DECCAL

_ Gürkan H. Kılıçarslan

Uyarı: Bu yazı son derece ciddidir. Gülesiniz diye yazılmamıştır. Yazıya konu olan gerçel veya sanal tüm şahıslar sadece konulara örnek teşkil etsin diye alınmışlardır. Kısacası bu yazı tamamen hayal mahsulu olup gerçeklerle zerre kadar alakası da yoktur. Ama alakası olmadığı kadar da ciddidir. Tüm semavi ortadoğu dinleri ve hatta başka birtakım dinlerde açık veya kapalı ifadelerle ahir zamanda Mesihler ile beraber önce veya sonra değişik isimler ve amaçlar altında bir karşıt yaratığın ortaya çıkacağından bahsedilir. Çeşitli İslam kaynaklarının “Deccal” olarak tanımladığı bu yaratığın Hıristiyan dininde karşılığı “Anti-Christ” veya “beast” yani bir acayip korkunç yaratık veyahut İsa’nın Karşıtı’dır. Gerçekte İslam’ın ilk ve tartışmasız referansı olan Kur’an’da Deccal diye birşey yoktur. Hatta İsa Peygamber’in kıyamete yakın bir tarihte geleceği bile açık bir ifade olarak yer almaz da, sadece kimi yorumcular kimi meallerde sadece bir ayeti İsa Peygamber’in gelişine yorarlar. Ama Deccal veya kurtarıcı Mehdi hakkında hiçbir açık ifadeye Kur’an’da rastlanmaz.

Devamı...      

OTUZ BİR üzerine Terennüm

_ Nurettin Çalışkan

Otuz birinci sayıya gelmişiz, asal olarak. İzinsiz gösteri adına uygun bir sayı hazırlamak gerekti, sanki ayarlamış gibi de Şubat ayına düşmüş 31. sayımız. ODTÜ tarihçe de yazı bekler sonra... Uzunca bir 31 Şubat örgütü yazısı iyi giderdi belki ama, efsanesi kalmazdı o zaman... 31 sayısı on birinci asal sayıydı, sonra bazı ayların gün sayısıydı da. Peki başka? Tavlada bir oyun Tavla, iki farklı renkte on beşerli pullar, iki zar ve bir tabla ile oynanan bir oyundur. Daha çok emeklilerin ve erkeklerin kahvelerde oynadığı bir oyun olsa da, yakın zamanda cafelerde ve merkezi yerlerde kurulu kahvelerde kızlar da (henüz kız kıza değil belki ama) oynamaya başlamışlardır. Tavla avare zamanın ve avare insanların oyunu olarak bilinse de oyun sırasında çıkarılan sesler ve edilen küfürler, insanın içindeki hırs ve stresi yok etme özelliğine de sahiptir. Rekabetin boyutunu ve oyundaki durumu, taşların tavlaya vurma şiddeti ile anlaşılabilir. Şiddetin ve sertliğin olduğu bir erkek oyunudur tavla.

Devamı...      

“MARJiNALiTEYi KABULLENiŞ TEKNiKLERi” VE ADORNO’DA “HOŞGÖRÜLÜ İKTİDAR” KAVRAMI ÜZERİNE

_ Mustafa Murat Tatlı

Burjuva hoşgörülüdür oysa ;” der Adorno, “İnsanları oldukları gibi sever, çünkü onların olabileceklerinden nefret etmektedir.” Belki de, Robert Musil “Niteliksiz Adam” adlı eserinde başkişi Ulrich’e, “olasılık duygusu, olabilecek başkaca herşeyi de düşünme ve olanı olmayandan daha çok düşünmeme yeteneği diye tanımlanabilir.” dedirtirken, Adorno’nun Minima Moralia’da bahsettiği olasılık-karşıtı iktidarın psikolojisini en iyi şekilde çözümler. Adorno’nun ‘iktidar’ı, ‘olan insan’a hoşgörü gösterip ‘olası insan’dan nefret ederken, “...(olası bir yaşantı), içinde çok tanrısal bir yan, bir ateş, bir kanatlanma, bir inşa iradesi ve gerçeklikten ürkmeyen, ama gerçekliği bir görev ve yerine getirilecek bir buluş olarak da ele alan, bilinçli bir ütopizmi de içerir.” diyen Ulrich’in engin deneyimine itibar eder. Öyle ki, iktidar olası bir yaşantıyı gerçekte yaşanılandan daha net görür denilebilir.

Devamı...      

SAHİBİNİ BULAMAYAN EMANET

_ Bora Ercan

1980’lerin sonuydu. 2.Yurt 509 No’lu odada, böcek popülasyonunun dengelenmesi için onca yıldır yapılmamış olan ‘dip temel’ temizliği yapmaya karar veriyoruz. Yıllardır yerinden oynamayan çalışma masalarının ve dolapların aralarının ne durumda olduğunu tahmin edersiniz, ancak o an orada bizi başka bir sürpriz, biri elbise dolaplarının altına, diğeri de çalışma masalarının arasına özenle yerleştirilmiş iki kitap bekliyordu. Bu kitaplardan birini ben, diğerini de odadan başka bir arkadaşım aldı. Bendeki kitap ise onca baskınlardan, aramalardan, yollardan sonra kitaplığımda güven içinde gerçek sahibini arıyor.

Devamı...      

İKİ FOTOĞRAF: GORBAÇOV ODTÜ'DE VE HALAY

_ Yunus Özkazanç

İlk bakışta Bruegel’in bir tablosuymuş gibi duruyor bu fotoğraf.. Öylesine canlı ve devingen. Sanki o an orada donmuş değil: öncesi ve sonrasıyla var. Hep bir adımla, aynı ritmlerle halaya durmuş olan bu coşkulu kalabalığın hiçbirinin adımlarının birbirine uymamasının güzelliğini algılıyor insan. Fotoğraf siyah beyaz ancak kışın bütün renkleri var: bereler, atkılar, kabanlar, kel ağaçlar. ODTÜ’de yeni bir dönemim başlangıcı olduğu belli yüzlerin rahatlığından. Yıl 80 sonları ya da 90 başları olmalı. Bakışlar, ifadeler öyle söylüyor. İnsanlar birbirine sarılmış. Bir duygudaşlık var. Kolay kolay yakalanamayacak bir şey bu.

Devamı...      

BİR İLAN: ODTÜ ÖĞRENCİ DERNEĞİNE ÜYE OLALIM (1987)



Devamı...      

ALIŞILMADIK SEX DENEYİMLERİ

_ Can Başkent

Abasiophilia: Cinsel ilginin topallara, kötürümlere yönelmesi. Acousticophilia: Cinsel heyecanın seslerden kaynaklanması. Acrophilia: Yükseklikten ya da yüksek yerlerden cinsel haz alma. Acrotomophila (ya da Acrotometophilia): Bacağı ya da kolu kesik kişiye yönelen cinsel istek. Actirasty: Güneşin doğmasına, güneş ışınlarına yönelen cinsel istek. Acucullophilia: Sünnetli erkeklere duyulan cinsel arzu. Adolescentilism: Yetişkin takliti yapmaktan ya da kendisine yetişkin gibi davranılmasından cinsel tat almak. Aelurophilia: Kedilerle mutlu olmak..

Devamı...