KARMAŞIKLIĞIN GİZEMİ - III (SON)

_ Gediz Akdeniz

Hermes’e göre güneş evrenin görülebilen tanrısıydı. Yerle birlikte bizleri güneş etrafinda dönmeye kul eden bu gizemdi. Kütle çekim kuvveti evrenin önemli sırlarından biriydi. Galileo bu sırrın izlerini denizden esen rüzgarla salınan şamdanda, samdana sıkıca tutunmus olan dört meleği önemsemeden bulmuştu. Evren güneşin yeni hükümdarları olduğunu insanlara duyurulması için Galileo’yu seçmisti de, Galileo’ya meleklerin yontusunu yapmış olan ustanın nasırlı el emeğini yok saymasını fısıldamış mıydı? Yontu ustasının nasırlı ellerine kim haksızlık yapıyordu? Evren mi insanın aklı mı?

Devamı...      

ODTÜ'DE DEVRİM YAZISI

_ Nurettin Çalışkan

1959 yılında Ocak ayının ilk günlerinde, Küba’da Batista diktatörlüğü yıkılıyor ve iktidar “26 Temmuz Hareketi” önderliğinde halkın eline geçiyordu. Meydanlar devrim kutlamasını yaşayan kalabalıklarla doluydu. İnsanlar dans edip şarkılar söylüyorlardı. 4 Ocak günü Castro çalışanların işlerinin başına dönme çağrısı yapıyordu. “Bu günden itibaren devrim şenlikleri bitmiştir; yarın herhangi bir işgünü gibi işbaşı yapılmalıdır.” sözlerinden sonra güne uygun sloganı atıyordu, “tembelliğe hayır, çalışmaya evet”. Castro’nun bütün konuşmasını can kulağı ile dinleyen topluluk, liderlerinin bu istemine katıldıklarının göstergesi olarak sloganı tekrar ediyorlardı. Liderlerinin konuşmasından aldıkları heyecan ile eller balyoz hareketli, sesler tekrarlarda gürleşerek atılıyordu sloganı: “tembelliğe hayır, çalışmaya evet”.

Devamı...      

ABD SEÇİMLERİNİN ARDINDAN

_ Kemal Acim

(...)Seçim ertesinde Amerika Demokratların neden kaybettiklerini, bundan sonra ne yapmaları gerektiğini konuşuyor. Tezler genellikle Demokratların halktan uzaklaştıkları, ahlak gibi konularda halkın önemli bulduğu konuları gözardı ettikleri düşüncesi etrafında yoğunlaşıyor. Kerry dincilerin kulaklarına hoş gelen şeyler söyleseymiş, seçimin sonucu böyle olmazmış. Bunları söyleyenler yalnızca Cumhuriyetçiler değil; birçok Demokrat da aynı görüşü paylaşıyor. Demokrat Parti'yle Cumhuriyetçi Parti arasındaki farklılık her geçen gün biraz daha azalıyor. Demokrat Parti'nin ekonomik ve toplumsal adalet ilkelerinden uzaklaştığını ve uzaklaştıkça küçüldüğünü belirten Demokrata rastlamak gün geçtikçe zorlaşıyor. Demokratların halkın yararına yapmak istedikleri her şey yarım yamalak, yarı gönüllü, halktan kopuk şeyler olduğu için, Cumhuriyetçiler tarafından daha işin başında engelleniyor.

Devamı...      

MATEMATİK KORKUTUR

_ Nurettin Çalışkan

Ülkemizde çıkan matematik kitaplarının isimlerinde ki ortak konu "korku" olmuştur. "Kim korkar Matematikten", "Matematik ve Korku", ya da Türkçe’ye çevrilen "Bir Matematikçinin Savunması" isimli kitaplar, matematik ile uğraşanların farkına vardıkları bir olguyu belirler. Matematiği sevdirmeye çalışmak asıl amaçları olmuşsa da, kitap içinde sözü geçmeyen korku kavramını kitap ismi olarak kullanmışlardır. Korku kavramının kullanımının altında yatan neden, matematiğin korkuttuğu ve insanların matematikten korktuğudur.

Devamı...      

