ODTÜ TARİHÇE ÇALIŞMASINA YÖNELİK BİR ÇAĞRI

_ Ali Pekşen

Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin 1980-2000 yılları arsındaki dönemini, kişisel yaşantılardan ve deneyimlerden yola çıkarak anlatmaya çalışan, bir tür öznel tarih yazma çabası olarak nitelenebilecek "ODTÜ TARİHÇE: 1980-2000" adlı kitap çalışması, ilgili kamuoyuna duyurulduğundan beri ne yazık ki beklenen aktif katılım gerçekleşmedi. Öte yandan ODTÜ tarihçesine ilişkin olarak, İzinsiz Gösteri Dergisi'nde Kasım 2004’ten beri yayımladığımız yazılar oldukça fazla okunmaktadır. Bunu ziyaretçi sayısından anlayabiliyoruz. Projenin yeteri kadar iyi tanıtılmaması, henüz aktif ve yaygın bir katılımın sağlanamama gerekçesi olsa bile, bire bir yazma çağrısı yaptığımız kimi arkadaşlarımızda ortaya çıkan isteksizlik, başka nedenlerin varlığına işaret ediyor.

Devamı...      

FİDEL CASTRO RUZ'UN 1 MAYIS 2004 KONUŞMASI

Görünüşe bakılırsa bu kalabalık yeni bir rekor kırmış durumda (Alkışlar ve bağırışlar). Çok sevgili misafirler, sevgili yoldaşlar, Bu, Devrim'in zaferinden bu yana kutladığımız 45. İşçi Bayramı. Hem ülkemizde, hem de ülkemizin dışında önemli olaylar olup bitiyor. Devrim, zafer dolu yoluna her zamankinden daha güçlü ve başarılı bir şekilde devam ediyor. Bunun en son kanıtı 15 ve 22 Nisan tarihlerinde Cenova'da gerçekleştirilen ve devrimimizin diplomasi tarihine geçecek olan toplantılardır.

Devamı...      

“İŞÇİ VE ÇOCUĞU HEYKELİ”

_ Zehra Koç

1976 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne ressamlar ve heykeltraşlar davet edilir. Heykeltraş Mehmet Aksoy bir heykelin meydana getirilişinin bütün evrelerini insanlara göstermek ister ve Antalya Meydanı’nda çalışmaya başlar. Bu çalışma halkın öylesine ilgisini çeker ki, çevresine her gün 20-30 hatta bazen bazen 100 kişiyi bulan kalabalıklar toplamaya başlar. Sürekli kendisine sorular yöneltilmektedir. Dönemin içinde bulunduğu siyasi ortamın da etkisiyle ve Aksoy kendi ifadesiyle “ajite” bir şekilde etrafında toplanan kalabalığın sorularını yanıtlar: “ İşte bu bir işçi. Bu adam emeğiyle geçimini sağlıyor. Bak emek mukaddestir”. İlle de Atatürk heykeli yapılmaması gerektiğini, bir işçinin çok önemli bir toplumsal varlık olduğunu, vazgeçilmez olduğunu anlatır. Bir süre sonra bunları artık onun anlatmasına gerek kalmaz, “sürekli izleyicileri” yanıtlamaktadır soruları: “Bak kardeşim bu işçi, sanki dünyayı kucaklamış gibi duruyor.

Devamı...      

TAHAKKÜMDE NEZAKETİN ROLÜ YA DA NAZİK İKTİDAR ŞEMALARI

_ Mustafa Murat Tatlı

Yukarıdaki fotoğraf Elliot Erwitt’e ait, zaman 1950, mekan Kuzey Carolina’da W.W. Norton&Company adlı müessesenin lâvabosu. Fotoğraf 1988 yılında Londra’da sergilenmiş ve fotoğrafa rastladığım kaynakta, fotoğrafın altına şu söz iliştirilmişti; “Dostlara Adil Davranılır, Düşmanlara Yasa Uygulanır.” (1) Ancak, ne yazık ki, yukarıda sergilenen fotoğraftaki enstantanenin üzerinden elli beş yıl geçti ve elli beş yıl sonra yani günümüzde, tahakküm ilişkilerini yukarıdaki anlık görüntüdeki kadar açık ve net yakalayabilmek fazlasıyla zor. Bir tahakkümü, yukarıdaki fotoğrafın altına iliştirilen sözdeki kadar duru bir ifadeyle açıklayabilmek ise, imkansız. Zaman zor, zaman Arundhati Roy’un Küçük Şeylerin Tanrısı isimli romanının bir yerinde geçen, “Bir insan bir şeyin olduğunu bilmiyorsa, onun bunu hatırlamasını beklemek imkansızdır.”

Devamı...      

IN PROVENCE

_ Lale Ak

It’s a trip to the blue-the so-called Cote d’Azur. It’s a trip to the spring of France- to the green, yellow, pink, burgundy of the Provence…It’s a visit to Matisse, Cézanne, even Van Gogh. It’s a trip to glamorous Mediterranean. In other words, it’s another trip to the south… We arrived to Nice on a rainy day. Disappointing yet expected, we geared into the good mood to explore the city immediately. Then again, we are not so well prepared: Its a Tuesday, and apparently everything is closed on Tuesdays in Nice. No problem: How about a trip to Monaco and Monte Carlo?

