günü gördüğümüz eylem ise, bir eylemi siyasal içeriğinin boşaltılmasına örnektir. Somut kazanımlar hedeflemekten uzak, yalnızca eylem olsun diye yapılan bu yürüyüşün pek çok öğrencinin gözünde ne için olduğu belirsizdi. Öğrencilerle bağ kurmaktan uzak bu tür eylemler olsa olsa depolitizasyona katkıda bulunuyor.. "

Devamı...      

BEKİR HARPUTLU İLE BİR KONUŞMA (1974)

_ Nurettin Çalışkan

Bir dönem FKF yönetimi köylülerle ilişki kurma ve köylü mücadelelerine katılmayı rastlantısal olmaktan çıkarmak için bir dizi çalışmanın içine girdiler. Köylülerin içinde bulundukları koşulları daha iyi algılamak, diğer kesimlerle ilişkilerini ve çelişkilerini daha iyi yorumlamak ve kırlarda sınıf mücadelesinin tahlillerini yapmak için köylerde yaz çalışmaları örgütlediler. ODTÜ Öğrenci Birliğinin düzenlediği yaz çalışmaları konusunda , o dönemde yayınlanan , Öğrenci Birliği Haber Bülteni ODTÜ'de, Bekir Harputlu ile bir söyleşi yapıldı. Kendisi ile yapılan konuşmada Harputlu şunları söylüyordu.

Devamı...