AMELİZM, FALAN FİLAN

_ Anarkom

1995 yılı Ağustos ayıydı. Dağ rehberi olarak işe başladığım, sonra turist rehberi olarak çalışmaya devam ettiğim şirketin bürosunda oturuyor ve bunalıyordum. Çünkü içeride dört adet kadın ve bir de köpek vardı ve bunlar bir insanın kafasını ütülemesi için yeterli gibiydi. Kakara kikiriler ve ağır feminel muhabbet oradan hızla fırlayıp kaçmama neden olmuştu. Eh, o kadar kadın bir araya gelmişse toşakoğlanı olmamak için de erkekliğin onda dokuzundan yararlanmakta fayda görüyordum. O hızla ve nedenini sorgulamak konusunda bilinçsiz olduğumu gizlemeyerek ODTÜ’ye gelmem bir tesadüf müydü ya da tarihin istekli bir cilvesi miydi söylemek zor, ama MM kantinine vardığımda dünyanın gidişatında bir değişiklik olacağının müjdecisi belki de bir martı olarak gökyüzünden bize gülümsemişti (ama o martı dahil bu olay kimsenin ipinde miydi, kesin bir şey söylemek zor).

Devamı...      

TÜRKİYE’DE EDEBİYAT PSİKOSOSYOLOJİSİNİN EKSİKLİĞİ ÜZERİNE

_ Bora Ercan

Olay ve olguları anlamak ve açıklamakta en önemli yollardan biri de olay ve olgular arasında neden-sonuç ilişkileri kurmaktır. Bu ilişki bir şekilde diyalektik bir sürecin de tetikleyicisi ve sürdürümcüsüdür. Ülkemizde gerek gündelik yaşantıda gerek siyasal yaşantıda ve gerekse bilim, sanat ve kültür yaşantısında bu ilişkinin, ne yazık ki, tek yönlü olduğunu görüyoruz. Sonuçlarla ilgileniliyor hep, nedenler ikinci planda. Hatta bir nedenselleştirme süreci daha başlangıç aşamasındayken başka bir sonuç ortaya çıkıyor. Bu topraklarda yetişmiş ve hala daha bu topraklarda yaşayarak dünya çapında bir yeri olan sporcu, biliminsanı, sanatçı vs., sayısının genel nüfusa oranının azlığı bile bir sonuçtur örneğin, ancak bunun nedenlendirilmesi, sorunsallaştırılması ve çözümlenmesi gerçekleşmemektedir. Bu kısa denemede bir açıdan böyle bir şey yapmaya çalışacağım.

Devamı...      

KARANLIĞIN SOL ELİ İLE KIŞ'A DOĞRU BİR YOLCULUK: BU GEZEGENDEN VE KENDİNDEN GÖÇME İSTEĞİNE İLİŞKİN İÇ OKUMALAR

_ Zehra Koç

Gethen, “Kış”. Dondurucu, belki de hiç “bilmediğiniz” bir soğuğun içindesiniz. Ortamın rengi kül renginden, toprak rengine, toprak renginden donuk bir kızıla, kızıldansa beyaza evriliyor. 83 gezegenden ve 3000 devletten oluşan Ekumen Birliği evrene hakim. Amacı, gezegenler arasında ticareti, iletişimi ve uyumu geliştirmek. Ekumen hükmederek değil, işbirliği ilkesiyle işliyor. Hiç bir yasa koymuyor, kararlar emirle değil danışma ve rızayla alınıyor. Kış... Kirli bir griden beyaza doğru evriliyor gökyüzü. Tenim ve hatta saçlarım soğuktan bembeyaz kesilmiş. Yüreğimin sıcaklığını bile hissedemiyorum artık, hatta atıyor mu onu bile bilmiyorum... Bedenimin kıvrımlarında hissettiğim kırınımlar, bir süre sonra gerçeğe dönüşüyor... Gözlerimin önünde ufalanan parmaklarım, toza dönüşerek benden uzaklaşıyor...

Devamı...      

BOYALI KUŞ

_ Ali Sarıgül

Ornitologlara* göre, bir karga sürüsünün içine, aynı sürüye ait beyaza boyanmış bir karga bırakıldığında, bu farklı renkteki birey, diğer kargalar tarafından derhal imha edilmekte ya da sürünün dışına atılmaktadır. Benzer duruma diğer hayvan sürülerinde de rastlanılmaktadır ki bu davranış biçimi genelde sürüye özgüdür. Kendisi de nihayetinde bir sürü olan insan toplumunda da benzer davranışlar görülmektedir. Sosyal psikolojideki, bu sürüye yabancı olanı dışlama güdüsünü ünlü Polonyalı yazar Jerzy Kosinsky Boyalı Kuş adlı romanında ele almıştır. İnsan toplumları, kadim zamanlar boyunca farklılık gösteren bireylere ve yabancılara hep düşmanca davranmış ve farklı olana daima “boyalı kuş” muamelesi yapmış, bu “beyaz kargaları” yok etmiş ya da en ılımlı davranış olarak dışlamıştır.

Devamı...