Devamı...      

YENİ BİR ÇALIŞMA ALANI OLARAK ETNOMATEMATİK

_ Bora Ercan

"..................Yaralı Diz Deresi ile Çimen Deresi arasında bir yerlerdeyim şimdi. Diğerleri de geldiler, birlikte tomruklardan küçük, gri, kare şeklinde evler yaptık bu gördüğünüz. Yaşamak için kötü bir yol bu çünkü karenin içinde güç olamaz. Kızılderililerin yaptığı her şeyin bir çember içinde olduğuna dikkat ediniz, bu nedenledir ki dünyanın gücü hep bir çember içinde işler, ve her şey yuvarlak olmaya çalışır. Eski günlerde güçlü ve mutlu insanlarken bütün gücümüz bize ulusun kutsal halkasından gelirdi, ve kutsal halka kırılana değin halkımız ilerledi, gelişti. Çiçekli ağaç bu halkanın yaşayan merkeziydi ve dört yönün çemberleri onu beslerdi.

Devamı...      

SİHLER, AMERİKALILAR VE TÜRKİYELİLER YA DA SOSYAL POLİTİKALARIN SONU

_ Ali Can Şener

Hindistan’ın en önemli etnik gruplarından biri de ülkenin batısındaki Pencap eyaletinin çoğunluğunu oluşturan Sihlerdir. Amritsar kentinde bulunan ünlü Altın Tapınak Sihlerin kutsal yerlerinin başında yer alır. Sihlerin inanışları gereği bedenlerindeki kılları kesmemeleri gerekmektedir. Gerçi ABD ve Avrupa’da yaşayanların bazılarının bu kurala uymamaya başladıkları da bir gerçektir ancak, aslan tüyünü kesmez, derler onlar. Erkekler upuzun saçlarını tepelerinde topuz yapar ve sarık takarlar. Bu halleriyle bizim Osmanlı padişahlarını andırırlar az da olsa. Kısacası siz bir Sih’i gördüğünüzde hemen onun Sih olduğunu anlayabilirsiniz.

Devamı...      

KLİTORİS’İN KEŞFİ

_ Bora Ercan

Kadın bedeninin en ilginç organlarından biri şüphesiz klitoristir. Dişi memelilerde bulunan bu cinsel organ, vajinanın dış dudakçıklarının (labia majora) aralanmasıyla ortaya çıkan iç dudakçıkların (labia minora ) hemen üzerinde gözle görülebilecek büyüklükte bir yumrudur. Farklı bedenlerde büyüklüğü değişiklik gösterse de cinsel ilişki ya da mastürbasyon sırasında d/irileşir. İşin diğer bir ilginç yanı da klitorisin penisle olan benzeşimidir: İkisi de aynı dokudan oluşur. Nitekim, şu sıralar hakkında yapılan sinema filmi vizyona girecek olan Dr. Alfred Kinsey kiltorisi “ the phallus of the female” yani kadının penisi olarak tanımlar. Bununla birlikte, klitorisin organsal işlevinin cinsel haz verici olması onu daha da çekici kılar. Cinsellik konusunda uzman bir psikolog olan Dr. Jude Cotter kadınlara yaptığı konuşmalarda “Tanrı sizin orgazm olmanızı istediği için bu oganı size bahşetti” demiştir.

Devamı...      

İZİNSİZ GÖSTERİ'DEN

_ İzinsiz Gösteri

İzinsiz Gösteri’nin 2., 3., 5., 7., 11., 13., 17., 19. , 23., 29., 37. ve 41. sayıları yayımlandı 2004 Şubat’ından bu güne. Sırada 43., 47., 53. ve 59. sayılar var, sonrası asal asal devam edecek. Bu şekilde bir dergi numaralandırılmasının altında bu ülke insanlarının sayılarla zorunlu bir şekilde saçma sapan (bürokratik) ilişkilerinin bir çeşit ironisi yatıyor. Değil mi ki 657, 1402, 2911 ve daha nice sayılar sadece birer sayı olmanın ötesindedir bu topraklarda. İzinsiz Gösteri öncelikle bir düşünce dergisi. Bizim hakkımızda kimi sitelerde çıkan kısa tanıtma yazılarında bağımsızca ya da hiçbir kuruma bağlı olmadan yayımlandığımız vurgulanmış. Bu bizi mutlu etti. Evet bağımsızız ya da özgürlüğe bağımlığız.

Devamı...      

ASYA KALKINMA BANKASI (AKB): NEDİR, NE DEĞİLDİR?

Asya Kalkınma Bankası’nın (AKB) 38. Yıllık Guvernörler Toplantısı 4-6 Mayıs 2005 tarihleri arasında İstanbul, Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde düzenlenecektir. Bankanın 62 üyesi bulunmaktadır. Üyeleri arasında 42 Asya ülkesinin dışında ABD, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Norveç, İsviçre ve Avrupa Birliği’nin 13 üyesinin bulunması dolayısıyla AKB'yi bölgeselden ziyade küresel bir yapı olarak tanımlamak daha doğrudur. Türkiye AKB’nin üyesi olmakla birlikte ulusal düzeyde borç alan ülkeler statüsünde bulunmamaktadır.

Devamı...